romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
Bugun...


Sezer KOYUN

facebook-paylas
Gazdan çok umut var
Tarih: 11-11-2025 21:37:00 Güncelleme: 15-11-2025 01:07:00


Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklama,

bir anda; gündemin en parlak başlığı hâline geldi:

“92.4 milyar metreküplük doğalgaz rezervi keşfedildi.

Değeri yaklaşık 37 milyar dolar.”

Üstelik; bu sadece, 2025 yılı içinde.

Göktepe-3 kuyusundan çıkan 75 milyar metreküplük bölüm,

toplamın ezici çoğunluğunu oluşturuyor.

Medya başlık attı: “Enerji bağımsızlığında dev adım.”

Yatırımcı Twitter'ı coştu: “Borsa’da enerji hisselerine dikkat.”

Halk ise; yine umutlandı: “Belki artık faturalar düşer…”

 

Ama; mesele, o kadar basit değil.

 

Rezerv Keşfi mi, Zamanlama mı?


Türkiye, son 3 yılda;
kamuoyuna açıklanan beşinci büyük gaz rezervi haberiyle karşı karşıya.

 

Hatırlatalım:
2020: Sakarya Gaz Sahası’nda 405 milyar metreküp keşif
 2021: Ek 135 milyar metreküp
 2022: Filyos açıklarında 58 milyar metreküp
 2023: Karadeniz’de yeni sondajlarla genişleme
 2025: Göktepe-3 kuyusu ve toplam 92.4 milyar metreküp

 

Peki; bu gazların ne kadarı kullanılabilir?

Şu an itibariyle;
Filyos Doğalgaz İşleme Tesisi’nde, yalnızca sınırlı bir hacim şebekeye verilebiliyor.

Sakarya sahasından çıkan gaz, hâlâ teknik test aşamasında ve

Türkiye'nin yıllık doğalgaz tüketiminin yüzde 2-3’ünü karşılayabilecek düzeyde.

 

Enerji ithalatı faturasına bakalım:

Türkiye 2024 yılında 74 milyar dolarlık enerji ithal etti.

Bu; toplam dış ticaret açığının, yüzde 65’ine denk geliyor.

Yani; “bulduk” dediğimiz gaz, bu faturanın şimdilik sadece kenar notu.

 

Reel karşılık: Doğalgaz ne zaman faturaya yansır?

 

Bu soruyu duymaya alışığız:

“Peki, bize ne zaman yansır?”

 

Mesele, sadece rezervin yer altında olup olmaması değil.

Çıkarmak için gereken altyapı, yatırımlar, taşıma hatları, işleme tesisleri ve

en önemlisi de maliyetler.

Bugün; Karadeniz’de çıkartılan gazın birim maliyeti, net açıklanmasa da

sektör kaynakları, ithal LNG’den daha pahalı olabileceğini belirtiyor.

Çünkü; kendi gazını çıkarmak, dışardan almak kadar ucuz olmayabilir.

Hele ki; bu süreçte, dövizle borçlanıp yatırım yaptıysan.

 

Üstelik; çıkarılan gaz piyasaya sübvansiyonlu fiyatla sunuluyorsa,

bunun maliyeti;
ya vergi yoluyla vatandaşa,

ya da döviz rezervlerinden yapılan sübvanse harcamalarla Merkez Bankası'na yükleniyor.

 

Jeopolitik hamle mi, ekonomik gerçek mi?

 

Bu tarz rezerv açıklamalarının,

genellikle; ekonomik ya da siyasi sıkışmışlık dönemlerine denk geldiği bir gerçek.

Enflasyon yeniden yüzde 33 bandına çıkmışken,

Merkez Bankası rezervleri haftalık bazda 13 milyar dolar azalırken,

ekonomi yönetimi; “yumuşak iniş” umudunu, piyasaya satmaya çalışıyor.

Böyle zamanlarda; “gaz bulundu” demek,

yalnızca enerji stratejisi değil; aynı zamanda, psikolojik bir müdahaledir.

 

Elbette; bu yazıda söylenen hiçbir şey, bir başarıyı küçümsemek için değil.

Yerli enerji kaynaklarının bulunması önemlidir.

Ama unutmayalım: Rezerv bulmak, para bulmak değildir.

 

Türkiye’nin cari açığı, halen; yıllık 35 milyar dolar seviyesinde.

Reel sektörde, iflas ve konkordato sayıları artıyor.

Vatandaş, faturasını ödemekte zorlanıyor.

2024’te, doğalgazdan kaynaklı icra takipleri rekor seviyeye ulaşmıştı.

Bu durumda umut, duyurulan rezerv değil; gerçekten fatura düşüşü olur.

 

Sonuç yerine: Gaz var ama cebimizde ısı yok

 

Bu yazı, bir yatırım tavsiyesi değildir.

Enerji hissesi almalı mı, rezervler ne zaman piyasaya etkili olur;
bu sorulara, burada yanıt yok.

Ancak şunu söyleyebiliriz:

Yer altında gaz varsa;
yer üstünde liyakat, denetim ve şeffaflık olmadan o gaz refaha dönüşmez.

 

Ülkenin enerjisi, sadece Karadeniz’in dibinden değil; ekonominin kalbinden gelir.

 

 


sezerkoyun@cratone.com

 



Bu yazı 1017 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA