romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Çetin ÜNSALAN

facebook-paylas
Vatandaşsız enflasyon yorumlanamaz
Tarih: 14-05-2026 22:38:00 Güncelleme: 14-05-2026 22:38:00


Türkiye enflasyonunda, yılın ikinci raporu açıklandı. Yukarı yönlü revizyonların bolca dile geldiği, gelişmelerin ortaya konulduğu, bunun etkilerinin ele alındığı ve gerekçelerin paylaşıldığı bir sunum olduğu şeklinde özetlenebilir.

 

Ortaya dökülen rakamların, revize edilmiş hallerinin bile yaşananlardan, gerçekleşmelerden çok uzak noktada olduğunun öncelikle altını çizmek gerekir. Yani enflasyon raporu, bir bakış açısının ve hatalı yaklaşımın ders çıkarılmış halinden çok, mecbur kalınmış rakam revizyonu görüntüsü veriyor.

 

Fakat tüm bunları anlatırken de medya üzerinden güzel bir halkla ilişkiler çalışmasıyla tanımlama yapılmış. İran – ABD/İsrail savaşının ardından ilk enflasyon raporu… Yemin etseniz başınız ağrımaz, ama etkileri olmakla birlikte sorunun ve sapmaların buradan kaynaklandığını ima etmek de yine gerçeklere gözlerini kapatmak anlamına geliyor.

 

Türkiye’nin maliyetten kaynaklanan bir enflasyonu olduğu, bunun da TL başta olmak üzere girdi maliyetlerinden kaynaklandığı, bunların ÜFE’den anladığımız kadarıyla fiyatlara yansıtılamadığı, ciddi bir sermaye erimesi yaşanırken vatandaşın satın alma gücündeki göçük ile birlikte uçurum arttığı tespit olarak ortaya konulmuyorsa, çözüm de çok kısa vadede gözükmüyor demektir.

 

Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, sunumunda yüksek belirsizlik ortamında enerji fiyatlarından, gıda arzı ve tedarik zincirine yönelik risklerden söz etti. Doğru mu? Evet ama tek başına değil.

 

Bunlar zaten var olan bir enflasyon hatta yanlış uygulamalar nedeniyle adı konulmamış bir stagflasyon gerçeğinin ortasında, sadece faturanın artmasına neden olan ve çözümü daha çok maliyetlendiren unsurlar olarak sayılabilir.

 

Asıl mesele, firmaların içeride satın alma gücü ve artan maliyetleri yansıtamadıkları fiyatlarla göçen iç piyasa gerçeğini yaşarken, bastırılmış kur ile ihracat getirilerinin düşmesindeki finansman şiddetinin maliyetlerek önüne gelmesi ve açmaza sürüklemesidir.

 

Bu işin reel sektör tarafı… Bir de üretilen mal ya da hizmeti tüketecek insanların, gelirlerinin ancak belli başlı kalemlere yetiştirilmeye çalışılan ve iç pazarı da tamamen tıkayan, ama dolaylı vergilerle gücü kırılmaya devam eden yapıyı görmek lazım.

 

Kurumları köşeye sıkıştırarak, tahakkuk – tahsilat oranlarına bakmadan, tabelaya gelir yazmanın sonuç getirmediği 72 aya varan taksitlendirme ihtiyacıyla nasıl kendisini belli ediyorsa, kişilerin niteliksiz ürünlere yönelmesi de artan sağlık harcamalarından ortaya çıkıyor.

 

Her yerden Merkez Bankası’nın enflasyon raporunda hedefleri yukarı yönlü revize ettiğinden söz ediliyor. Ne olmuş? Ara hedef yüzde 16’dan yüzde 24’e çıkarılmış. Yıl sonu enflasyon tahmini de yüzde 18’den yüzde 26’ya revize edilmiş. Gerçekçi mi; hayır.

 

Ama tartışılması gereken bir başlık açıyor. Siz bu hedefler üzerinden insanların aylık ve gelirlerine zam yaptınız, fakat bugün yüzde 50’ye varan sapmalar söz konusu oldu. Rakamlar gerçeklerle örtüşmüyor, farkındayım.

 

Lakin sadece bu haliyle birlikte geriye dönük farkları vermeniz gerekir. Gerçekleşen enflasyon yıpranmasından söz etmiyorum. Hedeflenen üzerinden verilen artışların, yine hedefler üzerinden revize ve tazmin edilmesinden bahsediyorum.

 

Peki gündeme geldi mi? Gelirse ne olur? Derler ki, enflasyonu azdırmak mı istiyorsunuz? Enflasyon zaten azmış ve telafi edilemez noktaya gelmişken, oluşturduğunuz rakamların yarattığı hedeflerin bile sonuçlarını tartışmıyorsanız, aynı dili konuşmak mümkün olmuyor.

 

cetinunsalan@yahoo.com



Bu yazı 109 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA