Bugun...



'Çocuklar, tehlikeyi değerlendirmek için büyüklerine bakarlar'


facebook-paylas
Güncelleme: 30-12-2025 08:04:12 Tarih: 23-11-2025 17:12

'Çocuklar, tehlikeyi değerlendirmek için büyüklerine bakarlar'

Prof. Dr. Önder Kavakçı

 

 

Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yaşayan milyonlarca insan,

her sarsıntı sonrası artan kaygıyla; baş etmeye çalışıyor.

 

Uzmanlar;
deprem korkusunun, ‘normal’ sınırları aştığında;

günlük yaşamı ve bedensel sağlığı etkileyen,

bir kaygı bozukluğuna dönüşebileceğine dikkat çekiyor.

 

Deprem korkusunu yönetmenin mümkün olduğunu vurgulayan uzmanlar;
“Sürekli tetikte yaşamak, gerçek bir yaşam biçimi değildir.

İnsan zihni, bu gerilime uzun süre dayanamaz” diyor.

 

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Psikiyatri Uzmanı

Prof. Dr. Önder Kavakçı,

“İnsanlar;

bastıkları toprağın,

içinde bulundukları yuvanın; güvende olduğunu varsayarlar.

 

Eve girdiğinizde rahatlarsınız, emniyettesinizdir.

Deprem, bu en güvende olduğumuz yerle ilgili inançlarımızı, sarsar ve

‘hiçbir yer güvenli değil’ algısına yol açar.” dedi.

 

Kavakçı;

“Küçük sarsıntılar kısa sürede unutulabilir,

ancak; tekrarlayan depremler, sürekli bir tehdit algısı yaratabiliyor.

Böyle durumlarda;
kişi, o anda sarsıntı yokken bile; sarsılıyormuş gibi hissedebilir.

Masanın ya da koltuğun hafif hareketi bile; alarm sistemini tetikleyebilir.” diyor.

 

Uzmanlara göre;
deprem korkusu belli bir düzeye kadar normaldir.

Ancak; belirli sınırları aştığında,

anksiyete bozukluğu veya travma sonrası stres, tepkisine dönüşebilir.

 

Kavakçı; bu durumda görülebilecek belirtileri, şöyle sıralıyor:

 

• Sürekli tetikte olma, irkilme veya sarsıntı hissi

• Çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi
• Uyku bozuklukları, kabuslar
• Tahammülsüzlük, huzursuzluk, sinirlilik
• Hissizlik, duygusal donukluk veya boşluk hissi

 

Prof. Dr. Önder Kavakçı;
“Deprem sonrası, bir iki gün süren tedirginlik normaldir.

Ancak; yoğun kaygı, sürekli korku hali ve bedensel belirtiler,

haftalarca devam ediyorsa; profesyonel destek almak gerekir.” diyor.

 

Çocuklar Nasıl etkileniyor? 

 

Kavakçı, çocukların korku tepkilerini yetişkinlerden öğrendiklerini belirtiyor:

 

“Ebeveynler sakin kalırsa;
çocuklar da olayı, daha kolay atlatır.

Ancak; yetişkinler büyük reaksiyonlar verdiğinde,

çocukta; korku ve güvensizlik duygusu artar.” 

 

Medyada; deprem, fırtına veya felaket görüntülerine maruz kalmanın da

çocukların zihinlerinde, derin izler bırakabileceğine dikkat çeken Kavakçı;
ebeveynlere, şu önerilerde bulunuyor:

 

• Çocuklara yaşına uygun, doğru bilgiler verin.

• Korkularını küçümsemeyin, “bir şey olmaz” demeyin.
• Yanında olduğunuzu hissettirin, mümkünse yalnız bırakmayın.
• Televizyon veya sosyal medyadaki yıkıcı görüntülere sınırlama getirin.

 

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi’nden

Klinik Psikolog Mader Bengisu Bilgen,

depremin yol açtığı en önemli sorunlardan birinin;
yaşadığı güvenli alanın tahrip olması nedeniyle,

kişilerin; temel güven duygularının sarsılması

olduğunu vurguluyor.

 

Sarsıntılara sürekli maruz kalmanın veya

artçı sarsıntıların devam etmesinin,

bireyin normal hayata geçişini zorlaştırdığını ve

deprem olma ihtimaline karşı;
tetikte olmasına neden olduğunu belirten Bilgen,

“Güvenli bir ortamdayken ve

üzerinden yeterince zaman geçmişken bile;
abartılı irkilme, en ufak sarsıntı ya da yüksek seste panikleme,

sürekli tehlike varmış gibi

tetikte olma tepkilerinin devam etmesi;

psikolojik sorunların, başladığına işaret edebilir” diyor.

 

Bilgen; deprem olmamasına rağmen, sarsıntı hissetmenin;
aşırı uyarılmışlık ve travma kaygısı belirtileriyle ilişkili olduğunu kaydederek;
uzman yardımı gerektiren durumları, şöyle sıralıyor:

 

“Travmatik tepkilerin şiddetlenmesi ve kişinin işlevselliğini bozması,

belirtiler dolayısıyla;

kişinin yaşam alışkanlıklarına dönmekte güçlük çekmesi ve

dönemeyeceğine dair; kaygılanması.”

(iş, eğitim, ilişkiler ve ilerleyen zamanda hobiler gibi) 

 

Travmanın etkileriyle başa çıkamayan bireylerde,

kalıcı sorunlar görülebileceğine dikkati çeken Bilgen;
“Deprem gibi büyük doğal afetlerden sonra

bireylerde; uyku bozuklukları, depresyon, anksiyete bozuklukları,

yeme bozuklukları, disosiyatif bozukluk, alkol-madde bağımlılığı gibi

psikolojik bozukluklar gelişebilir.

 

Gerekli tedavinin zamanında yapılmaması;
kişilerin, işlevselliğinin sekteye uğramasına ve

sorunların kronikleşmesine neden olabilir” uyarısını yapıyor.

 

Sinir sistemi, ritmik hareketle sakinleşir

 

Bilgen;
travma sonrası iyileşmenin,

bedeni düzenleyerek de başladığına ve

yürüyüş, koşu, bisiklete binme gibi

tekrarlı hareketlerin psikolojik toparlanmayı hızlandırdığına değinerek;

şu önerileri sunuyor:

 

• Günü yeniden yapılandırın.

• Uykuyu mümkün olduğunca koruyun.
• Tanıdık, güvenilir insanlarla bir arada olun.
• Konuşmak istemiyorsanız, duygularınızı;
  yazarak, resim yaparak, ağlayarak, müzik dinleyerek ifade edin.

 

Deprem uzmanı olmayan kişilerin,

astrologların sosyal medya üzerinden tahmin paylaşmasının;
kaygıyı artırarak, ortak korkuyu olumsuz etkileyebildiğine işaret eden Bilgen;
“Depremin yol açtığı, temel güven duygusunun sarsılması nedeniyle;
kişiler, artık; bilgilerin doğruluğunu araştırma yetisini kaybedip,

duyduklarına kolayca inanmaya başlayabilirler.

 

Belirsiz ve güvenilmez paylaşımlar,
temel güven duygusu sarsılan bireylerin;
kolayca yönlendirilmesine ve toplumsal kaygının, derinleşmesine neden olabilir”
diyor.







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SAĞLIK Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI YUKARI