|
Tweet |
Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği
Başkanı Celal Kadooğlu, Suriye güzergahındaki operasyonel istikrarın ve yeni transit hatların;
Türkiye'nin, bölgesel gıda arz güvenliğindeki yönlendirici rolünü daha da pekiştirdiğini belirterek;
şu değerlendirmede bulundu:
“Orta Doğu’da artan çatışmalar ve Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlikler;
tedarik zincirlerinde, güvenilir kara koridorlarının inşasını;
artık, bir zorunluluk haline getirmiştir.
Bu bağlamda,
bölgesel istikrarın giderek tahkim edildiği Suriye sahasındaki normalleşme adımları;
sadece komşu ülke olarak, ticari hacmimizi büyütmekle kalmıyor;
tüm bölgenin gıda arz güvenliğine yanıt veren, stratejik bir zemin sunuyor.
İslahiye ve Nusaybin gibi kapıların tam kapasiteyle devreye alınma hazırlıkları,
Kalkınma Yolu vizyonuyla birleştiğinde;
meseleyi, ikili ticaretin çok ötesine taşıyacaktır.
Türkiye-Suriye-Ürdün ve Suudi Arabistan hattının kesintisiz bir transit rotaya dönüşmesi,
sanayicimizin ürettiği temel gıda ürünlerinin
en kısa sürede Körfez'in derinliklerine ulaşabilmesini sağlayacaktır.
Dünyanın en büyük;
buğday unu, rafine ayçiçek yağı ve makarna ihracatçılarından biri olarak;
sahip olduğumuz üretim kapasitesini, yeni açılan lojistik arterlerle birleştireceğiz.
Suriye'nin yeniden inşası sürecinde ve
çevre coğrafyanın temel gıdaya erişiminde üstlendiğimiz doğal tedarikçi rolümüzü,
bölgesel istikrarı destekleyen girişimlerimizle, daha ileriye taşıyacağız.”
Türkiye’nin, üstlendiği bölgesel tedarik merkezi konumunun korunabilmesi için
gıda ticareti stratejisinin, tarımsal dinamiklerle
uyumlu yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Kadooğlu;
yeni hasat sezonundaki rekolte beklentileri ile
uluslararası gıda piyasalarındaki konjonktürel gelişmeleri; şu sözlerle aktardı:
“Bölgesel ticaretteki yönlendirme kapasitemizi korumak ve
açılan yeni lojistik koridorları kesintisiz besleyebilmek,
doğal olarak; hammadde tedarik süreçlerinin,
çok yönlü bir stratejiyle yönetilmesini gerektiriyor.
Bu yıl, uzun yıllar ortalamasının üzerindeki yağışların bereketiyle;
yurt genelinde, hububat rekoltesinde; tarihi seviyeler bekliyoruz, ki;
bu, ulusal gıda arzımız adına; çok güçlü bir güvence...
Ancak;
iklimsel gerçekliklerin hasat takvimini dar bir periyoda sıkıştırması ve
beraberinde getirebileceği bölgesel kalite farklılıkları,
sanayicimizin; üretim planlamasında, proaktif olmasını zorunlu kılıyor.
Bu noktada;
iç piyasa dinamiklerini ve üreticimizi koruma önceliğimizden taviz vermeden,
üretim maliyetlerini dengelemek ve
yüksek ürün kalitesini standardize etmek amacıyla;
uluslararası piyasalardan yapılan hammadde tedariki,
rasyonel bir zorunluluk haline geliyor.
Tedarik zincirimizin her bir halkasını,
katma değerli ihracat vizyonumuza hizmet edecek
birer enstrüman olarak; kurgulamaya devam edeceğiz."
-----
Güneydoğu Anadolu bölgesinde;
hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörünün ihracatı,
yılın ilk beş ayında; 1,5 milyar dolar oldu.
Hububat sektörü;
bölgenin 4,8 milyar dolarlık toplam ihracatı içindeki yüzde 30,9 payıyla,
liderliğini sürdürdü.
Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre;
sektörün ihracatı, miktar bazında yüzde 1,4 azaldı.
Beş aylık süreçte;
497,3 bin ton makarna,
332,8 bin ton buğday unu,
203,2 bin ton da ayçiçek yağı ihraç edildi.
En fazla gelir elde edilen ürün olan ayçiçek yağındaki ihracat,
yüzde 22,7 artış ile 331,5 milyon dolara ulaşırken;
ikinci sırada yer alan makarnanın ihracatı,
yüzde 8,8 artışla; 269 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Ortalama ihracat birim fiyatlarındaki artışın yüzde 1,3 olarak gerçekleştiği bu dönemde;
Orta Doğu’ya ihracat, yüzde 12,3 düşüşle; 591,9 milyon dolar olurken,
535,2 milyon dolar ihracat yapılan Afrika pazarında, yüzde 15,9 artış sağlandı.