|
Tweet |
1-7 Mart arası "Girişimcilik Haftası" olarak kutlanan ülkemizde,
girişimcilik; hem fırsatlar, hem de yapısal zorlukların aynı anda var olduğu,
belirgin bir olgunlaşma sürecinden geçiyor.
Türkiye’nin genç, teknolojiye yatkın nüfusu;
fintech, oyun, e-ticaret ve yapay zekâ girişimleri için
ciddi bir potansiyel oluştursa da
enflasyon, kur oynaklığı ve finansmana erişim maliyetleri,
girişimler için risk oluşturuyor.
Albaraka Portföy Yönetimi A.Ş. tarafından kurulan ve
aktif olarak girişimcilere yatırım yapan
Girişim Sermayesi Yatırım Fonları çatı markası APY Ventures;
girişimcilik ekosisteminin, önemli oyuncuları arasında bulunuyor.
APY Ventures Fon Yöneticisi Mustafa Keçeli,
yönettikleri fonların, toplam büyüklüğünün;
80 milyon dolar seviyesine ulaştığını,
TL bazında bu rakamın; 3,6 milyar TL’yi aştığını vurgulayan Keçeli,
APY Ventures fonlarında yer alan nitelikli yatırımcı sayısının da
1.600 seviyesine geldiğini söylüyor.
Türkiye startup ekosisteminde,
2025 genelindeki verilere göre; önceki yıla kıyasla
yatırım miktarında yüzde 45,
işlem sayısında ise; yüzde 48 oranında bir gerileme bulunuyor.
Bu da yatırımcıların, girişimlere yatırım yaparken;
artık ince eleyip, sık dokuduğunu ve
pek çok parametreye, dikkat ettiğini gösteriyor.
APY Ventures adına konuşan Keçeli, yatırım kararlarında
ilk olarak; ekibin yapısına odaklandıklarını ve
özellikle; kurucuların vizyonu ile liderlik yetkinliklerinin belirleyici olduğunu vurguluyor.
Girişimlerde her zaman, risk bulunduğunu hatırlatan Keçeli,
işlerin beklenildiği gibi gitmediği senaryolarda;
girişimcinin, pivot edebilme becerisi ya da
gerektiğinde geri adım atabilme olgunluğunun, büyük önem taşıdığını ifade ediyor.
Daha önce start-up kurmuş,
başarılı bir exit gerçekleştirmiş veya
zorlu süreçlerden geçerek; deneyim kazanmış kurucuların öne çıktığını belirtiyor.
Ayrıca;
sektör deneyiminin de kritik olduğunun altını çizerek,
girişimcinin faaliyet gösterdiği alanı ve işi derinlemesine bilmesinin;
başarı şansını, artırdığını dile getiriyor.
Keçeli, ikinci aşamada;
ürünü değerlendirdiklerini, ancak; asıl odak noktalarının
ürünün nasıl ticarileştirildiği olduğunu söylüyor.
Güçlü ürünlerle karşılaşabildiklerini,
fakat; satış tarafındaki zayıflıklar nedeniyle,
istenen performansın yakalanamadığını belirten Keçeli,
bu nedenle; satış kabiliyetini, öncelikli kriterlerden biri olarak gördüklerini ifade ediyor.
İlk temas ile fatura kesimi arasındaki sürede,
satışın ne kadar hızlı gerçekleştiğini dikkatle izlediklerini;
bunun yanında, pazar ve sektör analizlerini de titizlikle yaptıklarını ekliyor.
Son olarak; çıkış potansiyeline değinen Keçeli,
sektördeki birleşme ve satın alma hareketlerini; yakından takip ettiklerini belirtiyor.
Yatırımın sonunda, doğru bir exit imkânının olup olmadığı ve
yatırımcılara vaat edilen getirinin sağlanıp sağlanamayacağı,
sorularına yanıt aradıklarını ifade ediyor.
Girişimin, geleceğe yönelik büyük ve ölçeklenebilir bir vizyon taşımasının;
kendileri için son derece değerli olduğunu vurgulayan Keçeli,
yatırım yaparken; yalnızca 10 kat değil,
daha fazla getiri potansiyeli sunabilecek bir vizyonu görebilmeyi, hedeflediklerini söylüyor.