2025’in son yazısı…
Bu yazı, Prof. Dr. Eren Cansü ile
emtia piyasalarına ilişkin küçük bir soru ile başlayan ve
detaylarında düşündüren bir sohbet ile doğdu.
Bu kez; kalem bende olsa da
düşünürken yazarken yalnız değildim.
Katkısı ve yaklaşımı ile
bu değerlendirmeleri zenginleştiren
Sayın Prof. Dr. Cansü‘ye teşekkür ederim.
Gelelim; bu sohbetin açtığı kapıdan,
2025’in kapanışına ve 2026’nın takvimli belirsizliğine…
2025: Dört varlık, bir ülke, iki gerçek (enflasyon ve vergi)
2025’i kapatırken ekranda dört rakam vardı:
USD/TRY, gram altın, BIST100, Bitcoin.
Başlangıç–bitiş çizgisinde bakınca tablo basitti:
altın “ben geldim” dedi,
dolar “ben de buradayım” diye el salladı,
BIST “ben de yaşıyorum” dedi,
Bitcoin ise; dolar bazında “bu yıl benlik değilmiş” diye omuz silkti.
Sonra Türkiye devreye girdi:
nominal getiri ile alım gücü arasına, o meşhur duvarı ördü.
Üstüne bir de vergi/stopaj/kurgu farkları eklendi.
Ve 2025’in son haftasında,
Meclis’in enflasyon muhasebesini 2025–2027 için askıya alması,
“enflasyonla mücadele” ile
“enflasyonla yaşamayı kurumsallaştırmak” arasındaki o ince çizgiyi, tekrar hatırlattı. (Reuters)
Aynı Reuters haberinde;
Kasım 2025 yıllık enflasyonun yüzde 31,07’ye indiği de not ediliyor—evet,
“dört yılın dibi”, ama; hâlâ “dibi yüksek bir havuz.” (Reuters)
Bu arada;
2025–2027 Orta Vadeli Program’da (MTP) enflasyon hedefi grafiği öyle iddialı ki…
2026 için program hedefi yüzde 9,7 (yıl sonu TÜFE). (SBB)
Bu hedef;
2026’yı, Türkiye’de “varlık fiyatlaması”ndan çok
dezenflasyonun inandırıcılığı oyunu haline getiriyor:
inandırıcı olursa, TL varlıklar nefes alır;
inandırıcı olmazsa, klasik refleksler (kur/altın) geri gelir.
2026: Şimdiden bilinen tek şey, takvimin manşetleri fiyatlayacağı
2026, “sürpriz” yılı değil; “sürprizlerin hangi aylarda geleceğinin” yılı.
Çünkü; takvimde üç büyük sabit var:
1. Milano–Cortina Kış Olimpiyatları: 6–22 Şubat 2026 (Olympics)
2. Dünya Kupası: 48 takım, 104 maç (takvim FIFA’da yayımlı) (FIFA)
3. ABD ara seçimleri: 3 Kasım 2026
(FEC’nin “next regularly scheduled federal general election date” notu ile) (FEC.gov)
Bu üçü doğrudan “gram altın şuraya gider” dedirtmez ama;
risk iştahının ritmini belirler.
Çünkü; piyasa, belirsizliği sevmez;
belirsizlik çözülürken de genelde “sanki biz bunu hep biliyorduk” diye fiyatlar.
Küresel makro: IMF “orta büyüme” diyor, belirsizlik “yüksek kalabilir” diye ekliyor
IMF’nin Temmuz 2025 WEO güncellemesi,
2026 küresel büyüme için yüzde 3,1 projeksiyonunu veriyor;
gerekçelerin içinde “tarifeler öncesi önden yüklemeler”,
daha düşük efektif tarifeler, finansal koşullar vb. var;
risk tarafında da daha yüksek tarifeler, yüksek belirsizlik ve jeopolitik gerilimler sayılıyor. (IMF)
Yani; küresel resim: “çok kötü değil” ama “rahat değil”.
2026 yatırım iklimi muhtemelen şöyle olacak:
Veri kadar, politika başlığı da fiyatlanacak.
Reuters’ın 2026 ABD hisse görünümü yazısı da bu çerçeveyi konuşuyor:
2026’da ABD’de iştahı AI harcamaları + şirket kârları + Fed patikası taşır;
risk tarafında tarifeler, ABD–Çin gerilimi ve ara seçim belirsizliği var. (Reuters)
Tarihsel kıyas/istatistik: “Midterm yılı” piyasanın nazı ve nazlılığı
Madem, 2026 midterm yılı;
klasik “election cycle” istatistiğini masaya koymadan olmaz:
• U.S. Bank’ın derlemesine göre;
S&P 500, midterm öncesi 12 ayda ortalama yüzde 0,3,
midterm sonrası 12 ayda ortalama yüzde 16,3 getiri göstermiş. (U.S. Bank)
• Capital Group da 1931–2021 günlük fiyat serisiyle;
“midterm yılı patikasının” ortalamadan ayrıştığını grafiklerle anlatıyor,
yani; yıl içi dalga davranışı farklılaşıyor. (CapitalGroup NACG)
Bu istatistikler “kesin kazanç” değil; ama, 2026’yı dönemlere ayırırken; şu psikolojiyi hatırlatıyor:
Seçim öncesi belirsizlik → iştah kısılır;
seçim sonrası belirsizlik çözülür → iştah açılır.
Piyasa, bunu her seferinde yeniden keşfetmeyi de çok sever.
Türkiye 2026: “Dezenflasyon inandırıcılığı” + “para politikası geçişi”
Türkiye tarafında, 2026’ya girerken bir kritik not:
TCMB’nin Aralık 2025 toplantısında,
politika faizinin yüzde 38’e indirildiği, Reuters metinleri üzerinden dolaşıma girdi. (Investing.com)
Bu, 2026’da TL varlıkların kaderini belirleyecek soruyu yeniden öne çıkarıyor:
“Faiz indirimi = rahatlama mı, yoksa; ‘kur ve beklenti yönetimi’ sınavı mı?”
MTP’nin kendisi bile,
2025–2027 dönemini anlatırken;
jeopolitik gerilimler ve seçim sonrası politika belirsizliklerinin,
küresel ticarette korumacılığı besleyebileceğini söylüyor. (SBB)
Yani;
2026’da Türkiye’nin hikâyesi, sadece içeride “dezenflasyon” değil;
dışarıda da “risk iştahı ve sermaye akımı” koşulları.
2026’yı “dönem dönem” okuma
Ocak–Mart: “Yeni yıl, yeni hedefler; eski refleksler”
Şubat’ta Olimpiyatlar var—piyasa açısından bu bir “event” ama,
asıl mesele; Q1’de Fed patikası ve “risk-on / risk-off” salınımı.
IMF’nin tarifeler ve belirsizlik vurgusu; bu dönemde, manşete daha çok çıkar. (IMF)
Nisan–Temmuz: “Dünya Kupası + büyüme anlatısı + manşet enflasyonu”
Haziran–Temmuz Dünya Kupası takvimi, küresel gündemi “daha gürültülü” yapar.
48 takım 104 maç; manşet sayısı artar—piyasa bazen sırf bu yüzden bile daha oynak olur. (FIFA)
Bu dönemde;
ABD tarafında Reuters’ın işaret ettiği başlıklar (AI capex, kârlar, Fed) “trend” üretirse,
riskli varlıklar coşabilir;
tarifeler/jeopolitik baskın gelirse,
defans öne çıkar. (Reuters)
Ağustos–Ekim: “Seçim yılı gürültüsü yükselirken, herkes ‘ben zaten bunu bekliyordum’ der”
Midterm yaklaşırken politika başlıkları sıklaşır.
Tarihsel istatistikler, “midterm öncesi dönem daha sönük” derken;
tam da bu ruh halini anlatır. (U.S. Bank)
Kasım–Aralık: “Belirsizlik çözülür; piyasa bir anda ‘risk sevici’ olabilir”
ABD’de federal genel seçim tarihi 3 Kasım 2026. (FEC.gov)
Tarihsel veri, seçim sonrası 12 ayın ortalamada daha iyi olabildiğini söylüyor.
(evet, “ortalama” kelimesini özellikle vurguluyorum;
çünkü; portföyler ortalama davranmayı reddeder). (U.S. Bank)
Final: 2026’nın özeti
2025 bize şunu hatırlattı:
Türkiye’de yatırım, çoğu zaman “getiri” değil alım gücü yarışıdır;
alım gücü yarışında da “enflasyon + vergi + kur” üçlüsü,
her grafiğin üstünde, şeffaf bir katman gibi durur. (Reuters)
2026 ise; şimdiden “takvimi olan belirsizlik” yılı:
IMF’nin yüzde 3,1’lik ılımlı büyüme zemini var;
ama, tarifeler/jeopolitik/politika riski de “arka fonda müzik” değil;
doğrudan, “ana sahne.” (IMF)
Ve evet, midterm istatistikleri hâlâ masada:
seçim öncesi naz, seçim sonrası barışma. (U.S. Bank)
Sarkastik biraz ama en doğru cümleyle bitireyim:
2026’da en iyi strateji, “haklı çıkmak” değil;
haklı çıkmadan da ayakta kalabilecek kadar iyi tasarlanmış,
bir risk rejimi kurmak olmalı.
Not:
Bu metin genel bilgilendirme amaçlıdır;
yatırım tavsiyesi değildir ve
herhangi bir yatırım kararına dayanak teşkil etmez.