|
Tweet |
Yeni tesis yatırımı,
BOLBER’in üretim altyapısında önemli bir dönüm noktası olurken;
marka, coğrafi işaretli Erzurum Kıtlama Şekeri’ni piyasaya sunarak;
yerel bir değeri daha, geniş kitlelerle buluşturdu.
Küp şeker ve kıtlama şeker üretiminde
herhangi bir katkı maddesi kullanmadan;
gıda güvenliğine %100 riayet eden BOLBER;
tüketici sağlığını, tüm üretim süreçlerinin merkezinde konumlandırıyor.
“Beyaz Altının Hikâyesini Birlikte Yazıyoruz”
parolasıyla, çalışmalarını uluslararası standartlarda yürüten BOLBER,
2025 yılını; dengeli ancak stratejik açıdan son derece kritik bir yıl olarak değerlendiriyor.
Yeni tesis yatırımı, yalnızca kapasite artışı değil;
gıda güvenliği, teknolojik altyapı ve operasyonel verimlilik başlıklarında;
uzun vadeli bir güçlenme hamlesi olarak konumlandırılıyor.
2025 itibarıyla; yıllık 50 bin ton şeker paketleme kapasitesine ulaşan marka;
artan talebi karşılayacak daha güçlü bir üretim altyapısıyla ilerlerken,
enflasyonist ortamda;
verimlilik iyileştirmeleriyle birim maliyetleri düşürmeye,
fiyat istikrarını koruyarak;
kârlı ve sürdürülebilir bir denge kurmaya odaklandı.
Üretimini, Erzurum’dan Türkiye geneline yaymayı hedefleyen
lojistik optimizasyonlarla, ulusal erişimini güçlendiren BOLBER,
2025 yılında 2.250 ton şeker ihracatı gerçekleştirerek;
dış pazarlardaki varlığını da pekiştirdi.
Markanın bölge ekonomisine sağladığı katkı;
2023 yılı kurumlar vergisi sıralamasında,
Erzurum genelinde ilk 10’da yer almasıyla, somut bir başarı olarak kayda geçti.
BOLBER;
yerel üretim gücünü artırırken,
aynı zamanda; tüketici geri bildirimlerini üretim tecrübesiyle harmanlayarak,
kalite standardını koruyan bir yaklaşım benimsiyor.
BOLBER’in 2026 ajandasında;
tam kapasite paketleme ve satış,
üretimde süreklilik ve istihdam artışı, öncelikli başlıklar arasında yer alıyor.
Bölgenin en büyük şeker üreticisi Sukkar Şeker ile güçlerini birleştiren marka,
şeker pazarının lokomotiflerinden biri olma hedefiyle ilerliyor.
2026 yılında Ar-Ge çalışmalarına daha fazla ağırlık verilerek,
daha verimli ve daha güvenli üretim modelleri geliştirilmesi;
ürünlerin daha fazla tüketiciyle doğrudan buluşturulması ve
markanın tüketiciyle temasının güçlendirilmesi planlanıyor.