|
Tweet |
Brand Week İstanbul kapsamında;
Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen “COP31 Gerçekleri” paneli,
iklim gündemini; iş dünyası ve iletişim profesyonelleriyle buluşturdu.
D84 tarafından, Brands & Trends Sahnesi’nde düzenlenen panelde;
ekonomist ve D84 Genel Direktörü Dr. Enes Özkan;
Cambridge Üniversitesi Şehir ve Bölge Ekonomisti Prof. Dr. Özge Öner;
Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) Direktörü
Bengisu Özenç ve
Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan yer aldı.
Panel öncesinde düzenlenen,
Visa Networking Area’da “UP! COP31 Jam Session” etkinliğinde;
marka temsilcileri, gazeteciler ve iklim uzmanları bir araya geldi.
D84’ün iklim ve kalkınma çalışmalarını yürüten birimi
Asterisk2050 tarafından düzenlenen buluşma;
markaların, iklim gündemini yakından takip eden uzmanlarla;
doğrudan bağ kurmasına ve
COP31 öncesinde, iş birliği fırsatlarını konuşmasına olanak tanıdı.
Ardından;
Dr. Enes Özkan’ın yönettiği panelde, iklim politikalarının;
Türkiye’nin kalkınma ihtiyacıyla ve üretim modeliyle,
birlikte değerlendirilmesi gerektiği ele alındı.
Dr. Enes Özkan;
Avrupa Birliği’nin, Yeşil Mutabakat ile
çevre politikasını; sanayi ve ticaret politikasına dönüştürdüğüne dikkat çekerek,
1 Ocak 2026’da kesin dönemine giren
Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM)
AB’ye; çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen satan tüm üreticilere;
karbon beyanı ve sertifika yükümlülüğü getirdiğini vurguladı.
İhracatının yaklaşık yüzde 40’ını, AB’ye yapan Türkiye için
bu düzenlemenin; yalnızca bu yıl, 400-770 milyon avro,
2032’de ise; yılda yaklaşık 2,5 milyar avro
ek maliyet anlamına geldiğini ifade eden Özkan,
Antalya’da düzenlenecek COP31’in;
Türkiye'nin, kural alan taraftan; kural koyan tarafa geçmesi için
bir fırsat olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Özge Öner, Türkiye’nin enerji yoğun üretim modeline dikkat çekerek;
iklim politikalarının, kapsamlı bir sanayi stratejisinden ayrı düşünülemeyeceğini belirtti.
Üretimin yapısı ve bölgesel farklılıklar hesaba katılmadan;
tek tip dönüşüm politikalarının uygulanmasının güç olduğunu ifade eden Öner,
iklim hedeflerinin;
yalnızca tamamlanan işlerin sıralandığı
bir kontrol listesine dönüşmemesi gerektiğini vurguladı.
SEFiA Direktörü Bengisu Özenç,
enerji dönüşümünün, Türkiye açısından;
dış ticaret açığının azaltılması,
enerji maliyetlerinde öngörülebilirlik ve
uluslararası rekabet gücü olmak üzere; üç temel kazanımına işaret etti.
Fosil yakıt ithalatına bağımlılığın;
ekonomiyi, küresel fiyat dalgalanmalarına açık hale getirdiğini belirten Özenç;
2022 yılında, fosil yakıt ithalatının;
dış ticaret açığının, yaklaşık yüzde 90’ına karşılık geldiğini aktardı.
Güneş, rüzgâr ve batarya maliyetlerindeki düşüşlerin yanı sıra;
Avrupa Birliği’nin sınırda karbon düzenlemesinin de
dönüşümü, ihracatçılar açısından; önemli hale getirdiğini anlattı.
Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan,
yalnızca; elektrik üretiminde, yenilenebilir kaynaklara geçmenin;
ekonomiyi, bütünüyle karbonsuzlaştırmaya yetmeyeceğini söyledi.
Ulaşım, ısınma ve sanayi gibi alanlarda
fosil yakıtlarla yapılan işlemlerin,
elektrikle gerçekleştirilmesini ifade eden elektrifikasyonun;
enerji ithalatını azaltma ve verimliliği artırma potansiyelini vurguladı.
Türkiye’nin;
petrol tüketiminde yaklaşık yüzde 85,
doğal gazda yüzde 90’ın üzerinde ithalata bağımlı olduğunu belirten Alparslan;
COP31 gündemindeki, 2035’e kadar;
nihai enerji tüketiminde elektriğin payını yüzde 35’e çıkarma hedefinin,
kapsamlı bir dönüşüm gerektirdiğini aktardı.
D84’ün iklim ve kalkınma konulu çalışmalarına erişmek için: