|
Tweet |
Öğrenme güçlüğü çeken ve
sıklıkla "tembel" veya "isteksiz" diye yanlış etiketlenen birçok çocuk,
fark edilmeden sessizce mücadele ediyor.
Aslında, bu çocukların zeka düzeyleri; genellikle normal,
hatta; çoğu zaman, ortalamanın üzerindedir.
Yaşadıkları zorluklar, zihinsel kapasitelerinden değil;
beyinlerinin bilgiyi işleme ve öğrenme biçimindeki nörolojik farklılıklardan kaynaklanabiliyor.
Disleksi gibi nörogelişimsel bozukluklar; fark edilmediğinde,
çocuklar; sınıf içinde yüksek sesle okumaktan kaçınma,
basit kelimeleri yazmada zorluk,
harfleri karıştırma (b-d, p-q) ve
kafiyeli kelimeleri öğrenmede güçlük gibi belirtiler gösterebiliyor.
Erken tanı ve doğru bir yöntem ile desteklenince;
bu kişiler, aslında farklılıklarını bir potansiyele dönüştürebiliyor.
Nitekim;
dünyaca ünlü fizikçi Albert Einstein,
sinema tarihine yön veren yönetmen Steven Spielberg,
Walt Disney'in kurucusu Walt Disney,
ünlü oyuncu Whoopi Goldberg ve
dünyanın en başarılı girişimcilerinden Richard Branson gibi birçok kişi de
öğrenme güçlüğü yaşıyordu.
Okullarda;
bu zorlukların, her zaman doğru şekilde
tespit edilemediğine dikkat çeken
Auto Train Brain Ceo’su Dr. Günet Eroğlu,
“Çocuklarımız, aslında;
var olmayan, bir tembellik veya dikkatsizlikle suçlanıyor.
Bu da onların, özgüvenini zedeliyor ve
potansiyellerini göstermelerinin önüne geçiyor.
Oysa, bu çocuklar tembel değil;
sadece, farklı öğreniyor.
Onlara;
özel yeteneklerine göre uyarlanmış,
kişiselleştirilmiş eğitim yöntemleriyle ulaşabilir,
okulda ve hayatta başarıya giden yolu, hep birlikte açabiliriz.
Bu noktada gelişen teknoloji;
hem öğrenme güçlüklerinin erken teşhisinde,
hem de kişiye özel eğitim çözümleri sunmada, önemli bir rol oynuyor.
Nörogeribildirim (Neurofeedback) gibi yenilikçi yöntemlerle,
beynin; öğrenmeyle ilgili bölgelerinin işlevselliğini artırmak ve
yeni bağlantılar kurmasını desteklemek, mümkün olabiliyor.
Bu sistemler,
çocukların bilişsel profillerini analiz ederek;
onlara, özel eğitim programları oluşturabiliyor.
Böylece; sorunun kökenine inilerek, bir iyileşme sağlanabiliyor” dedi.
Erken teşhis ve doğru müdahale ile birlikte;
çocukların akademik başarısının ve özgüveninin
önemli ölçüde artabileceğini belirten Eroğlu; sözlerine, şöyle devam etti:
“Basit bir kelimeyi yazmakta, inatçı bir zorluk çeken,
okumaktan sürekli kaçınan veya
matematikte ani bir başarısızlık gösteren bir çocuğu,
yargılamadan önce; onun ardındaki gizli engeli, anlamaya çalışmalıyız.
Önceden; bu durumları, tespit etmek ve anlamak
eğitimciler ve aileler için oldukça zordu.
Ancak; günümüzde, nörobilim ve teknolojideki ilerlemeler sayesinde;
artık, çok daha etkili yöntemlere ulaşabiliyoruz.
Öyle ki;
nörogeribildirim ile
çocukların beyin dalgalarını gerçek zamanlı olarak izleyebilme ve
konsantrasyon becerilerini geliştirebilme imkânına, sahip olabiliyoruz.
Böylece;
çocukların zorlandıkları alanlar tespit edilerek,
bu bölgeleri güçlendirmeye yönelik;
etkileşimli ve eğlenceli egzersizlerle desteklenebiliyorlar.
Bu yöntem, özellikle;
dikkat eksikliği, disleksi ve
hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocukların tedavisinde, önemli katkılar sağlıyor.”