NATO toplantısı bitti; yansımaları sürüyor. Elbette daha doğal bir şey yok. Fakat dünyayı fethettiğimiz havasını oluşturmak ne kadar rasyonellikle bağdaşıyor, onda şüpheliyim. Ülkeyi yönetmenin gerçekler değil, algılar üzerine kurgulandığı bir yapıda, umarım hayal kırıklıklarımızın faturası rahatsız edici olmaz.
Sonrasındaki yansımalara baktığınızda kötü geçmiş bir toplantı diyebilir miyiz? Bence değil. Ama ortada bir başarı hikâyesi var mı, işte bu tartışılır. Çünkü bize coşku verip gidenlerin, burada kalan temsilcileri sanıyorum ya gözümüzü boyamak istiyorlar ya da gaz veriyorlar.
O kadar ilginç bir koro oluştu ki, F35’leri arıyoruz, carry trade parasına sevinir hale geliyoruz; Trump bizi seviyor; en çok bizi seviyor; hatta bizi seviyor ve yine bizi seviyor. Fakat biz Trump’ı seviyor muyuz; tartışılır.
Gözümüzün içine baka baka İsrail güzellemesi yapılıyor; rahip meselesi hatırlatılıyor; ama para gelecek, bizim yine mutlu olmamız gerekiyor vesaire vesaire. Türk Devleti’nin bin vakur duruşu vardır. Bunu bile unuttuk. Çaldığımız mehterin etkilerini tartışıyoruz. İsrail’e ortak olmuş Yunanistan gerçeğini unutmuş, yürüyüş üzerinden magazin yapıyoruz.
Birebir aynı olmasa da bu coşku neyi hatırlatıyor? Hani Şimşek’in ilk göreve geldiği zamandı. Uzakdoğu’dan başlayıp Londra’ya kadar dolaştı ve eli boş döndü. Sonra para bulacağını düşünerek kendisini Körfez’e attı ve yine nasihat aldı.
Zorlaya zorlaya bir anlaşma imzalandı, 50 milyar dolarlık projelere bağlı prensip anlaşması, bize 50 milyar dolar geldiği gibi anlatıldı. Yıl 2026 ne projeler var ortada, ne de gelen bir para. Carry trade parasına sevinen bir ekonomi yönetimi seviyesindeyiz.
Tekrar NATO toplantısına dönersek, ne oldu? Trump çıktı İran ile müzakerelerin sonlandırılacağını açıkladı. Sonra İran’da bir nokta vuruldu. Herhangi bir yer değildi. “ABD'nin İran'ın Gülistan eyaletinde Çin ve Rusya ile yapılan ticarette kullanılan Akteke Han demir yolu köprüsüne seyir füzeleriyle saldırı düzenlediği açıklandı.” Üstelik Fars Haber Ajansı tarafından…
Peki bunun özelliği neydi? Haberden aktaralım: “Köprünün Çin-Kazakistan-Türkmenistan-İran uluslararası demir yolu koridoru üzerinde bulunduğu, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Şian’dan Tahran’a uzanan güzergahın bir parçasını oluşturduğu ve Rusya’nın da 2025 sonlarından itibaren İran’a yük sevkiyatında bu hattı kullandığı belirtildi.”
Yani Rusya’yı, İran’ı ve Çin’i aynı anda sarstı. Hemen gün içinde Trump ne açıklama yaptı? İran anlaşmak istiyor. Öyle mi bilinmez ama bu amacına ulaşıp, sonra eski pozisyonunu almak isteyen insan görüntüsü veriyor.
Bu mesele Rusya’yı kızdırır mı; evet. Peki başka ne oldu? Hani şu F35 meselesinde… Atilla Yeşilada’nın kulislere dayandırarak aktardığı analize göre mesele aldım – verdim noktasında uzakta. S400’lerin depolanması ya da bir başka ülkeye verilmesi ABD cephesinde istenmiyor. Rusya’ya iadesi söz konusu olacaktır. O zaman belki F35 gelip, uygulanan CAATSA yaptırımlarının dışına çıkabileceğiz.
Hadi dön şimdi Rusya ile hallet işini… Türkiye’de gerçekleşen bu oyun içinde saldır, anlaşma yolu yap, ardından da şartlı F35 ve yaptırım meselesini ortaya koyup, Rusya ile Türkiye’yi karşı karşıya getir ve aradan sıyrıl.
Şimdi sizce burada bizim bayram mı yapmamız gerekiyor, pirincin taşını mı ayıklamamız. Varın kararı siz verin. Ya da vermeyin, ben eğlencenizi bölmeyeyim.