beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort
Bugun...


Çetin ÜNSALAN

facebook-paylas
Brüksel samimiyetsizliği
Tarih: 05-11-2026 23:48:00 Güncelleme: 05-11-2026 23:48:00


Türkiye, Avrupa Birliği’ne tam üyelik sürecinde bir türlü yol alamamışken, AB’nin genişleme tutumu içerisinde aradan geçen yıllara rağmen gündemdeki aday ülkeler arasında bile bizi saymıyor olması, artık gerçekten can sıkmaya başladı.

 

Hatta raporlamalardaki ikircikli tavrı, artık net bir şekilde ortaya konulmalı. Elbette bunu yaparken önce sizin ev ödevinizi çalışmış olmanız şart. Muhatabınızın söylemleri kadar, sizin bu söylemlere neden olan tavırlarınızı da gözden geçirmeniz lazım.

 

Türkiye’nin son dönemdeki hukuktan ekonomiye kadar her alanda yaptığı hatalar, yaklaşım sıkıntıları, dürüstlüğü sorgulayacak bakış açıları zaten ortada. Fakat meseleyi tek taraflı ele alıp da sadece kendi yaptıklarımız ya da yapmadıklarımız üzerinden de analiz etmek çok rasyonel bir yaklaşım olmuyor.

 

Bizim yaptıklarımız ya da yapmadıklarımızı sıralarsak roman olur. İyi de bu ilişkide tek hatalı biz miyiz? Henüz gümrük birliğinin bile revizyonunda bir arpa boyu yol gitmemişken, değişen koşuları, teknolojiyi, sosyolojiyi göz ardı ederek diretmek açıkçası çok da hoş olmuyor.

 

1963 Ankara Anlaşması gereği başlatılan gümrük birliği sürecin tamam da, üyelik hakkını masada bırakarak kalkan ve gümrük birliğini AB’ye giriş gibi anlatıp, gündüz vakti havai fişek patlatan siyasetçilerimizi ne yapacağız?

 

Son olarak Avrupa Komisyonu genişleme politikasında yeni bir döneme hazırlandığını duyurdu. Artık sadece ekonomi ve hukuk yaklaşımları değil, dış politika ve güvenlik önceliklerine de uyumlanma kriteri aranacak.

 

Ekonomik olarak standardizasyon bazında sorunumuz olduğunu düşünmüyorum. Sadece problem bunların uygulanmasıyla ilgili olabilir. Hukuk konusunda altına imza attığımız sözleşmelere uymadığımız açık, ama AB’nin de terör örgütlerine karşı aday ülke çıkarlarına uygun davranmadığı da bilinen bir gerçek.

 

Dış politika meselesi gündeme geliyorsa, orada ‘dur’ denilecek çok nokta var. Kıbrıs Rum Kesimi’nin, Yunanistan’ın yaklaşımlarını, İspanya’nın mesela Filistin meselesindeki insani duruşuna karşılık, AB’nin üyesine arka çıkmayan tavrını nereye konumlandıracağız?

 

Yıllarca bize uygulanan kuralların, ucuz maliyetli üretim nedeniyle Uzakdoğu’ya şart olarak sürülmemesini hangi samimiyetle bağdaştıracağız? Buradan giden terör örgütü ilintili kişilerin AB sınırları içerisinde rahatça dolaşmasını nasıl bir ortaklık ilişkisiyle bağdaştıracağız?

 

Elbette Türkiye’nin AB sürecindeki karnesi iyi değil. Aksini söylemek zaten güç. Fakat AB tarafının da sürekli değişen ve samimiyetsizlik kokan yaklaşımlarını da yok sayarak bu işin içinden çıkamayız.

 

Ama ben her zaman kendi yaptığımıza ya da yapmadığımıza bakarım. Siz masaya oturup, net tavır istediniz mi? Kameralar ya da medya karşısındaki popülizmden söz etmiyorum. Gerçekten kapılan kapandığındaki yaklaşımdan bahsediyorum.

 

‘Al ya da alma ama net ol’ prensibini ne zaman ortaya koyduk? Sanırım en son Mesut Yılmaz hükümeti zamanında. O tarihten beri sürekli bir karşılıklı samimiyetsizlik içinde yürüyoruz. Buna 12 mil tartışmalarından, PKK yaklaşımlarına, serbest ticaret anlaşmalarından standart ürünü sınırlara sokmaktaki adrese göre tavır hareketine kadar her alanda rastlıyoruz.

 

Bence artık bu ilişkinin öyle ya da böyle netleşme zamanı geldi. Bu aynı zamanda yarına ilişkin daha sağlıklı işler yapmak adına da önemli diye düşünüyorum. İlişkimiz kopar, ona göre ilişki kurarız, süreç herkes gibi adil işler, ona göre tavır takınırız.

 

Bu aradaki tavır artık can sıkmaya başladı. Çünkü biz birlikte çok ilginç işlere imza atabiliriz. Lojistikten yapay zekâya kadar ortak yapabileceğimiz çok başlık var. Ama bu ergen tavırlı fotoğraf her iki taraf açısından da zarar vermekten başka bir işe yaramıyor. Herkes kartlarını açık oynasın ve netlik ortaya çıkınca da yeni gerçeklikleri ona göre konuşalım.

 

Bunun da yolu siyasetçilerin müzakere eden noktadan ayrılıp, teknik insanların devreye girmesini sağlamak ve sonra siyaset kurumu ile eşgüdümlü ilerlemekle mümkün olacağına inanıyorum. Yoksa bu iş yılan hikâyesine dönmeye devam eder. Döndükçe de herkes kaybetmeyi sürdürür.

 

cetinunsalan@yahoo.com

 



Bu yazı 67 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI