|
Tweet |
Antalya’da, turizm hareketliliğinin yaz aylarıyla sınırlı kalmaması;
turizm ve gayrimenkul arasındaki ilişkiyi de yeniden şekillendiriyor.
Manavgat ve Side’de sezonun, Mart sonundan Kasım ayına kadar devam etmesi;
bölgedeki konutların, yalnızca birkaç aylık yaz döneminde değil;
yılın daha geniş bir bölümünde, gelir üretme potansiyelini artırıyor.
Turizm sezonundaki bu uzama,
özellikle; kısa dönem kiralama modeliyle değerlendirilen gayrimenkulleri,
yatırımcıların gündeminde daha fazla öne çıkarıyor.
Bölgedeki, güçlü turist trafiği ve gelişen konaklama altyapısının yanı sıra;
Side’nin tarihi ve doğal değerleri, farklı dönemlerde;
konaklama talebinin canlı kalmasını destekleyen unsurlar, arasında gösteriliyor.
Gayrimenkul ve turizm alanında uzun yıllardır faaliyet gösteren
girişimci Ahmet Tanır;
Manavgat ve Side’de turizmdeki büyümenin,
gayrimenkul piyasasına doğrudan yansıdığını belirterek;
sezonun uzamasının,
yatırım kararlarında önemli bir kriter haline geldiğini ifade ediyor.
Manavgat ve Side’de
gayrimenkul yatırımlarının değerlendirilmesinde;
yalnızca satış fiyatı veya
yaz dönemindeki kira gelirine bakılmaması gerektiğine dikkat çeken Ahmet Tanır;
bölgenin uzun turizm sezonunun,
gayrimenkulün gelir üretebildiği dönemi de genişlettiğini belirtti.
Özellikle; doğru lokasyondaki konutların,
kısa dönem kiralamada daha uzun süre değerlendirilebileceğini söyleyen Tanır;
“Manavgat-Side’de turizm sezonunun uzunluğu,
bölgedeki gayrimenkulleri;
klasik anlamda bir yazlık yatırım olmaktan çıkarıyor.
Sezonun Kasım sonuna kadar uzaması,
yatırımcının gelir hesabını da değiştiriyor.
Artık; bir gayrimenkulün, yalnızca yaz aylarında ne kadar kazandırdığı değil;
yılın ne kadarında gelir üretebildiği de önemli.'' değerlendirmesinde bulunuyor.
Turizmin, yalnızca otel ve restoran sektörünü değil;
gayrimenkul, ulaşım, perakende ve hizmet sektörleri başta olmak üzere;
geniş bir ekonomik alanı beslediğine dikkat çeken Tanır,
‘‘Bölgedeki turist sayısının yanı sıra;
turizm sezonunun uzamasıyla birlikte,
kısa dönem konaklama talebinin de daha uzun bir zamana yayılması;
gayrimenkul yatırımında, kira getirisi odaklı modelleri öne çıkarıyor.
Ancak;
kısa dönem kiralama yatırımlarında, bölgenin yanı sıra;
gayrimenkulün konumu, niteliği ve
yürürlükteki turizm amaçlı kiralama mevzuatının da
dikkate alınması gerekiyor.’’ dedi.
Bölgedeki dönüşüm, yalnızca turizm sezonunun uzamasıyla sınırlı değil.
Manavgat ve Side’nin zaman içinde;
yalnızca tatil yapılan bir destinasyondan,
yaşam ve yatırım kararlarında da
değerlendirilen bir merkeze dönüştüğünü belirten Tanır,
uzun sezon, iklim, doğal ve kültürel değerler ile gelişen sosyal yaşamın,
bu dönüşümü; desteklediğini ifade ediyor.
Bölgede, turizm ve gayrimenkulün;
birbirini besleyen iki sektör olarak, büyümeye devam etmesiyle birlikte;
önümüzdeki dönemde, kısa dönem kiralama gelirinin;
yatırım kararlarında, daha fazla dikkate alınması bekleniyor.