İstanbul sabahı...
Dışarıda martılar bağırıyor, kahve kokusu yükseliyor,
TV’deki haber spikeri sakin ama yorgun bir sesle konuşuyor:
“Dolar bugün 38 lirayı geçti.”
Yüzünüzde bir tebessüm.
Çünkü bu, sürpriz değil artık.
Burası, Türkiye ve bu; artık bir ekonomi haberinden çok,
bir tür hava durumu bülteni:
“Bugün dolar güne yükselişle başladı, lira ise; yine yağmurlu.”
Bizim ekonomi masalının başkahramanı yıllardır değişmiyor:
Bay Enflasyon
2024 sonunda, yüzde 44,38 ile hâlâ sahnede.
Kimsenin davet etmediği ama; her sofraya oturan o tanıdık misafir.
Merkez Bankası umutlu:
2025 sonunda hedef yüzde 21.
Ama; manavdaki marula bakan gözler, pek ikna olmamış gibi:
“Bu marul mu yüzde 21, yoksa; enflasyon mu?”
Oyunun diğer karakterleri: Döviz ve yatırımcı
Döviz kuru ise; ayrı bir trajedi.
Hanımefendi Kur, yani döviz kurları;
adeta, gece kulübünde VIP masa tutmuş gibi havalı:
“Ben 30’da durmam” dedi ve çıktı 38’e.
İthalatçı ağlıyor,
ihracatçı kafa karışık.
Vatandaş mı?
Ay sonu geldiğinde; alışveriş listesine, “umudu” da ekliyor.
Ama; asıl sahne ışıkları bu aralar, Bay Yatırımcı’nın üzerinde.
Biraz parası olan, “Ben bu ülkede ne yapayım” diye sormaktan yorgun.
Ev almak hayal, borsa kumar, altın pahalı, kripto uçmuş.
Geriye ne kalıyor?
Bavul, pasaport ve bir miktar İngilizce.
Yurt dışına para kaçışı hızla artıyor.
İstanbul'daki siyasi gerginliklerin ardından;
(örneğin, İmamoğlu’nun tutuklanması gibi)
yabancı yatırımcılar, Türkiye piyasasını terk etti.
Sermaye, güvenli liman arayışında rotayı çoktan çizdi: Zürih, Amsterdam, New York...
Merkez Bankası da bu sırada;
12 milyar dolarlık döviz satışıyla lirayı savunmaya çalıştı.
Fakat; bu savunma, buz üstünde basketbol oynamak gibi:
her hamle yeni bir kayganlık.
Rakamlar yalan söylemez (Ama iki kere düşündürür)
• Enflasyon (2024 sonu): yüzde 44,38
• Merkez Bankası hedefi (2025 sonu): yüzde 21
• İşsizlik (Kasım 2024): yüzde 8,6
• Döviz kuru (Nisan 2025): Dolar = 38 TL
• Doğrudan Yabancı Yatırım (Ocak 2025): 934 milyon dolar
• Cari Denge? Gönül isterdi yazalım ama; biraz “denge” kaldığında tekrar konuşalım.
Kısa bir tarih notu: Brezilya’nın 90’ları
Hatırlarsınız;
1990’larda Brezilya da, bizimle benzer yollardan geçmişti.
Enflasyon %200.
Sonra, "Real Planı" ile devlet masaya yumruğu vurdu:
yapısal reform, para politikası, sıkı mali disiplin.
Sonunda; enflasyon düştü, ekonomi toparlandı, samba kaldığı yerden devam etti.
Peki bizde neden olmuyor?
Çünkü; burada samba yok, sadece saz ekibi var.
Ve onlar da sürekli perde arkasında, müziği kısmış.
Son söz: Bu masalın bir sonu olacak mı?
2025 sonuna doğru giderken;
Türkiye ekonomisi, hâlâ; yüksek enflasyon, dalgalı kur ve yatırımcının kaçışıyla boğuşuyor.
Rasyonel politikalar, siyasi istikrar ve güven ortamı,
bu masalın "mutlu son" ihtimalini arttırabilir.
Ama; şu anki senaryoda, sadece; karakterler bol, umutlar ise; minimalist.
Ve biz de, bu masalda figüran olmaktan çıkıp,
artık; gerçek birer oyuncu olmak istiyorsak,
bu oyunun kurallarının değişmesi gerekiyor.
Çünkü; artık herkesin aklında tek bir soru var:
“Bu film nerede kopar?”