|
Tweet |
Kabotaj Bayramı vesilesiyle bir açıklama yapan
Esenyel & Partners Kurucu Ortağı Av. Selçuk Esenyel,
Kabotaj Bayramı'nın;
yalnızca tarihi bir kazanımın yıl dönümü olarak,
değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek;
günümüzde yaşanan gelişmelerin,
denizcilik sektörünün stratejik önemini; daha görünür hale getirdiğini söyledi.
Son yıllarda yaşanan jeopolitik gelişmelerin,
deniz ticaretinin ve denizcilik sektörünün;
küresel ekonomi için ne kadar kritik bir role sahip olduğunu,
bir kez daha ortaya koyduğunu söyleyen Esenyel,
“Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan savaşın;
Karadeniz'e yansımaları,
tahıl sevkiyatlarında yaşanan aksaklıklar ve
deniz güvenliğine ilişkin endişeler,
deniz yollarında meydana gelen gelişmelerin;
dünya ticaretini, doğrudan etkileyebildiğini gösterdi.
Benzer şekilde,
İran ile ABD arasında yaşanan gerilimlerin ardından;
Hürmüz Boğazı'nın gündeme gelmesi,
enerji arz güvenliğinin ve deniz taşımacılığının
küresel ekonomi açısından taşıdığı stratejik önemi,
yeniden hatırlattı” dedi.
Denizlerde yaşanan gelişmelerin, yalnızca ilgili ülkeleri değil,
tüm dünyayı etkilediğini kaydeden Esenyel;
tedarik zincirlerinden enerji fiyatlarına,
üretimden dış ticarete kadar birçok alanın;
denizlerdeki hareketlilikten doğrudan etkilendiğini vurguladı.
“Bu nedenle;
Kabotaj Bayramı'nı, yalnızca geçmişte elde edilmiş bir hak olarak değil;
Türkiye'nin denizlerdeki egemenliğinin,
ekonomik bağımsızlığının ve stratejik gücünün;
sembolü olarak, değerlendirmek gerekiyor.
Kabotaj Kanunu ile kazanılan haklar,
ülkemizin kendi karasularında söz sahibi olmasının ve
güçlü bir denizcilik ekosistemi oluşturmasının temelini attı.
Bugün de aynı anlayışla;
denizcilik sektörümüzü geliştirmeye,
deniz ticaretindeki rekabet gücümüzü artırmaya ve
mavi ekonominin sunduğu fırsatları,
daha etkin değerlendirmeye devam etmeliyiz” diyen Esenyel;
denizlerde güçlü olmanın,
ekonomik olarak; güçlü ve sürdürülebilir bir geleceğe sahip olmanın da
önemli koşullarından biri olduğunu kaydetti.
-----
1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe giren Kabotaj Kanunu;
Türkiye'nin, denizler üzerindeki egemenlik haklarını güçlendiren ve
denizcilik sektörünün gelişimine yön veren,
tarihi düzenlemelerden biri olarak öne çıkıyor.
Kanunla birlikte, Türkiye;
kendi karasularındaki yük ve yolcu taşımacılığı ile
liman ve kıyı hizmetlerini yürütme yetkisini, milli unsurlara devrederek;
denizcilikte, ekonomik ve ticari bağımsızlığını önemli ölçüde pekiştirdi.
Bu adım;
Cumhuriyet'in denizcilik alanındaki kalkınma hamlelerinin
temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor.
Aradan geçen yaklaşık bir asırlık süreçte;
Türkiye, sahip olduğu jeostratejik konumun avantajını etkin şekilde değerlendirerek;
deniz ticaretinde, bölgesel ve küresel ölçekte; önemli bir aktör haline geldi.
Modern liman yatırımları,
büyüyen deniz ticaret filosu,
gelişen lojistik altyapısı ve
nitelikli insan kaynağıyla denizcilik sektörü;
ülke ekonomisine değer katmaya devam ediyor.
Küresel ticaretin büyük bölümünün deniz yoluyla gerçekleştirildiği günümüzde, sektör;
dış ticaretin sürdürülebilirliği,
tedarik zincirlerinin etkinliği ve
ekonomik büyümenin desteklenmesi açısından; kritik bir rol üstleniyor.