|
Tweet |
Vücudun normal fizyolojik işlevlerini sürdürebilmesi için gerekli sıvı dengesinin korunması,
yani; hidrasyon, insan sağlığının temel unsurlarından biridir.
Oruç tutulan Ramazan ayında; bu, daha da önemli hale gelir.
Geleneksel olarak su,
susuzluğu gidermenin en iyi yolu olarak kabul edilir.
Ancak; son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar,
içeceklerin yalnızca su içeriğinin değil;
aynı zamanda, besin ve elektrolit bileşimlerinin de hidrasyon üzerinde belirleyici olduğunu,
bazı besin değeri yüksek içeceklerin, bu konuda en az su kadar,
hatta; bazı durumlarda, sudan daha etkili olabildiğini ortaya koymaktadır.
Son 10 yılda yapılan ve
American Journal of Clinical Nutrition, Nutrients ve
Journal of Renal Nutrition and Metabolism dergilerinde yayınlanan 4 ayrı klinik araştırma,
içeceklerin; vücutta sıvı tutulumu üzerindeki etkilerini incelemiş ve
“İçecek Hidrasyon İndeksi” (Beverage Hydration Index – BHI) kavramı ortaya atılmıştır.
Bu çalışmalar;
süt gibi protein, karbonhidrat ve elektrolit içeren içeceklerin,
vücutta sıvının daha uzun süre tutulmasına katkı sağlayabildiğini göstermektedir.
Söz konusu besin bileşenlerini içeren, ayran ve kefir gibi fermente süt ürünleri de
susuzluğu giderme açısından, son derecede faydalı ürünler olarak; karşımıza çıkmaktadır.
Süt ve süt ürünlerinin, vücuttaki su dengesi üzerindeki etkisine dikkat çeken
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Hami Alpas,
“Sütün içerdiği protein, laktoz ve elektrolit gibi besin bileşenleri,
mide boşalmasını yavaşlatıyor ve sıvı kaybını azaltıyor.
Bu sayede; sıvının daha uzun süre vücutta tutulmasına katkı sağlıyor.
Süt; susuzluğu giderme konusunda,
bazı bilimsel araştırmalara göre; en az su kadar,
bazı araştırmalara göre ise; sudan daha etkili olabiliyor” dedi.
Prof. Dr. Alpas;
ayran ve kefir gibi süt bazlı fermente içeceklerin de
sıvı içeriği ve süte benzer besin bileşimi sayesinde;
susuzluğu gidermede etkili ürünler olduğunu,
bu içeceklerin probiyotik olması itibariyle;
sindirim sağlığı ve genel sağlık için de çok yararlı olduğunu söyledi.
Özellikle Ramazan ayında,
gıda güvenliğine dikkat edilmesi gerektiğine de vurgu yapan Alpas;
tüketicilerin, güvenilir noktalarda satılan
ambalajlı süt ve süt ürünlerini, tercih etmesi gerektiğini söyledi.
Alpas;
“Denetim mekanizmasının tamamen dışında kalan, sokak sütü gibi ürünler;
tüketici sağlığı açısından, risk teşkil etmektedir.
Öte yandan;
ambalajlı ürünler, çiftlikten tüketiciye ulaşana kadar;
her aşamada denetlenmekte, gıda standartlarına uygun şekilde işlenmekte ve
muhafaza edilmektedir.
Bu nedenle;
tüketicilerin, tercihlerini ambalajlı ürünlerden yana kullanmasını öneriyoruz” dedi.
Konuya ilişkin bir değerlendirme yapan
İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu,
ayran ve kefirin, terleme ile kaybedilen su ve minerallerin
yerine konmasına katkı sağlayan, önemli içecekler olduğunu belirtti.
Elmacıoğlu,
ayranın kişinin ihtiyacı olan; vitamin, mineral, protein ve diğer besin öğelerinin
vücuda dengeli şekilde alınmasına olanak sağladığını, ifade etti.
Oruç tutulan Ramazan ayında;
sahur ve iftar arasında geçen sürede,
vücudun sıvı dengesinin korunmasının büyük önem taşıdığını belirten Elmacıoğlu,
bu bağlamda; süt, ayran ve kefir gibi içeceklerin ve
yoğurt kullanılan yemek, çorba, cacık gibi geleneksel ürünlerin
vücudun sıvı alımını desteklediğini, içerdiği protein ve elektrolitler sayesinde;
sıvının vücutta daha uzun süre tutulmasına,
dolayısıyla; hidrasyonun korunmasına yardımcı olduğunu söyledi.
Erişkin tüketicilerin,
süt ürünlerinden uzak durması gerektiği yönünde
son dönemde basına yansıyan söylemleri de eleştiren Prof. Dr. Elmacıoğlu,
bu gibi açıklamaların; bilimsel araştırma sonuçlarıyla çeliştiğini,
söz konusu süt ürünlerinin; her yaştan tüketicinin, beslenmesinde yer alması ve
Ramazan ayında, mutlaka; sofralarda bulunması gerektiğini vurguladı.
Türkiye’de ayran;
hem geleneksel tüketim alışkanlıklarının,
hem de sanayi üretiminin önemli ürünlerinden biri olmayı sürdürüyor.
Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği’nin (ASÜD) verilerine göre;
son yıllara ilişkin üretim verileri incelendiğinde,
ayran ve kefirin, istikrarlı bir büyüme eğilimi göstermesi dikkat çekmektedir.
2023’te, 830 bin tona yükselen ayran ve kefir üretimi;
2024 yılında, bir önceki yıla göre yaklaşık %16 artışla 960 bin tona ulaşarak;
önemli bir büyüme kaydetmiştir.
2025 yılında ise;
ayran ve kefir üretimi %9’un üzerinde artarak, 1 milyon 50 bin ton olarak gerçekleşmiştir.
Bu veriler;
ayran ve kefir üretiminin, son dönemde sürekli artış eğiliminde olduğunu ve
sektörün, büyümeye devam ettiğini göstermektedir.
Üretimdeki düzenli büyüme;
fermente süt ürünlerinin, iç pazarda güçlü talep görmesi ve
süt sanayisinde katma değerli ürünlere yönelimin artmasıyla ilişkilendirilmektedir.
Türkiye’de süt ürünleri sektörü, son yıllarda;
hem üretim, hem de ürün çeşitliliği açısından; dikkat çekici bir gelişim sergilemektedir.
Özellikle; probiyotik yoğurt, protein içeriği zenginleştirilmiş ürünler ile
ayran ve kefir gibi fermente probiyotik süt ürünlerinin,
pandemi sonrası artan sağlık bilinciyle;
her yıl, yaklaşık yüzde 10 oranında büyüdüğü ifade edilmektedir.