Ekonomi çok kendine has bir alandır. Talimatla ekonomiyi yönetemezsiniz. Elbette politikadaki kararlılık için bu güce ihtiyaç var. Ama sadece siz istiyorsanız diye, temennileriniz karşılık bulmaz.
Bunun en güzel örneklerinden birini aslında kendi hayatımızda, ülkemizde yaşadık. Faiz düşerse enflasyon düşer diye bir tez ortaya atılıp, sonra da faizlerin düşüşü ekonominin kurallarına göre değil, isteklere göre yapıldı.
Günün sonunda tek haneli rakamlara düşen bir faize rağmen, bunun 10 katı fiyatlarla piyasada kredi almaya çalışan firmalar gerçeğini yaşadık. İş bununla da bitmedi, faiz düşünce de enflasyon gerilemek yerine patladı. Üç haneli rakamların sınırına gelen bir tüketici enflasyonu ve onu da aşan bir üretici enflasyonu gerçeğini yaşadık.
Bugün halen tartışmalı da olsa dezenflasyon sürecinin dile pelesenk edildiği bir süreçte, olur ya da olmaz diye konuşuyoruz ama buna neden olan asıl bu kaprisi, salt talimatla ekonomiyi yönlendirmenin mümkün olmadığını konuşmuyoruz.
Halen ortada bir programdan çok temenniler manzumesi ile sonuç bekleyen ekonomi yönetiminin de meseleden ders almadığını, sağda solda güzlü olduğunu anlatarak kaynak çekemeyeceğini anlamadığını göremedik.
Bizde bu acı dersler yaşanırken, esasen çok daha güçlü bir volümde Ocak 2025 itibariyle bir hamle de ABD’de Trump’tan geldi. 20 Ocak 2025’te göreve başlar başlamaz tüm dünyaya gümrük vergisi saldı.
Sonra hukuk bunun yetki aşımı olduğuna karar verdi. Şimdi bir yandan ABD tahsil ettiği vergileri iade ediyor, öte tarafta bundan ders almayan Trump dolaylı yoldan yeni vergilendirmeler yapmanın yolunu arıyor.
Aslında Trump’ın kendi ülkesi adına talebi doğruydu. Pandemi ile birlikte üretimi tekrar keşfeden dünyada ardından keskinleşen ticaret ve teknoloji savaşlarında, arz güvenliğini sağlamayı hedefliyordu.
Ama yıllarca enflasyonu kontrol ettirmek için üretimi gerçekleştirdiği Çin o denli faz atlamıştı ki, hesap bozuldu. Bu işin ayrı bir tartışma konusu. Ama tekrar talimatla ekonomi yönetimine dönersek, masaya oturduğu gün attığı imzalar gerçekçi bulunmamıştı.
Neden? Siz göreve geldikten 1 – 2 yıl sonra bu kararları alsanız, o arada yatırım ekosistemi için gerekli çalışmaları yapsanız, gerçekten niyetin üretimi çekmek olduğunu ya da bir vizyona dayandığını düşünmek mümkün olabilirdi.
Ama hiçbir şey yapmadan ‘gelmenizi istiyorum, yoksa cezalandırırım’ diye tavır takınırsanız, firmalar da dönmekten imtina ederler. Bunun iç üretim maliyetlerini arttırması bir tarafa, davet edeceğiniz ve davete icabet etmeleri için ortam yaratacağınız insanlara talimat vererek zorlama yaparsanız sonuç da alamazsınız.
Ekonomi öyle değişti ki, artık şirketler kendi personellerine bunu yapamıyorlar. Nitekim önce Çin’den çıkan Apple üretimini ABD’ye değil, Hindistan’a kaydırdı. Son olarak da batarya girişimi EnerVenue üretim tesisini Kentucky yerine Çin’de açtı. Gerekçe de çok basit.
Üretim ekosisteminin daha iyi olması, güçlü tedarik zinciri ve mühendislik altyapısı. Neticede ders çalışmadan tam puan bekleyen çocuk gibi davranırsanız, size kırık not verene de kızamazsınız. Mesele bu kadar basit.