|
Tweet |
Avrupa Birliği ile 1 Ocak 1996’da yürürlüğe giren Gümrük Birliği Antlaşması,
otuz yılı geride bırakırken;
Türkiye, Birliğe tam üye olmadan; sisteme dahil olan,
ilk ve tek ülke olma özelliğini koruyor.
Türkiye’nin, 2025 yılında gerçekleştirdiği 273 milyar dolarlık ihracatın;
yaklaşık yarısı, Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleşirken;
Avrupa'nın, son dönemde Asya ülkelerine karşı bir tedbir olarak gündemine aldığı;
“Made in Europe” projesi ile
Birliğe üye ülkelerde üretilen ürünlerin teşvik edilmesi,
Türkiye’nin AB’ye ihracatının önünde; ciddi bir risk unsurunu oluşturuyor.
Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER) Yönetim Kurulu Başkanı ve
Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkan Yardımcısı Şener Gençer;
Türk sanayisinin, ürün kalitesi ve rekabetçi üretim sistemlerine kavuşmasında
önemli bir işlev yüklenen Gümrük Birliği’nin; acil revizyona ihtiyaç duyduğunu belirtti.
30 yıldır değiştirilmeden sürdürülen Gümrük Birliği'nin;
çağın küresel ticari gereksinimleri ışığında, güncellenmesi gerektiğini vurgulayan Gençer,
AB’nin, farklı ülkelerle imzaladığı Serbest Ticaret Antlaşmaları’nın
aynı şekli ile Türkiye’yi de bağlamasının;
yerli üretim gücünü, olumsuz etkilediğine dikkat çekti.
Avrupa'nın, son dönemde Asya ülkelerine karşı bir tedbir olarak gündeme getirdiği;
‘Made in Europe’ ile Avrupa'da üretilen ürünleri teşvik etmesinin,
bir diğer sorun başlığı olarak;
Türk ihracatçılarının önünde durduğunu kaydeden Gençer,
şu değerlendirmeyi yaptı:
“Gümrük Birliği mekanizmamız bulunmasına rağmen;
yeni uygulama, sadece AB'ye üye ülkeleri kapsar ve
Türkiye'yi, dışarıda bırakması söz konusu olursa;
gümrük mekanizmamız, fiilen işlevsiz kalacak.
Plastik sektöründe;
dünyanın altıncı,
Avrupa’nın en büyük ikinci üreticisi olan Türkiye’nin;
yeşil ve dijital dönüşümü dikkate alarak, Gümrük Birliği’nde;
acil bir revizyon yapması gerektiğini, düşünmekteyiz.
Bu alandaki revizyon talepleri,15 yıldır;
Hükümetimiz, iş dünyası temsilcilerimiz ve
akademisyenler tarafından dile getirilse de
hiçbir olumlu adım atılamadı.”
Türk Plastik sektörünün,
2025 yılında; 9,6 milyar dolara imza atarak,
“Kimyevi Maddeler ve Mamulleri” sektörü içerisinde;
en yüksek paya sahip olduğunu anımsatan Gençer,
2026 yılında;
Kimya sektörü ihracatının 35 milyar dolar,
Plastik sektörü ihracatının ise; 10 milyar dolar çıtasını aşacağına inandığını, sözlerine ekledi.
Plastik sektörünün;
termoplastik hammadde ihtiyacını,
yerli üretimle karşılama oranının; yıldan yıla azaldığına işaret eden Gençer,
bu alanda yapılacak yatırımlara duyulan ihtiyacın; her geçen gün arttığını söyledi.
Şener Gençer;
petrokimyaya yapılacak yatırımların,
çağın gereği olan üretim ölçeklerine uygun büyüklükte kurgulanması ve
mutlaka; kamu otoritesinin paydaşlığında gerçekleşmesi gerektiği, görüşünü savundu.