Bugun...



'Açlık ve yoksulluk kaçınılmaz bir kader değil; uygulanan ekonomi, tarım ve gelir politikalarının da sonucudur'


facebook-paylas
Güncelleme: 15-10-2026 15:20:42 Tarih: 15-10-2026 14:21

'Açlık ve yoksulluk kaçınılmaz bir kader değil; uygulanan ekonomi, tarım ve gelir politikalarının da sonucudur'

 

16 Ekim Dünya Gıda Günü’nü, bir kez daha;
açlığın, yoksulluğun, gıda güvencesizliğinin ve eşitsizliğin gölgesinde karşılıyoruz.

 

Yeterli, dengeli, sağlıklı ve güvenli gıdaya erişim, bir ayrıcalık değil;
temel bir insan hakkıdır.

Ancak; ülkemizde ve dünyada milyonlarca insan, bu haktan eşit biçimde yararlanamıyor.

Artan gıda fiyatları, gelir dağılımındaki adaletsizlik ve üretim maliyetlerindeki yükseliş;

emekçileri, emeklileri, işsizleri, öğrencileri ve dar gelirli aileleri;
sağlıklı beslenmek ile diğer temel ihtiyaçlarını karşılamak arasında, tercih yapmaya zorluyor.

 

Yoksulluk, yalnızca gelirin azalması değildir;

sofradaki çeşitliliğin kaybolması, etin ve sütün daha az tüketilmesi,

meyve ve sebzenin ihtiyaç kadar alınamaması, çocukların okula aç gitmesi ve

besin değerinden önce fiyatın gözetilmek zorunda kalınmasıdır.

Gıdaya erişimin, satın alma gücüne bağlandığı bir düzende;
sağlıklı beslenme hakkı, kâğıt üzerinde kalmaktadır.

 

Gıda sorunu, yalnızca ne kadar üretildiğiyle değil;

neyin, nasıl ve kim için üretildiğiyle ilgilidir.

 

Gıda zincirinin;

tohumdan gübreye, işlemeden dağıtıma kadar;
giderek daha fazla, sermaye yoğunlaşmasının kontrolüne girmesi;

üreticinin bağımsızlığını ve tüketicinin uygun fiyatlı gıdaya erişimini sınırlandırmaktadır.

Açlık ve yoksulluk kaçınılmaz bir kader değil;

uygulanan ekonomi, tarım ve gelir politikalarının da sonucudur.

 

Gıda, yalnızca piyasada alınıp satılan bir meta değil; yaşamın ve sağlığın temelidir.

Bu nedenle; gıda politikaları, şirketlerin kârlılık hedeflerine ve piyasa koşullarına terk edilemez.

 

Gıda enflasyonuyla mücadele;

üreticiyi koruyan, tüketiciyi gözeten, emeğin karşılığını güvence altına alan ve

gelir dağılımındaki adaletsizliği azaltan, bütüncül politikalarla mümkündür.

 

Gıda hakkının ihlalinin, en ağır sonuçlarından biri;
çocukların beslenmesinde görülmektedir.

Yetersiz ve dengesiz beslenme,

çocukların; fiziksel gelişimini, bilişsel becerilerini, okul başarısını ve geleceğini

doğrudan etkilemektedir.

Bir çocuğun sağlıklı beslenebilmesi, ailesinin ekonomik koşullarına bağlı olmamalıdır.

 

Okullarda; bütün çocuklara,
en az bir öğün; ücretsiz, yeterli, dengeli ve güvenli yemek ile

temiz içilebilir su sağlanması bir yardım değil;

kamunun temel sorumluluğudur.

Bu uygulama;

çocukların, beslenme ve eğitim haklarının korunmasının yanı sıra;
toplumsal eşitsizliklerin azaltılması açısından da yaşamsal önemdedir.

 

Okul yemekleri, bilimsel beslenme ilkelerine uygun hazırlanmalı;

güvenilir hammadde, hijyen, izlenebilirlik ve etkin denetim koşulları sağlanmalıdır.

 

Uygulama;

bütçesi kamu tarafından karşılanan,

ülke genelinde eşit ve sürdürülebilir bir kamusal programa dönüştürülmelidir.

 

Gerekli kaynak ayrılmalı;

ilgili meslek disiplinlerinin, bilgi ve uzmanlığından yararlanılmalıdır.

 

Çocukların geleceği; tasarruf kalemi,

sağlıklı beslenme; bir lüks,

okul yemeği ve okul gıdası logosu ise; ertelenebilir bir vaat değildir!

 

Artan; tohum, gübre, mazot, enerji, sulama, yem ve işçilik maliyetleri;
üreticilerin üretimi sürdürmesini zorlaştırmaktadır.

Üretici, emeğinin karşılığını alamazken;
tüketici de gıdayı, yüksek fiyatlarla satın almak zorunda kalmaktadır.

 

Bu kısır döngünün kırılması için

tarımsal üretim, yalnızca piyasa getirisi üzerinden değil;
toplumun beslenme gereksinimleri ve kamusal yarar doğrultusunda ele alınmalıdır.

 

Küçük üreticiler ve aile işletmeleri desteklenmeli;

kooperatifler güçlendirilmeli,

üreticinin gelir güvencesini sağlayan destekler ve

kamusal alım mekanizmaları etkinleştirilmelidir.

 

Tarımsal planlama;

ülkenin beslenme ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini, iklim koşullarını ve

doğal kaynaklarını; birlikte gözetmelidir.

 

Gıda egemenliği;
toplumların neyi, nasıl ve kimin için üreteceklerine

demokratik biçimde karar verebilmesidir.

Bunun için üretim ve dağıtım süreçler,i yalnızca piyasanın insafına bırakılamaz;

kamusal planlama ve üretici-tüketici dayanışması, güçlendirilmelidir.

 

İklim değişikliği, kuraklık, su kaynaklarının kirlenmesi, toprak kaybı ve

tarım alanlarının amaç dışı kullanımı; gıda üretiminin geleceğini tehdit etmektedir.

 

Tarım alanları, meralar, ormanlar ve su havzaları korunmalı;

doğal kaynaklar gelecek kuşakların hakları da gözetilerek yönetilmelidir.

Bilimsel bilgi ve mesleki uzmanlık, sürdürülebilir bir gıda sisteminin vazgeçilmez unsurlarıdır.

 

TMMOB Gıda, Kimya ve Ziraat Mühendisleri Odaları olarak;

yetkilileri ve kamuoyunu;

 

• Yeterli, dengeli, sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişimi;
temel bir insan hakkı olarak güvence altına almaya,

 

• Yoksullukla mücadeleyi;
adil gelir dağılımı, insanca yaşam koşulları ve

sağlıklı gıdaya erişim politikalarıyla birlikte yürütmeye,

 

• Bütün çocuklara, okullarda en az bir öğün;
  ücretsiz, yeterli ve dengeli yemek ile temiz içilebilir su sağlamaya ve

  gerekli kamu bütçesini ayırmaya,

 

• Üreticilerin maliyetlerini gözeten, emeğinin karşılığını almasını sağlayan ve

  tarımsal üretimin sürekliliğini güvence altına alan; politikalar geliştirmeye,

 

• Küçük üreticileri ve kooperatifleri desteklemeye;

  gıda zincirindeki piyasa yoğunlaşmasını gözeterek,

  adil bir üretim ve dağıtım sistemi oluşturmaya,

 

• Tarım alanlarını, su kaynaklarını ve ekolojik dengeyi korumaya,

 

• Gıda denetimlerini güçlendirmeye,

  kamu kurumlarında; yeterli sayıda nitelikli teknik personel istihdam etmeye,

 

• Tarım ve gıda politikalarını;
  bilimsel bilgi, kamusal yarar ve mesleki uzmanlık temelinde oluşturmaya; çağırıyoruz.

 

16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde bir kez daha, vurguluyoruz:

Açlık kader değildir, yoksulluk kaçınılmaz değildir.

Çocukların sağlıklı beslenememesi,

üreticinin emeğinin karşılığını alamaması ve

milyonlarca insanın güvenilir gıdaya erişememesi;
değiştirilemez bir düzenin sonucu olarak, kabul edilemez.

 

İnsanların temel ihtiyaçlarının,

piyasanın ve satın alma gücünün insafına terk edildiği bir sistemde;
gıda hakkı, herkes için eşit biçimde sağlanamaz.

İhtiyacımız; üreticiyi koruyan, tüketiciyi gözeten, emeği esas alan,

doğal kaynakları savunan ve gıdayı kamusal sorumluluk alanında değerlendiren; politikalardır.

 

Bizler,
bilimsel birikimimiz ve toplumsal sorumluluğumuzla;

açlığın, yoksulluğun ve eşitsizliğin ortadan kaldırıldığı,

herkesin sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişebildiği bir ülke için mücadelemizi sürdüreceğiz.

 

 

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası

TMMOB Kimya Mühendisleri Odası

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GIDA Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI YUKARI