|
Tweet |
Türkiye’nin, ekonomik büyüme modelinde;
kritik bir kırılma noktasına gelindiğine dikkat çeken
Dış Ticarete Yön Verenler Derneği (Dışyönder) Başkanı Dr. Hakan Çınar,
sanayide yaşanan zayıflamanın, sadece ekonomik değil;
aynı zamanda, stratejik bir risk olduğunu vurguladı.
Çınar, yaptığı açıklamada;
bir ülkenin kaderinin, yalnızca ne kadar ihracat yaptığıyla değil;
ne ürettiğiyle belirlendiğini belirterek,
“Üretim kapasitesi ve üretimin niteliği,
refahın ve dış dengenin, temel belirleyicisidir.
Bugün geldiğimiz noktada;
sanayideki gerileme,
Türkiye’nin; üretim gücünü kaybedip kaybetmediği sorusunu,
gündeme getirmektedir” dedi.
Pandemi ve küresel krizler sonrası,
üretimin yeniden stratejik bir alan haline geldiğini ifade eden Çınar;
Batı dünyasının, tedarik güvenliği ve stratejik özerklik hedefleri doğrultusunda;
sanayiyi, yeniden merkezine aldığını belirtti.
“Üretim, artık sadece bir ekonomik faaliyet değil;
aynı zamanda, ulusal güvenlik ve rekabetçilik meselesidir.
Avrupa Birliği başta olmak üzere;
gelişmiş ülkeler, sanayiyi korumak ve güçlendirmek için
yeni politikalar geliştirmektedir.”
Türkiye’nin temel yapısal sorunlarından birinin;
üretimde dışa bağımlılık olduğunu ifade eden Çınar,
özellikle; ara malı ithalatının yüksekliğine, dikkat çekti:
“Merkez Bankası verilerine göre;
ithalatın yaklaşık dörtte üçü, ara mallarından oluşuyor.
Bu tablo;
üretim arttıkça, ithalatın da arttığı ve
dış dengenin bozulduğu bir yapıyı, ortaya koyuyor.
Bu durum;
‘çok çalışıp az kazanma’ riskini, beraberinde getiriyor.”
Çınar,
bu nedenle; üretimin miktarından çok,
yerli katma değer oranının artırılmasının, kritik olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin; sürdürülebilir büyüme için
üretim modelini, yeniden kurgulaması gerektiğini belirten Çınar;
çözümün, yüksek katma değerli üretimden geçtiğini söyledi:
“Bugün dünyada kazanan model,
sadece üretmek değil;
teknolojiyi geliştirmek, standartları belirlemek ve
güçlü bir tedarik ekosistemi kurmaktır.
Türkiye’nin ihtiyacı,
düşük maliyetle üretmek değil;
yüksek katma değerle üretmektir.
İşte bu sebeple;
Türkiye’nin önünde, iki seçenek bulunuyor.
Ya, düşük ve orta teknoloji ile rekabet etmeye devam ederek;
marjların giderek eridiği bir alanda kalacağız;
ya da, üretimi;
teknoloji, katma değer ve yerli girdi ekseninde yeniden tasarlayarak;
bir üst lige çıkacağız.
Üretimden uzaklaşan bir ekonomi, sürdürülebilir refah üretemez.
Türkiye’nin kalıcı çözümü; üretimdir.”