Bugun...



'KOBİ’lerin sorunu, yalnızca finansman bulmak değil; finansmana hazır olmak'


facebook-paylas
Güncelleme: 03-09-2026 09:21:38 Tarih: 03-09-2026 08:48

'KOBİ’lerin sorunu, yalnızca finansman bulmak değil; finansmana hazır olmak'

 

Mahkemelerdeki icra ve iflas dosyalarının sayısı,

yılbaşından bu yana 2 milyon artarak; 26 milyon 78 bin 719 adede ulaştı.

Söz konusu artışın yaklaşık yarısının,
son üç ayda gerçekleşmesi dikkat çekerken;

dosya sayısındaki yükselişin, 2025 yılından itibaren; belirgin biçimde hızlandığı görülüyor.

 

2026’da ise;
artış hızının, önceki döneme kıyasla yaklaşık iki katına çıkması;

işletmelerin, finansmana erişiminin yanı sıra;
mevcut borçlarını yönetme kapasitesini de kritik hale getiriyor. 

 

250 Milyar TL’lik Paket İçin Başvurular Başladı

 

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan

İmalat Sanayi Finansman Desteği kapsamında,
KOBİ’ler ve büyük ölçekli işletmeler;
6 aya kadar ödemesiz ve 36 aya kadar vadeli finansman imkanından yararlanabilecek.

İşletmelerin başvuruları, 1 Eylül itibarıyla başladı.

 

Yeni düzenlemeyle;
büyük işletmeler için kredi tutarı 50 milyon TL’den 150 milyon TL’ye yükseltilirken,

firmalara sağlanacak kredi limitlerinin;

iş gücü maliyetleriyle orantılı olarak belirlenmesi planlanıyor.

Program kapsamında; KOBİ’lere, kefalet desteği de sunulacak..

 

Yeni paketin;
özellikle, işletme sermayesi ihtiyacı yükselen sanayi şirketleri için

önemli bir fırsat sunduğunu belirten Valor Kurucu Ortağı Sefa Karaca,

finansmana erişimin;
şirketlerin finansal yönetim kapasitesinden

bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyerek,

“Türkiye’de, KOBİ’lerin önemli bir bölümünde;
finansman ihtiyacı ortaya çıktığında, ilk refleks; kredi aramak oluyor.

 

Oysa;
sağlıklı yaklaşım,

önce şirketin; önümüzdeki 12-24 aylık nakit ihtiyacını ortaya koymak,

işletme sermayesi açığını hesaplamak ve

kullanılacak finansmanın,

şirketin hangi ihtiyacını karşılayacağını netleştirmek olmalı.

 

Finansmana erişimi, yalnızca kredi bulmak olarak değil;
şirketin, borcu sürdürülebilir şekilde 
taşıyabilecek

finansal yapıya sahip olması olarak; değerlendirmek gerekiyor.” dedi.

 

Karaca,

“Bir şirketin, kendisine tanımlanabilecek en yüksek kredi tutarını kullanması;
her zaman, doğru finansal karar değildir.

Doğru soru, ‘Ne kadar kredi kullanabilirim?’ değil;
‘Şirketimin büyümesini ve işletme sermayesini desteklemek için

ne kadar kaynağa ihtiyacım var ve

bunu hangi nakit akışıyla geri ödeyeceğim?’ olmalı.” değerlendirmesinde bulundu.

 

6 Ay Ödemesiz Dönem, Geri Ödeme Planını Ertelemiyor

 

Programın sunduğu 6 aya kadar ödemesiz dönem,

işletmelere önemli bir nakit akışı avantajı sağlayabilir.

Ancak; bu sürenin, yalnızca geçici bir rahatlama olarak görülmesi gerekiyor.

Şirketlerin,
kredi geri ödemelerinin başlayacağı dönemde yaratacağı nakdi; bugünden hesaplaması,

özellikle; 36 aya kadar vadeli finansmanın toplam geri ödeme yükünü,

farklı senaryolarla değerlendirmesi; önem taşıyor.

Aksi durumda;
ödemesiz dönem sonrasında başlayan taksitler,

işletmenin günlük operasyonları üzerinde; yeni bir nakit baskısı oluşturabilir.

 

Yüzde 25 Maliyet Avantajı Kararı Değiştirebilir

 

Programın en dikkat çekici unsurlarından biri,

istihdam şartının yerine getirilmesi halinde;
sabit maliyetli kredilerde finansman oranının,

yüzde 37’den yüzde 25’e kadar düşebilmesi.

 

Ancak;
şirketlerin, bu avantajı;
yalnızca faiz oranı üzerinden değerlendirmemesi gerekiyor.

 

İşletmelerin;
personel maliyetleri, üretim kapasitesi, satış beklentileri ve nakit akışı birlikte ele alınarak;
istihdam seviyesini koruma koşulunun,

yılın ikinci yarısında sürdürülebilir olup olmadığı; analiz edilmeli.

 

Karaca;

finansman kararında, maliyet kadar;

şirketin geri ödeme kapasitesinin de dikkate alınması gerektiğine dikkat çekerek

“Bugünkü finansman maliyetinin düşük olması, tek başına yeterli değil.

Önemli olan; bu finansmanın, şirketin nakit yaratma kapasitesiyle uyumlu olması.

 

Özellikle;
faiz, istihdam ve geri ödeme koşullarının

birlikte; değerlendirilmesi gerekiyor.

 

Özellikle; son birkaç yıldır, şirketlerde;

karlılık kadar, nakit yönetiminin önem kazandığını görüyoruz.

Cirosu ve operasyonu büyüyen bir şirket,

aynı hızda; işletme sermayesi ihtiyacı da yaratabiliyor.

Bu nedenle;
büyüme, finansman ve nakit akışının, birlikte yönetilmesi gerekiyor.

 

Düzenli finansal raporlama yapan,

bütçesini ve nakit ihtiyacını öngörebilen,

borçlanma kapasitesini ölçebilen şirketlerin;
finansmana erişirken, çok daha güçlü bir pozisyonda olduğunu görüyoruz.”

diyerek; sözlerini bitirdi.

 







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EKONOMİ Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA