|
Tweet |
Üniversitenin dijital dönüşüm vizyonunun bir parçası olarak hayata geçirilen kampüs,
tematik yapısıyla; yalnızca, bilişim alanındaki bölümlere ev sahipliği yapacak şekilde tasarlandı.
İstanbul’un merkezi ulaşım aksları üzerinde konumlanan RUDIC’in,
öğrencilerin; kampüse erişimini kolaylaştıracak biçimde planlandığı belirtiliyor.
Kampüste derslerin önemli bölümünün laboratuvar ortamında yürütülmesi ve
uygulama ağırlıklı bir eğitim modelinin benimsenmesi öngörülüyor.
Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı ve
Bilgisayar Bilimleri Anabilim Dalı Başkanı
Prof. Dr. Taner Çevik;
RUDIC’in kuruluş sürecine ilişkin,
değerlendirmelerde bulundu.
Bilişim alanındaki bölümlerin,
tek bir yerleşkede toplanmasının
bilinçli bir tercih olduğunu belirten Çevik,
şöyle konuştu:
“Bilişim disiplinleri,
artık; çok hızlı değişen ve
sürekli güncellenen bir alan.
Bu nedenle;
eğitim ortamının da bu dinamizme, uyum sağlaması gerekiyor.
Bölümlerimizi, tematik bir kampüste bir araya getirerek;
hem akademik iş birliğini güçlendirmek,
hem de öğrencilerimize; daha odaklı bir öğrenme atmosferi sunmak istedik.
Merkezi konum sayesinde;
öğrencilerimizin kampüse erişimini de kolaylaştırmayı hedefledik.”
RUDIC’te uygulanacak eğitim modelinin,
proje odaklı olarak tasarlandığını vurgulayan Çevik,
klasik ders anlatımının, ötesine geçmeyi amaçladıklarını ifade etti:
“Alan derslerimizin tamamını, laboratuvar ortamında yürütüyoruz.
Öğrencilerimiz, yalnızca dinleyen değil;
kod yazan, sistem kuran, problem çözen ve proje geliştiren
bir sürecin içinde yer alıyor.
Dört yıllık lisans eğitimleri boyunca;
toplam, 30 proje üreterek; mezun olmalarını planlıyoruz.
Böylece; teorik bilgiyi, aynı anda pratiğe dönüştürme imkânı buluyorlar.”
Bu yaklaşımın, öğrencilerin mesleki özgüvenini artırdığını belirten Çevik;
“Mezunlarımızın, iş hayatına başladıklarında;
‘ilk kez proje yapıyorum’ demelerini istemiyoruz.
Üniversite sürecinde;
farklı ölçeklerde projelerle, deneyim kazanmış olmalarını önemsiyoruz.” dedi.
Kampüste, iki bilgisayar laboratuvarının aktif olarak kullanıldığını ifade eden Çevik;
teknik altyapının, kademeli olarak güçlendirileceğini söyledi:
“Yaz dönemi itibarıyla;
özellikle, yapay zekâ ve veri işleme çalışmalarına yönelik;
yüksek performanslı bir araştırma ve uygulama sistemini devreye alacağız.
Bu sistem, çoklu terminal yapısıyla;
öğrencilerimizin aynı anda,
ileri seviye projeler geliştirmesine imkân tanıyacak.
Büyük veri analizi, makine öğrenmesi ve yapay zekâ uygulamaları gibi alanlarda
daha kapsamlı çalışmalar yapılabilecek.”
RUDIC bünyesinde,
Yapay Zekâ ve Sektör Uygulamaları Ofisi'nin de faaliyet gösterdiğini belirten Çevik;
bu yapının, üniversite-sanayi iş birliğini daha somut bir zemine taşıdığını ifade etti:
“Bugün sanayi dünyasında;
ürün çeşitliliği ve pazar dinamikleri, giderek artıyor.
Bu durum;
işletmeler için oldukça karmaşık, operasyonel süreçler ortaya çıkarıyor.
Hızlı değişen bu ortamda;
şirketlerin, yalnızca hızlı değil;
aynı zamanda, tutarlı kararlar alabilmesi gerekiyor.
Kurduğumuz Yapay Zekâ ve Sektör Uygulamaları Ofisi ile
sanayicilerin karşılaştığı gerçek problemleri merkeze alan
bir çalışma modeli oluşturduk.
Akademik bilgi birikimini, saha deneyimiyle birleştirerek;
karmaşık süreçlerin yönetimi ve optimizasyonuna yönelik,
çözümler geliştirmeyi hedefliyoruz.”
Ofisin, aynı zamanda;
eğitim modeliyle de doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Çevik,
sözlerini şöyle sürdürdü:
“2025–2026 akademik yılında açılan
Bilgisayar Bilimleri ile Yapay Zekâ ve Makine Öğrenmesi bölümlerimiz;
bu çalışmaların, akademik altyapısını oluşturuyor.
Proje odaklı eğitim yaklaşımımız sayesinde;
öğrencilerimiz, henüz eğitimleri devam ederken;
sektörün içinden gelen, gerçek iş problemleriyle çalışıyor.
Öğretim üyelerimizin rehberliğinde yürütülen bu çalışmalar;
öğrencilerin, teorik bilgilerini;
sahadaki dinamik koşullarda, test etmelerine imkân tanıyor.”
Bu modelin;
hem sektör, hem de öğrenciler açısından önemli kazanımlar sağladığını belirten Çevik;
“Şirketler, üniversitenin araştırma kapasitesinden faydalanırken;
öğrencilerimiz de mezuniyet öncesinde
iş dünyasının beklentilerini, yakından tanıma fırsatı buluyor.
Amacımız;
veri bilimini ve yapay zekâyı, sanayinin hizmetine sunan;
sürdürülebilir bir iş birliği ekosistemi oluşturmak” dedi.
Proje temelli eğitim yaklaşımının;
teknoloji odaklı ülkelerde, yaygın biçimde uygulandığını belirten Çevik,
RUDIC modelinin; bu örneklerden ilham aldığını,
ancak; yerel ihtiyaçlara göre tasarlandığını vurguladı:
“Dünyadaki iyi uygulama örneklerini inceledik.
Teorik altyapıyı güçlü tutarken, uygulamayı merkeze alan bir sistem kurduk.
Ancak; bunu, doğrudan kopyalamak yerine,
Türkiye’nin eğitim dinamiklerine ve sektör beklentilerine uygun biçimde uyarladık.
Amacımız;
sürdürülebilir, ölçülebilir ve geliştirilebilir bir model ortaya koymak.”