romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
Bugun...



'Çocuklar, tehlikeyi değerlendirmek için büyüklerine bakarlar'


facebook-paylas
Güncelleme: 29-11-2025 01:26:46 Tarih: 23-11-2025 17:12

'Çocuklar, tehlikeyi değerlendirmek için büyüklerine bakarlar'

Prof. Dr. Önder Kavakçı

 

 

Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yaşayan milyonlarca insan,

her sarsıntı sonrası artan kaygıyla; baş etmeye çalışıyor.

 

Uzmanlar;
deprem korkusunun, ‘normal’ sınırları aştığında;

günlük yaşamı ve bedensel sağlığı etkileyen,

bir kaygı bozukluğuna dönüşebileceğine dikkat çekiyor.

 

Deprem korkusunu yönetmenin mümkün olduğunu vurgulayan uzmanlar;
“Sürekli tetikte yaşamak, gerçek bir yaşam biçimi değildir.

İnsan zihni, bu gerilime uzun süre dayanamaz” diyor.

 

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Psikiyatri Uzmanı

Prof. Dr. Önder Kavakçı,

“İnsanlar;

bastıkları toprağın,

içinde bulundukları yuvanın; güvende olduğunu varsayarlar.

 

Eve girdiğinizde rahatlarsınız, emniyettesinizdir.

Deprem, bu en güvende olduğumuz yerle ilgili inançlarımızı, sarsar ve

‘hiçbir yer güvenli değil’ algısına yol açar.” dedi.

 

Kavakçı;

“Küçük sarsıntılar kısa sürede unutulabilir,

ancak; tekrarlayan depremler, sürekli bir tehdit algısı yaratabiliyor.

Böyle durumlarda;
kişi, o anda sarsıntı yokken bile; sarsılıyormuş gibi hissedebilir.

Masanın ya da koltuğun hafif hareketi bile; alarm sistemini tetikleyebilir.” diyor.

 

Uzmanlara göre;
deprem korkusu belli bir düzeye kadar normaldir.

Ancak; belirli sınırları aştığında,

anksiyete bozukluğu veya travma sonrası stres, tepkisine dönüşebilir.

 

Kavakçı; bu durumda görülebilecek belirtileri, şöyle sıralıyor:

 

Sürekli tetikte olma, irkilme veya sarsıntı hissi

 Çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi
 Uyku bozuklukları, kabuslar
 Tahammülsüzlük, huzursuzluk, sinirlilik
 Hissizlik, duygusal donukluk veya boşluk hissi

 

Prof. Dr. Önder Kavakçı;
“Deprem sonrası, bir iki gün süren tedirginlik normaldir.

Ancak; yoğun kaygı, sürekli korku hali ve bedensel belirtiler,

haftalarca devam ediyorsa; profesyonel destek almak gerekir.” diyor.

 

Çocuklar Nasıl etkileniyor? 

 

Kavakçı, çocukların korku tepkilerini yetişkinlerden öğrendiklerini belirtiyor:

 

“Ebeveynler sakin kalırsa;
çocuklar da olayı, daha kolay atlatır.

Ancak; yetişkinler büyük reaksiyonlar verdiğinde,

çocukta; korku ve güvensizlik duygusu artar.” 

 

Medyada; deprem, fırtına veya felaket görüntülerine maruz kalmanın da

çocukların zihinlerinde, derin izler bırakabileceğine dikkat çeken Kavakçı;
ebeveynlere, şu önerilerde bulunuyor:

 

 Çocuklara yaşına uygun, doğru bilgiler verin.

 Korkularını küçümsemeyin, “bir şey olmaz” demeyin.
 Yanında olduğunuzu hissettirin, mümkünse yalnız bırakmayın.
 Televizyon veya sosyal medyadaki yıkıcı görüntülere sınırlama getirin.

 

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi’nden

Klinik Psikolog Mader Bengisu Bilgen,

depremin yol açtığı en önemli sorunlardan birinin;
yaşadığı güvenli alanın tahrip olması nedeniyle,

kişilerin; temel güven duygularının sarsılması

olduğunu vurguluyor.

 

Sarsıntılara sürekli maruz kalmanın veya

artçı sarsıntıların devam etmesinin,

bireyin normal hayata geçişini zorlaştırdığını ve

deprem olma ihtimaline karşı;
tetikte olmasına neden olduğunu belirten Bilgen,

“Güvenli bir ortamdayken ve

üzerinden yeterince zaman geçmişken bile;
abartılı irkilme, en ufak sarsıntı ya da yüksek seste panikleme,

sürekli tehlike varmış gibi

tetikte olma tepkilerinin devam etmesi;

psikolojik sorunların, başladığına işaret edebilir” diyor.

 

Bilgen; deprem olmamasına rağmen, sarsıntı hissetmenin;
aşırı uyarılmışlık ve travma kaygısı belirtileriyle ilişkili olduğunu kaydederek;
uzman yardımı gerektiren durumları, şöyle sıralıyor:

 

“Travmatik tepkilerin şiddetlenmesi ve kişinin işlevselliğini bozması,

belirtiler dolayısıyla;

kişinin yaşam alışkanlıklarına dönmekte güçlük çekmesi ve

dönemeyeceğine dair; kaygılanması.”

(iş, eğitim, ilişkiler ve ilerleyen zamanda hobiler gibi) 

 

Travmanın etkileriyle başa çıkamayan bireylerde,

kalıcı sorunlar görülebileceğine dikkati çeken Bilgen;
“Deprem gibi büyük doğal afetlerden sonra

bireylerde; uyku bozuklukları, depresyon, anksiyete bozuklukları,

yeme bozuklukları, disosiyatif bozukluk, alkol-madde bağımlılığı gibi

psikolojik bozukluklar gelişebilir.

 

Gerekli tedavinin zamanında yapılmaması;
kişilerin, işlevselliğinin sekteye uğramasına ve

sorunların kronikleşmesine neden olabilir” uyarısını yapıyor.

 

Sinir sistemi, ritmik hareketle sakinleşir

 

Bilgen;
travma sonrası iyileşmenin,

bedeni düzenleyerek de başladığına ve

yürüyüş, koşu, bisiklete binme gibi

tekrarlı hareketlerin psikolojik toparlanmayı hızlandırdığına değinerek;

şu önerileri sunuyor:

 

 Günü yeniden yapılandırın.

 Uykuyu mümkün olduğunca koruyun.
 Tanıdık, güvenilir insanlarla bir arada olun.
 Konuşmak istemiyorsanız, duygularınızı;
  yazarak, resim yaparak, ağlayarak, müzik dinleyerek ifade edin.

 

Deprem uzmanı olmayan kişilerin,

astrologların sosyal medya üzerinden tahmin paylaşmasının;
kaygıyı artırarak, ortak korkuyu olumsuz etkileyebildiğine işaret eden Bilgen;
“Depremin yol açtığı, temel güven duygusunun sarsılması nedeniyle;
kişiler, artık; bilgilerin doğruluğunu araştırma yetisini kaybedip,

duyduklarına kolayca inanmaya başlayabilirler.

 

Belirsiz ve güvenilmez paylaşımlar,
temel güven duygusu sarsılan bireylerin;
kolayca yönlendirilmesine ve toplumsal kaygının, derinleşmesine neden olabilir”
diyor.







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SAĞLIK Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA