Merkez Bankası’nın faiz kararı açıklandı ve beklendiği gibi bir değişiklik yok. Karar sonrası yayınlanan metinde atıfta bulunulan temmuz ayı itibariyle yükselecek enflasyon öngörüsü ve iç piyasa daralmasına ilişkin beklentilerde de bir anormallik yok.
Anormallik yok derken bunu normalleştirmek adına söylemiyorum. Zaten hem dünyadaki gelişmeler, hem de TL bazında maliyetlerin durdurulamaz bir biçimde arttığını bildiğimiz için garipsenecek bir durum olmadığından söz ediyorum.
İç piyasadaki daralma da zaten, göçen bir satın alma gücü karşısında çok uzun zamandır varlığını iliklerine kadar hissettiriyor. Giderlerde anormal artışlar sürerken, gelirlerin halen anlamlı bir düzenlemeye muhatap olmaması da iç piyasanın daralacağını ve muhtemelen bunun ödemeler zincirini kırmaktan, olası iflasların kapısını aralayacağına kadar gerçeklerle buluşmamıza vesile olacağını da zaten görüyoruz.
Yani duruma ilişkin anormallik yok. Yoksa ekonomi yönetiminin bu gerçekler karşısında acilen çözüm bulması gerektiği açık. Buna eğilim göstermeyi bırakın, her sorunda başını diğer tarafa çeviren ve gerçek dışı hikâyeler anlatan tavrını sosyal medya iletileri üzerinden kamuoyuyla buluşuyor.
Mantıksız olan bıçak kemiğe dayanmasına rağmen sıkılaşmaya devam edileceği söylenirken, yüzde 5’lik enflasyon hedefinden söz etmek ve halen dezenflasyon sürecinin yolunda gittiğini belirtmektir.
Çünkü enflasyon problemini halletmiyoruz. Sadece insanları yoksunluğa iterek hem bireylerin yaşayabilme kabiliyetlerini elinden alıp, hem de reel sektörün iç piyasada da yok olmasına neden olacak adımlar atarak, daralmadan bir enflasyon artış hızı düşüşü yakalıyoruz. Bunu normalleştirmek asıl anormal olan tavırdır.
Mesele burada da bitmiyor. Dünyada Hürmüz temelli başlayan yeni gerilim, ardından Trump’un gümrük vergileriyle tekrar hayatımıza giren tavrı, gıda fiyatlarının, kimyasalların ve rafineri probleminin en büyük sorunlar olarak öne çıktığı, navlun maliyetlerinin arttığı ve dünyada enflasyonist etkisinin şiddetini arttırarak önümüze geldiği bir fotoğrafta, halen dezenflasyondan bahsediyor olmak akıl dışıdır.
Çünkü bu fotoğraf sadece hedeflerden sapmalara neden olmaz. Ayrıca hesap hatası yaptığınız için önünüze ödenecek çok daha büyük faturaları getirir ki bu da bütçe açığından ekonominin finansmanına kadar birçok problemi tetikler.
Elbette düşen döviz gelirlerini, iç piyasada zaten yüzde 56’lara düşen tahakkuk / tahsilat oranlarını dikkate aldığınızda, daha pahalı ve riskli finansman kullanmaya yönelmeye devam edersiniz. Bu da faiz ödemelerinizi yukarı taşırken, finans giriş çıkışlarındaki risklerinizi yükseltir.
Şimdi Merkez Bankası faiz kararının ardından düşünmemiz ve konuşmamız gereken faizin neden indirilmediğinden çok, bu yürütülen politikanın ve yaklaşımın bize hangi yeni faturaları getireceği olmalıdır.