İntikam mı alıyoruz?
Yoksa… Çok mu zenginiz?
Bu makalede;
olumsuz ekonomik durumlarda,
insanların harcama davranışlarının nasıl şekillendiği tartışılarak;
günümüzde bu davranışların, nasıl olduğu ve
arkasındaki güdüler “doom spending” kavramıyla açıklanacak;
kıyamet ve intikam alışverişi boyutlarıyla, konu irdelenecektir.
Bilindiği üzere;
tüm dünyayı etkisi altına alan ekonomik olumsuzluklar,
ülkemizde de etkisini hem makro, hem de mikro düzeyde hissettirmektedir.
Paranın değer kaybettiği,
satın alım gücünün sürekli düştüğü,
yatırım araçlarının belirsizliğini koruduğu enflasyonist ortamlar,
bireylerin; yaşam tarzlarını, önceliklerini ve
gelecekle ilgili planlarını önemli ölçüde etkilemektedir.
Rasyonel bir bakış açısı ile
bu gibi ekonomik darboğaz durumlarında,
tüketicilerin zorunlu ihtiyaçlarına yönelmeleri ve mümkün olduğunca;
israf veya lüks olarak nitelendirilebilecek harcamalardan uzaklaşmaları beklenmektedir.
Bunun en önemli nedeni ise;
ekonominin yarattığı belirsizlik sebebiyle,
geleceği güvence altına alabilme kaygısıdır.
İşte bu nedenle de
tüketiciler; tüketim önceliklerini değiştirip, güvence için
genellikle, para tutma veya para biriktirme davranışına yönelirler.
Peki ya günümüzde..
Özellikle; ülke olarak ekonomik zorluklarla boğuştuğumuz dönemlerde,
şu cümleleri ne kadar sıklıkla duyduğumuzu hatırlayalım:
“Ekonomik kriz var diyorsunuz ama; kafeler, restoranlar, alışveriş merkezleri dolu.
Herkes alışverişini yapıyor, eğlencesine gidiyor.
Hani nerede kriz?''
Evet, görünürde durum bu şekilde olabilir ancak;
tüketici davranışlarında, çok önemli bir unsur daha vardır;
“davranışın arkasındaki motivasyon(güdü)..”
Yani; davranış, harcama olarak kendini gösterse de
insanları harcamaya iten motivasyonların (güdülerin),
neler olduğunun da düşünülmesi gerekmektedir.
İşletmeler açısından bakıldığında;
satışın gerçekleşmesi, onlar için arzu edilen ve ulaşılmak istenen durumdur.
Ancak; bu arada bir parantez açarak,
uzun dönemde başarı için diğer bir ifade ile sürdürülebilir karlılık için
işletmelerin, tüketici davranışlarının arkasındaki motivasyonu bilmelerinin önemine de
dikkat çekmekte fayda bulunmaktadır.
Peki ama; tüketiciler açısından, davranışın arkasındaki güdüler nelerdir?..
Çok mu zenginiz yoksa kıyamet/intikam alışverişi mi yapıyoruz?
Son zamanlarda sıkça duymaya başladığımız bir kavram var.
Doom spending...
Türkçe’de “kıyamet alışverişi” veya “intikam alışverişi” şeklinde kullanılıyor.
Bu kavram;
insanların özellikle yoğun stres ve kaygı altında,
plansızca ve kontrolsüzce daha fazla alışveriş yapabildiğine dikkat çekiyor.
Gelelim günümüzdeki duruma…
Özellikle, gençler ve bu gençlerin ebeveynleri başta olmak üzere;
çoğu insanda gelecek kaygısı var.
İş bulabilmeye, geleceğe yönelik hedeflerini yerine getirebilmeye,
arzu ettiği hayat standartlarında yaşayabilmeye ilişkin kaygılar,
ekonomik olumsuzluklarla beraber; gün geçtikçe artmaya devam etmekte.
Bu, sadece; Türkiye özelinde olan bir durum değil aslında.
Ocak 2025’te, Wall Street Journal’da;
Harvard Business School MBA mezunlarının bile,
iş bulmakta zorluk çektiği,
hatta; iş bulmalarının aylar sürdüğü yönünde bir haber yayınlandı (https: www.wsj.com).
Bu örnekte;
eğitim alanında gördüğümüz,
ama; aslında her alanda yaşanan yoğun rekabet ortamı üstüne eklenen ekonomik zorluklar,
bunlara eşlik eden toplumsal ve politik olumsuzluklar sonucu; günümüzde, insanlarda;
moral bozuklukları, motivasyonsuzluk, kaygı, stres, duygusal boşluklar,
depresif ruh hallerinin görülme olasılığı daha da fazlalaşmaktadır.
İşte doom spending de, tam bu noktada karşımıza çıkıyor ve diyor ki;
bu ruh halinde olan ve bu bahsedilen uyarıcılar ile tetiklenen insanların
kontrolsüz, plansız, istemsizce hatta; irrasyonel şekilde alışveriş yapma eğilimleri, artar.
Bahsedilen bu durumu;
“perakende terapisi/retail therapy” kavramıyla, karıştırmamak lazım.
Bu kavram;
“canım sıkıldı, kendimi kötü hissettim, neşem yerine gelsin istedim” vb.
nedenlerle yapılan kontrolsüz alışverişi ifade etmekte iken;
“kıyamet/intikam alışverişi”, gelecek hakkındaki kaygılardan tetiklenen bir kavramdır.
Şöyle açıklayayım;
gelecekle ilgili beklentileri yok denecek kadar az,
sabit maaşıyla bir ev, araba vb. alamayacağına inanmış,
çalışıyorsa; kazandığı para ile istediği hayat standartlarında yaşayamayan,
“eğer; ben bugün bunu almazsam,
yarın fiyatı daha da artacak hiç alamayacağım” düşüncesinde olan,
kendini belirsizlik içinde hisseden ve genel olarak hayatından memnun olmayan insanlar;
yarın kıyamet kopacakmış gibi
“yarını düşünme, anı yaşa” felsefesine tutunmaya başlayabiliyorlar.
Madem bunlara sahip olamayacağım;
o zaman, ben de elimdekini harcarım mantığı ile hareket edip;
daha fazla harcama yapabiliyorlar.
Bu açıdan bakıldığında, doom spending kavramını;
“kıyamet alışverişi” olarak Türkçe’leştirmek, ne kadar doğru oluyor.
Bir de şu açıdan ele alalım…
Acaba tüketiciler;
hak ettiklerini düşündükleri ancak, sahip olamadıkları imkanlar ve varlıklar yüzünden;
onları bu noktaya getiren koşullardan, hayattan, nedenlerden ya da herhangi bir şeylerden
intikam alma güdüsüyle çılgınca harcama yapıp; tatmin olmaya çalışıyor ve
bu şekilde, mutlu oluyor olabilirler mi?
Bu bakış açısıyla da doom spending,
bir şekilde intikam alışverişine karşılık gelmiyor mu?
Siz ne dersiniz?
Zengin olduğumuz için mi harcıyoruz,
kıyamet alışverişi mi yoksa; intikam alışverişi mi yapıyoruz?
Prof. Dr. Ceyda Aysuna Türkyılmaz
Kaynakça:
(https://www.wsj.com/lifestyle/careers/harvard-mba-employment-rate-job-hunt-difficulty-addfc3ec,
Erişim Tarihi: Mart 2025)