İthalatta fren, vergide gaz
“Petrolü bulursak zengin oluruz” masalının ikinci perdesini,
tam bir yıl önce; 29 Temmuz 2025’te sahneye koymuştuk.
Bugün—29 Temmuz 2026—
ışıklar yeniden açıldı ve dekorun epey değiştiğini görüyoruz;
ama, final sahnesindeki “yaşadık, başardık” repliği, hâlâ provalarda.
Önce, perdeyi şöyle bir aralayalım:
2025 Mayıs’ında ithalatın yüzde 10,4 düştüğünü duyurmuştuk.
O düşüş dalgası, yıl sonuna kadar küçük sekmelerle devam etti;
2025’i toplamda yaklaşık yüzde 6,8’lik küçülmeyle kapattık.
Rafineriler stoktan yürüdü,
Brent 70 $ bandında sakince çadır kurdu,
mazot faturası psikolojik olarak hafifledi ama;
pompada, kimse indirim türküsü söyleyemedi.
Derken; 2026 Ocak ayı geldi—ve kış lastiği takar gibi ithalat yeniden hızlandı.
Rus varillerinin cazibesi sürerken:
Suudi Arabistan, “ben de buradayım” diyerek;
ihracat iskonto menüsünü genişletti.
İlk çeyrek biterken;
toplam petrol ve ürünleri ithalatı,
geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,2 yukarıdaydı.
Fakat Mart'tan sonra ibre yeniden güneye döndü:
Gabar sahasının, 100 000 varil/gün sınırını aşması ve
Cudi’de açılan ek kuyular, ithalat frenine ikinci kez asıldı.
Ocak-Haziran dönemini topladığımızda;
tablo yine önceki yılın yüzde 2,1 altında; yani;
2025’teki düşüş, kalıcı bir eğime dönüşmese de
geçici bir “diriliş” şarkısına da izin vermedi.
Bu arada; Kerkük-Ceyhan boru hattı, tahminlerin aksine;
2026 baharında kısmi kapasiteyle devreye girdi.
Günde 400 000 varil derken; ilk aylar, 200 000 varillik temkinli bir akış görüldü;
Bağdat-Ankara pazarlığında transit ücretleri ve bakım maliyetleri,
hâlâ; zeytinyağlı sarma gibi kat kat.
Akış tamir olur olmaz;
Rusya’nın pazardaki payı, ilk kez; yüzde 60’ın altına düştü—küçük ama sembolik.
Uluslararası cepheye gelirsek:
Brent; Fed’in “faizler biraz daha yüksek kalacak” sinyalleriyle,
75 $’ı test edip gevşedi;
Goldman “60 $ olur” dedi, JPMorgan “150 $’ı görebilir” diye tempo tuttu.
Kısacası; petrolle fal bakmak, kahve falından daha uçuk hâle geldi.
Gelgelelim; Türkiye için gerçek filmin bilet kesilen kısmı, vergi.
ÖTV-KDV bileşkesi sabit kaldıkça;
Brent 65 ya da 95 olsun, pompada hissedilen fark, hâlâ; bir çorba parası civarında.
Şimdi, kamerayı biraz geri sarıp; tarihsel bir parantez açalım.
1973 petrol şokunda, Türkiye’nin yıllık ithalatı mütevazı 3 milyon tondu;
şimdi sadece motorin ithalatı, bir ayda o seviyeyi zorlayabiliyor.
2008’de Brent 147 $’a zıpladığında;
Hazine’nin sübvansiyon dikişleri patlamış
akaryakıta peş peşe zam gelmişti.
2014 sonbaharında fiyat 68 $’a düşünce;
yine “otomobiline binen sevinsin” manşetleri atıldı; ama kuruşlar taksitle indi.
Bugün hâlâ; aynı senaryoyu yeniden oynuyoruz:
fiyat gevşiyor, vergi kalkanı yutuyor;
fiyat coşuyor, vergi kalkanı “görev zararı” yerine; vatandaşa devrediliyor.
Önümüze bakarsak; üç farklı hikâye taslağı var.
Birincisi, Brent 70 $ çerçevesine sıkışır,
Gabar yıl sonuna kadar 120 bin varile çıkar,
Kirkuk-Ceyhan tam kapasiteye yaklaşır;
ithalat, 2026’yı yüzde 5 civarı ekstra küçülmeyle kapatır.
İkincisi, Orta Doğu’da tansiyon tırmanır,
fiyat 90 $’ı zıplar,
Suudi ve Rus varilleri “iskontoyu kapattım” der;
ithalatta 2024 seviyelerine geri döneriz.
Üçüncü hikâye, petrolün başına, beklenen “yeşil dönüşüm” badisi gelir:
Avrupa’nın, 2035 fosil araç yasağı; alıcı iştahını kırar,
fiyat 60 $’a çakılır;
ithalat, fatura bazında daralsa da hacimsel olarak yerinde sayar,
çünkü; ucuz varil, her zaman cazip.
Bu senaryoların hangisi tutarsa tutsun,
sermaye piyasası mevzuatının “yatırım tavsiyesi” kulvarına girmemek için
tekrar altını çizelim:
Bunlar; bir köşe yazarının, kahve falı tadındaki ekonomik kurgularıdır.
Arabanızın deposunu ne zaman dolduracağınıza ben karar veremem;
sadece, pompada ödediğiniz iki haneli etiketi okur;
borsaya bakmadan kapadığım defterden,
size bir parça rakam ve bolca; ironik dipnot bırakırım.
“Petrolü bulursak zengin oluruz” cümlesi; belki hâlâ masal rafında,
ama; rafı taş gibi vergi dosyaları tutuyor.
Gabar’ın petrol kokusuyla,
Kerkük-Ceyhan’ın tamir yağ kokusuyla,
Brent’in dalgalı parfüm kokusuyla 2026’yı bitireceğiz.
Sırtımız yere gelmez mi?
Belki.
Ama; cüzdanın yere düşmemesi için
hâlâ, depo kapağını korka korka açıyoruz.
Bu satırlar da depo kapağının tıkırtısına tutulan bir stetoskop;
şifalı reçete değil, kesinlikle yatırım tavsiyesi de değil.