romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort istanbul escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort hava durumu betturkey beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...



'Yerli üretimi artıramazsak; Türk sanayicisi, ithalatçıların parmağında oynattıkları oyuncağa döner'


facebook-paylas
Güncelleme: 09-07-2026 17:31:40 Tarih: 09-07-2026 16:43

'Yerli üretimi artıramazsak; Türk sanayicisi, ithalatçıların parmağında oynattıkları oyuncağa döner'

 

Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF);
Adana’nın Ceyhan ilçesinde, mülkiyeti BOTAŞ’a ait arazide;
özel sektör kuruluşlarıyla risk paylaşım modeliyle inşa etmeyi planladığı

petrokimya kompleksi yatırımından vazgeçilmesi,

plastik sektöründe hayal kırıklığı yarattı. 

 

TVF’nin kararı sonrasında,

sektörün yerli hammadde üretiminde yaşadığı sorunları değerlendiren

Menemen Plastik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (MPİOSB)

Yönetim Kurulu Başkanı Salih Esen;
Türk plastik sektörünün dünyanın 6’ıncı,

Avrupa’nın ise; Almanya’dan sonra 2’inci büyük üretim gücü olduğunu hatırlatarak;

“Üretimde, istihdamda ve ihracatta,

böylesine hayati işlev yüklenen plastik sanayicisi;
ithal hammaddeye mahkûm ve

okyanusta adeta tek başına yüzmek durumunda.” dedi. 

 

Türkiye’de, yerli petrokimya üretiminin iç pazardaki payının;

yirmi yıl öncesine kadar, yüzde 25 seviyesinde olduğunu kaydeden Esen;
tek entegre hammadde üreticisi olan Petkim’de üretim yapan fabrikaların

pek çoğunun kapanması ile bu oranın, yüzde 5 seviyesine kadar indiğini vurguladı.

 

Bilgi, sermaye ve teknoloji yoğun olan petrokimya yatırımlarının;
tüm dünyada, doğrudan devletler ya da

devletlerin içinde olduğu konsorsiyumlar tarafından yapıldığına dikkat çeken

MPİOSB Yönetim Kurulu Başkanı Salih Esen, şu değerlendirmeyi yaptı:

 

“TVF öncülüğünde,

sektörün hammadde tüketicisi şirketlerinin de yer aldığı

bir risk paylaşımı modeliyle kurgulanan entegre petrokimya yatırımını;
büyük merakla ve heyecanla bekliyorduk.

 

Mülkiyet sorunu olmayan bir arazide,

Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu dahi; alınan bu projeden;
neden ve niçin vazgeçildiğini, anlamakta zorlanmaktayız.

 

Türkiye, her yıl;

15 milyar doların üzerinde petrokimyasal hammadde ithal ediyor. 

ABD-İran savaşının ardından;
fiyatların dolar bazında, iki kata yakın artması ile

ithalatımız; bu yıl, 25 milyar dolara yaklaşacak.

Türkiye bu özelliği ile

Çin’den sonra dünyanın ikinci büyük ithalatçısı konumunda.

Çin’in üretim ölçeğini dikkate alırsak;
ekonomik ölçeğimize göre ithalatta, dünya lideri konumdayız. 

 

Türkiye, bu şekilde; imalat sanayisini ayakta tutamaz.

Bizim kadar yüksek üretim hacmine sahip olup,

hammaddede bu kadar yüksek oranda ithalata bağımlı, başka bir ülke yok.

 

Mevcut durumu,

ülkemizin ekonomisi için bir bekâ sorunu olarak görmekteyiz.

Çözüm önerimiz;
devletin de içinde olduğu bir yatırım planının,

mutlaka hayata geçmesi yönünde.”

 

Salih Esen;
Türkiye’deki “Süper Teşvik”, “Stratejik Teşvik” adı altında verilen teşviklerin,

benzerinin; petrokimya yatırımlarına da verilmesi gerektiğini belirtti.

 

Türkiye’de üretilecek her birim petrokimyasal üretimin;

karşılığı olan dövizin, ülkede kalması ve

cari açığın o oranda azalması sonucunu doğuracağını sözlerine ekleyen Esen,

“Ülkemizde en süper teşvik sistemi neyse;
bu sektörde yapılacak yatırımlara verilmeli.

 

Bu üretime verilecek her teşvik;

üretim, istihdam, ihracat ve katma değer anlamına gelir.” dedi. 

 







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EKONOMİ Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA