Bugun...


Çetin ÜNSALAN

facebook-paylas
Dış ticaret çağı, enflasyon ve katma değer
Tarih: 29-10-2026 19:01:00 Güncelleme: 29-10-2026 19:01:00


Her zaman dile getiriyorum bu ülkede üretilmeyecek ürün yok. Yani Türkiye’nin ekosistemini düzelttiğimizle üretebilme kabiliyetiyle ilgili problem olmadığını bir kere daha herkes görecektir. Ama temeldeki sorun para kazanamıyor olmamız.

 

Bunun da temel sebeplerine baktığımızda markalaşma eksikliğinden, şirketleri yönetme yapımıza kadar birçok temel sebep sayabiliriz. Ama daha derinlerde üretim yapımızdaki problemle bir türlü yüzleşemeyip, sürekli bir gelirle övünen, giderlerini sorgulamayan akıl tutulmasının esas sebep olduğunu görmemiz gerekiyor.

 

Yine son gelen dış ticaret açığı rakamlarıyla birlikte, aylık bazda düşen bir açıktan, Cumhuriyet tarihi rekoru kıran ihracattan bahsedip, hamasetin dibine vuran bir ekonomi yönetimi karşımıza dikildi.

 

Oysa Ocak – Eylül dönemine baktığınızda 71 milyar dolar zarar yazan bir ekonomi gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bunun da ortalama 55- 60 milyar dolar civarında bir cari açık finansmanı problemini önümüze getirdiği, para bulamadığınızda da, carry tradee mahkûm olup pahalı bulduğunuzda da ya döviz üzerinde baskı kurduğu ya da bunu baskılamak için bütçe açığı yüksek faiz bedelini ödediğinizi görmezseniz, işin içinden çıkamazsınız.

 

Üstelik böyle bir yapı içerisinde enflasyonla mücadele etmeniz de çok zor. Yine enflasyonla mücadele için öncelikle üretiyor olmanız gerekir. Bu da yetmez. Üretimin içindeki değer silsilesini arttırmanız lazım.

 

Elbette bir günde markalar yaratamayız. Katma değerli üretimlere geçemeyiz. Ama onu planlayıp bir yolculuğa çıkarken yapabileceğimiz işler var. Öncelikle firmalarımızın faaliyetlerindeki verimsizlikleri giderecek hamleler yapabiliriz.

 

Bu zaten büyük ölçüde aranan finansmanın, içeride kayıplarda ve verimsizlikte gizlendiğini bize gösterecektir. Üstelik bunu halletmediğiniz sürece, geleneksel finansmana ulaşmadaki risklerinizi azaltamazsınız.

 

İkinci olarak mutlaka ver envanter çalışması yapıp, üretimlerimizdeki yerli katkı pay oranını arttırmalıyız. Neden mi? Bakın herkesin hamasetten gözlerinin kör olduğu, son dış ticaret verilerinin ortaya koyduğu tablo bize ne anlatıyor?

 

İmalat sanayinin ihracattaki payı yüzde 93,4… Bu oran, ithalatın dağılımında değişime gitmemizin ne kadar elzem ve öte yandan da hamle yaparsak ne kadar kısa sürede sonuç vereceğini bize gösteriyor. Nedir ithalat fotoğrafımız? “Eylül ayında ithalatın yüzde 69,9’unu ara malları oluşturdu. Sermaye mallarının payı yüzde 15,4, tüketim mallarının payı yüzde 14,6 olarak kaydedildi. Ocak-eylül döneminde ise ara mallarının ithalattaki payı yüzde 71’e ulaştı.”

 

Yani biz öyle ithalatta tüketim malı alarak ekonomiyi alt üst etmiyoruz. Bildiğiniz üretmek için ara mal ve makine, ekipman alımına para harcıyoruz. Burayı terse çevirmeden, iç tedarik seviyesini yükseltmeden işin içinden çıkmaya kalkarsanız, bu yapı senelerce devam eder. Tıpkı bugüne kadar ettiği gibi. Fakat nedense kimse bunu sorgulamıyor. Oysa acil eylem planı gözümüzün önünde duruyor.

 

cetinunsalan@yahoo.com                   



Bu yazı 14 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI