S&P Global Türkiye ekonomisiyle ilgili analizinde, fon krizinin hane halkına etkisinin sınırlı kaldığını söyledi. Öncelikle ortada bir fon krizi yok, fon skandalı var. Yani genel itibariyle Türkiye’deki fon piyasasıyla ilgili bir problemden değil, o sistemin içerisindeki bir istismardan söz ediyoruz.
Bunun yurtdışında da kriz olarak nitelendirilmesi esasen ciddi bir iletişim ve şeffaflık problemi yaşadığımızı gösteriyor. Bu ifademde olayın küçümsendiği anlamı çıkmasın. Aksine olay çok önemli, ama etkileri itibariyle krizden çok skandal diye nitelendirmek daha doğru olur.
Meselenin hane halkına etkisine gelince… Gerçekten ya mizah yapıyorlar ya da Türkiye ekonomisini Mehmet Şimşek’in anlattığı gibi zannediyorlar. Milyonlarca insan o kadar refah içinde yaşıyor ki, tasarruflarıyla ilgili bu sıkıntının boyutlarının sınırlı kalmasından söz eden bir tavır söz konusu.
Şayet yorum Türkiye ekonomisine etkisini analiz eden bir çerçevede ortaya konulsaydı, itirazım olmazdı. Çünkü bunun hem maliyeti, hem çarpan etkisiyle borsa ve benzeri yansımalarıyla bir faturası olacağını hepimiz biliyoruz.
Bunun azımsanmayacak bir etki olduğunu ve mutlaka yönetilmesi gereğinde de iktidar dahil herkes hemfikir. Gereği yapılıyor mu, tartışmalar burada başlıyor. Kimine göre iyi yönetiliyor, kimine göre ciddi anlamda problemli bir yaklaşım var. Bu bakış açısı farkı. Genel itibariyle sorumluların tam anlamıyla ortaya konulmamış olması ikinci görüşü desteklerken, yapılan hamleler de birinci bakış açısını doğrular nitelikte.
Bunun iyi yönetilip yönetilmediği tartışmalı. Ama genel bir kanaate varabilmek için sürecin tamamına bakıp karar vermek daha rasyonel bir bakış açısı olacaktır düşüncesindeyim. Her şartta ortada ciddi ihmallerin olduğu ise bizzat Şimşek’in açıklamasının üzerinden 10 ay geçmesine rağmen, işlemlerin sürmüş olmasından zaten kendini kanıtlıyor.
Bunun analizini, etkilerini, yönetim biçimini ayrıca tartışırız. Ama konudan kopmamak için tekrar hane halkı etkisi vurgusuna dikkat çekmek istiyorum. Netice itibariyle bu ülkede tasarruf yapabilme kabiliyeti olan insan sayısı zaten son derece sınırlı.
Yuvarlak hesap 450 bin kişinin etkilendiği bu mesele, üç kişilik aile ortalamasıyla hesaplasanız 1,5 milyon insan eder. Üzerine her şartta hesapsız para harcama kabiliyeti olan ve bu paranın da sorgulanmadığı maksimum 5 milyon insan olsa, geriye 80 milyonluk devasa bir nüfustan bahsediyoruz.
Bu insanların bırakın tasarruf yapmayı, ay başını getirecek halleri kalmamış. Büyük bir çoğunluğu açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verirken, önemli bir bölümünün geliri yoksulluk sınırının yarısına bile erişmiyor.
Bu çerçeveden baktığınızda ekonomik yansıma sadece fatura söz konusu olduğunda yaşam maliyeti olarak hane halkının geneline yansır. Onun dışında zaten ortada kaybedilecek parası olan insan sayısı sınırlı. Sorun 6 milyon kişinin etrafında dönülen ülke gündeminde 80 milyonun hesaba katılmıyor olması. S&P’nin de, Şimşek’in de anlamadığı nokta tam bu.