romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Sezer KOYUN

facebook-paylas
Dolar dünyada yoruluyor, Türkiye’de hâlâ hüküm sürüyor
Tarih: 27-04-2026 15:02:00 Güncelleme: 27-04-2026 15:02:00


Bazen aynı kelime, iki ayrı ülkede iki ayrı duygu yaratır. Dolar da öyle. New York’ta daha çok faiz, büyüme ve güvenli liman refleksi demektir.

 

İstanbul’da ise bunlara ek olarak enflasyon, kur hafızası, beklenti bozulması ve gündelik hayatın o tanıdık huzursuzluğu da işin içine girer. Bu yüzden yıl sonu dolar tahmini denilen şey, tek rakamla konuşulacak kadar steril bir mesele değildir. Hele Türkiye’de hiç değildir. Burada kur sadece ekonomi verisi değildir; biraz da toplumun sinir sistemidir.

 

Küresel tarafta ilk bakışta doların tonu eskisi kadar sert görünmüyor. Trading Economics verisine göre dolar endeksi DXY 27 Nisan 2026 itibarıyla 98,3211 seviyesinde. Son bir ayda yüzde 2,18, son 12 ayda yüzde 0,70 gerilemiş durumda. Aynı kaynak, bu çeyrek sonunda 98,16, 12 ay sonrasında ise 96,50 seviyesini öngörüyor. Kâğıt üstünde bu tablo, doların biraz geri çekildiğini söylüyor. Ama burada insanı yanıltan şey şu: dolar zayıflıyor gibi görünse de, küresel risk iştahı ve jeopolitik gerilimler devreye girdiğinde hâlâ dönüp dolaşıp sığınılan ilk limanlardan biri olmaya devam ediyor. Yani küresel dolar çökmüyor; sadece eski buyurgan tonunu biraz kaybediyor.

 

Fed cephesi de buna uygun bir resim veriyor. 18 Mart 2026 tarihli FOMC kararında politika faizi yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit bırakıldı. Karar metni ekonomik faaliyetin “solid pace” ile sürdüğünü, enflasyonun ise “somewhat elevated” kaldığını söylüyor. Üstelik Orta Doğu kaynaklı gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkisine dair belirsizliğin yüksek olduğu da özellikle vurgulanıyor. ABD’de mart ayı enflasyonu da yıllık yüzde 3,3, aylık yüzde 0,9 geldi. Bu tablo, Fed’in elini öyle kolay gevşetecek bir tablo değil. Dolayısıyla küresel doların yılın geri kalanında dramatik biçimde dağılması için, piyasadaki beklentiden fazlası gerekir. Şimdilik öyle bir eşikte değiliz.

 

Asıl mesele Türkiye sayfasına geçince başlıyor. Çünkü burada dolar, dışarıdaki dolardan başka bir şeye dönüşüyor. Trading Economics verisine göre USD/TRY 27 Nisan 2026’da 45,0289 seviyesinde. Son bir ayda kurdaki artış yüzde 1,35, son 12 ayda ise yüzde 17,28. Aynı sayfa, kurun çeyrek sonunda 44,90, 12 ay içinde de 44,49 civarında olabileceğini modelliyor. Burası önemli. Çünkü model bize sakin, kontrollü, neredeyse çizgisel bir kur patikası anlatıyor. Oysa Türkiye ekonomisi çizgisel davranmayı pek sevmez. Bizde kur, sadece model değil; hafıza, duygu, beklenti ve bazen de güvensizlikle hareket eder. O yüzden bu rakamlar elbette dikkate değerdir ama tek başına nihai doğru gibi alınmamalıdır.

 

Türkiye’nin kendi verileri de zaten daha karmaşık bir hikâye anlatıyor. TCMB, 22 Nisan 2026 tarihli Para Politikası Kurulu kararında politika faizini yüzde 37, gecelik borç verme faizini yüzde 40, gecelik borçlanma faizini ise yüzde 35,5 seviyesinde sabit tuttu. TÜİK’in mart verisine göre yıllık TÜFE yüzde 30,87, aylık artış ise yüzde 1,94 oldu. TCMB’nin 2026-I Enflasyon Raporu da yıl sonu enflasyonu için yüzde 15-21 bandını öngörüyor. Resmi çerçeve kabaca şu: sıkı para politikası sürüyor, dezenflasyon hedefi korunuyor, kur tarafında ani sıçrama değil kontrollü bir geçiş hedefleniyor. Kağıt üstünde mantıklı. Fakat piyasa sadece resmi cümlelerle yaşamıyor.

 

Bunu en net gördüğümüz yer, TCMB Nisan 2026 Piyasa Katılımcıları Anketi. Ankette yıl sonu USD/TRY beklentisi 51,2285, 12 ay sonrası beklenti 53,6195, yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 27,53, yıl sonu politika faizi beklentisi yüzde 32,94, 2026 büyüme beklentisi ise yüzde 3,5. Üstelik TCMB, bu anketin Banka’nın görüşünü değil, katılımcıların beklentilerini yansıttığını açıkça not ediyor. Fakat Türkiye’de bazen resmi hedeflerden çok, beklentilerin tonu fiyatlanır. Piyasa kendi tecrübesini kolay kolay unutmuyor. Çünkü bu ülkede insanlar enflasyonu veri olarak değil, hayat deneyimi olarak yaşıyor. Kur da o yüzden sadece ekonomik bir değişken olmuyor; aynı zamanda psikolojik bir değişken haline geliyor.

 

İşte tam burada yıl sonu tahmini verirken insanın ayağını yere daha sağlam basması gerekiyor. Benim kanaatim şu: tek rakam vermek gereksiz cesaret, hatta gereksiz risk olur. Daha doğru olan, olası senaryo bantlarını konuşmak. Mevcut veri seti değişmeden okunduğunda, yıl sonunda USD/TRY için olası ana bant 49-52 aralığında gibi duruyor. Bu bandın merkezinde de 50-51 civarında yer alıyor. Bu, ne “kesin buraya gider” cümlesidir ne de iddialı bir fal cümlesi. Bu, bugünkü kur seviyesi olan 45,0289, TCMB anketindeki 51,2285 yıl sonu beklentisi, martta gerçekleşen yüzde 30,87 enflasyon ve anketlerdeki yüzde 27,53 yıl sonu enflasyon beklentisi birlikte okunduğunda ortaya çıkan makul bir olasılık alanıdır.

 

Daha yumuşak senaryoda tablo biraz rahatlar. ABD’de enflasyon yeniden soğur, Fed yılın ikinci yarısında daha yumuşak bir tona geçer, Orta Doğu kaynaklı enerji baskısı hafifler ve Türkiye’de dezenflasyon hikâyesi bir miktar daha inandırıcı hale gelirse, USD/TRY’nin yıl sonunda olası olarak 47-49 bandında oluşması mümkün olabilir. Bu, daha sakin ama mucizevi olmayan bir senaryodur. Yani dış dünya biraz yardımcı olur, içeride de hikâye tamamen dağılmazsa, kur daha kontrollü bir çizgide kalabilir.

 

Daha sert senaryo ise, maalesef daha tanıdık. Enerji fiyatları yüksek seyreder, Hürmüz hattı ve jeopolitik riskler kolay dinmez; Fed’in eli sanılandan daha uzun süre sıkı kalır, Türkiye’de de beklentiler resmi patikadan uzaklaşırsa, o zaman USD/TRY için olası 52-54 bandı konuşulabilir hale gelir. Bu senaryo da uçuk değil. Hatta TCMB anketindeki 53,6195 olan 12 ay sonrası beklentiyle de kavga etmiyor. Bu yüzden burada yapılması gereken şey, “şu kesin olur” demek değil; hangi koşulda hangi bandın öne çıkacağını açıkça söylemek.

 

Bence bu yazının en dürüst cümlesi şu: Doların dünyadaki gücüyle Türkiye’deki etkisi aynı şey değil. Dünyada dolar biraz yaşlanıyor olabilir. Ama Türkiye’de aynı dolar hâlâ genç, hâlâ gergin, hâlâ piyasada ağırlığı olan bir fiyat. Çünkü biz doları sadece Fed’le okumuyoruz. Aynı anda enflasyonla, enerji faturasıyla, beklentiyle, rezerv algısıyla ve geçmişten kalan kur hafızasıyla okuyoruz. O yüzden küresel dolar biraz geri çekilirken Türkiye’de kurun yukarıda kalması şaşırtıcı olmaz.

 

Yıl sonuna giderken asıl kritik mesele belki de rakamın kendisi kadar, o rakama hangi hikâyeyle gidileceği olacak. 50’li bir kur seviyesi, eğer kontrollü bir dezenflasyon anlatısı ve yönetilebilir beklentiler içinde görülürse başka bir anlam taşır; aynı seviye panik, kopan beklentiler ve artan güvensizlik içinde görülürse bambaşka bir anlam taşır. Türkiye gibi ülkelerde rakam bazen rakam değildir; rejim duygusudur. İnsanlar kur ekranına sadece fiyat görmek için bakmaz. Biraz da “işler yolunda mı?” diye bakar.

 

Bu yüzden yıl sonu dolar tahmini verirken en güvenilir cümle, en iddialı cümle değildir. En güvenilir cümle, şartları açıkça söyleyen cümledir. Bugünkü verilerle baktığımda, ana senaryo olarak 49-52, daha iyimser zeminde 47-49, daha stresli zeminde ise 52-54 bandı makul görünüyor. Ama bunların hepsi, bugünün bilgisiyle yarının ihtimalidir. Kesin kader değil.

 

Ve galiba işin özü tam burada düğümleniyor: Dolar bazen sadece para değildir; bir toplumun yarına ne kadar güvenebildiğinin günlük ölçüsüdür. Bu yüzden kurun seviyesi kadar, o seviyeye hangi atmosferde gidildiği de önemlidir. Çünkü bazı ülkelerde ekonomi sayılarla yürür; bazı ülkelerde ise sayılar, duygularla yankılanır. Türkiye maalesef ikinci gruba daha yakındır.

 

sezerkoyun@cratone.com

 

Not: Bu metinde yer alan yıl sonu kur seviyeleri ve bantları, mevcut veriler ışığında oluşturulmuş olası senaryolardır. Kesin tahmin, getiri vaadi veya yön garantisi değildir. Jeopolitik gelişmeler, merkez bankası kararları, enerji fiyatları, sermaye akımları ve iç-dış ekonomik koşullardaki değişimler nedeniyle hızlı biçimde farklılaşabilir. Bu metin genel ekonomik değerlendirme niteliğindedir; herhangi bir döviz, emtia, sermaye piyasası aracı veya finansal ürün için alım, satım ya da tut tavsiyesi içermez.

Referanslar: Trading Economics United States Currency ve Turkey Currency / Forecast sayfaları; Federal Reserve 18 Mart 2026 FOMC açıklaması; U.S. Bureau of Labor Statistics Mart 2026 CPI verisi; TCMB 22 Nisan 2026 PPK kararı, Nisan 2026 Piyasa Katılımcıları Anketi ve 2026-I Enflasyon Raporu; TÜİK Mart 2026 TÜFE verisi.

 



Bu yazı 62 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA