|
Tweet |
Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu
Sağlık Bakım Hizmetleri Bölüm Başkanı ve
Evde Hasta Bakımı Programı Öğr. Gör. Hatice Akdemir,
evde hasta bakımında; doğru beslenme ve fiziksel desteğin,
iyileşme sürecinin temel taşları arasında yer aldığını vurguladı.
''Hastanın iyileşme kapasitesi;
beslenme düzeni,
hareket seviyeleri,
çevresel koşullar ve
psikolojik desteğin birleşimiyle belirlenir.
Bu süreç, bir zincir halkası gibidir; her parça, diğerini desteklemelidir.” dedi.
Doğru ve dengeli beslenmenin,
evde bakım sürecinde; hastanın yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini ifade eden Akdemir,
“Hastaların çoğunda, iştahsızlık görülse de
vücudun, onarım için daha fazla enerjiye ve proteine ihtiyaç duyduğu unutulmamalıdır” dedi.
Yeterli protein alımının; doku onarımı için kritik öneme sahip olduğunu,
omega-3 yağ asitlerinin; inflamasyonu azalttığını,
vitamin-mineral açısından dengeli öğünlerin ise; metabolik süreçleri desteklediğini söyledi.
“Yumurta, yoğurt, sebze püreleri, balık ve baklagiller;
hem sindirimi kolay, hem de besin değerleri zengindir.
Lifli gıdalar;
bağırsak sağlığının korunması ve kronik hastalıkların yönetiminde vazgeçilmezdir.
Lifli gıdaların güvenli ve etkili kullanımı,
hastanın yaşam kalitesini artırarak; bakım sürecinin verimli ilerlemesine katkı sağlar.”
ifadelerini kullandı.
Sıvı alımının da ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Akdemir,
“Yetersiz sıvı tüketimi;
halsizlik, bilinç bulanıklığı ve böbrek problemlerine yol açabilir.
Su ve çorba gibi sıvılar; düzenli olarak verilmeli,
bitki çayları ise; hastanın durumuna göre hekim kontrolünde kullanılmalıdır.
Bitki çayları, ilaçların yerine geçmez ve bazı ilaçlarla etkileşime girebilir.”
uyarısında bulundu.
Yatakta uzun süre sabit kalmanın;
yalnızca kas güçsüzlüğü değil, aynı zamanda;
basınç yaralanmaları, akciğer problemleri ve dolaşım bozuklukları gibi
ciddi komplikasyonlara yol açabileceğini belirten Akdemir,
“Uzmanların önerdiği;
pasif veya aktif hareketler kasları güçlendirir, eklem hareket açıklığını korur.
Yatağa bağımlı hastaların, en az iki saatte bir;
pozisyonunun değiştirilmesi,
basınç yaralanmalarının önlenmesinde hayati önem taşır.
Solunum egzersizleri de akciğer kapasitesini artırır ve enfeksiyon riskini azaltır.” dedi.
Doğru yatak ve yastık kullanımının;
ağrı kontrolü ve dolaşımın düzenlenmesinde, önemli olduğunu söyleyen Akdemir,
“Fiziksel destek;
yalnızca bedensel değil, aynı zamanda;
psikolojik iyilik hâlini de güçlendirir.
Hareket eden hastaların;
özgüveni artar, iyileşmeye dair; motivasyonu yükselir.” ifadelerini kullandı.
Evde hasta bakımında, bilimsel temeli olmayan uygulamaların;
hastanın iyileşme sürecini, olumsuz etkilediğine dikkat çeken Akdemir;
toplumda yaygın olan, yanlış inanışları sıraladı:
“Birçok kişi;
‘Hasta yatıyor, çok enerji harcamıyor, o yüzden az yemeli’ düşüncesine sahiptir.
Oysa; gerçek, tam tersidir.
Yatan hastalarda; kas kaybı ve bağışıklığın zayıflaması, daha hızlı gelişir;
bu nedenle, enerji ve protein ihtiyacı artar.”
Aynı şekilde;
“Grip olunca portakal suyu iç, hemen iyileşirsin.” anlayışının da
yanlış olduğunu belirten Akdemir,
“Tek başına C vitamini, yeterli değildir.
Aşırı meyve suyu tüketimi,
şeker yüklemesi yaparak; kan şekerinde dalgalanmalara yol açar.
Bunun yerine;
sebze ağırlıklı, dengeli ve az şekerli bir beslenme, daha doğru bir yaklaşımdır.” dedi.
“Hastanın iştahı yoksa zorla yedirilmeli” anlayışının, yanlış olduğunu belirten Akdemir,
“Zorlama; bulantıyı artırır ve yemekle, olumsuz bir bağ oluşmasına neden olur.
Bunun yerine; az porsiyonlu, hafif ama; besin değeri yüksek öğünler tercih edilmelidir.” dedi.
“Hastayı kaldırırsak zorlanır, hiç hareket ettirmeyelim” düşüncesinin de
doğru olmadığını ifade eden Akdemir;
“Hareket etmeyen her hasta, kısa sürede;
kas erimesi, dolaşım bozukluğu ve basınç yaralanması riskiyle, karşı karşıya kalır.
En hafif hareket bile; hiç hareket etmemekten daha iyidir.” şeklinde konuştu.
“Yatağın temiz olması, tek başına yeterli değildir.
Uzun süre aynı pozisyonda kalmak, dokuların oksijenlenmesini bozar.
Bilimsel kılavuzlara göre;
iki saatte bir pozisyon değiştirmek,
basınç yaralanmalarının en etkili önleyicisidir.” diyen Akdemir;
gereğinden fazla, sıcak tutmanın da risk oluşturabileceğini belirtti:
“Ayakları üşümesin’ diye kalın battaniyeye sarmak; terlemeye,
terleme ise; cilt tahrişine ve enfeksiyonlara yol açabilir.
İdeal olan; hafif ama, koruyucu bir örtüdür.”
“Hastanın moraliyle, beslenmenin ilgisi yok” düşüncesinin de
büyük bir yanılgı olduğunu vurgulayan Akdemir,
“Moral yüksekliği; bağışıklığı güçlendirir, ağrı algısını azaltır.
Evde hasta varsa; oda, tamamen kapalı olmamalıdır;
temiz hava dolaşımı, enfeksiyon riskini azaltır.
‘Sıvı vermeyelim, çok idrara çıkar’ anlayışı da yanlıştır;
sıvı eksikliği, böbrek yükünü artırır ve iyileşmeyi geciktirir.” ifadelerini kullandı.
Evde hasta bakımında, küçük görünen ayrıntıların;
aslında, iyileşmenin temel yapı taşları olduğunu belirten Akdemir,
sözlerini şöyle tamamladı:
“Yanlış uygulamaların yerine, bilimsel doğrular yerleştirildiğinde;
hem hastanın yaşam kalitesi artar,
hem de bakım süreci daha kolay ve güvenli hâle gelir.
Unutmayalım ki; doğru bilgi, iyi bir bakımın en güçlü ilacıdır.”