|
Tweet |
Kubilay Çevik - Ali Kındap - Elif Karakaş - Kutlu Çakır
Türkiye’deki jeotermal yatırımcılarını çatısı altında buluşturan
Jeotermal Enerji Derneği’nin (JED) geleneksel hâle getirdiği Bahar Buluşması;
Kuşadası Charisma Otel’de gerçekleştirildi.
Derneğin, Yönetim Kurulu Üyeleri ve
kurumsal üye şirketlerin temsilcilerinin katıldığı toplantıda;
sektörün yaşadığı sorunlar ve çözüm önerileri, detaylarıyla masaya yatırıldı.
Toplantıda sektöre ilişkin değerlendirmelerde bulunan
JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap,
Türkiye’de halen üretim yapan
1798 MW kurulu gücündeki jeotermal enerji santrallerinin yüzde 80’inin,
2010-2020 yılları arasında devreye alındığını anımsattı.
Kındap; on yıllık,
Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM)
sürelerini tamamlayarak; teşvik sisteminden çıkan bu santrallerin,
belirlenecek taban fiyatla; enerji üretmeye devam etmelerinin,
hayati önem taşıdığını belirtti.
7 gün 24 saat boyunca;
baz yük olarak temiz enerji üretebilen jeotermal enerji santrallerinin,
zarar eder noktaya sürüklenmemesi gerektiğini vurgulayan Ali Kındap,
2025 sonu itibarıyla; 620 Megavat (MW) kurulu gücünde jeotermal santralin,
YEKDEM sürelerini tamamlayarak; teşvik sistemi dışına çıktığını,
2016 yılında devreye alınan ve
YEKDEM sürelerini 2026 yılında tamamlayacak santrallerle birlikte;
bu yılın sonunda sistemden çıkan kurulu gücün, 833 MW’a ulaşacağı bilgisini verdi.
Bu seviyenin,
Türkiye’nin jeotermal kaynaklı elektrik enerjisi kurulu gücünün
yüzde 47’sine karşılık geldiğine işaret eden JED Başkanı Kındap,
sektör temsilcileri olarak;
YEKDEM kapsamı dışında kalan santraller için
8 dolar/cent seviyesinde bir taban fiyat belirlenmesi gerektiğini,
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'mıza ve
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na önerdiklerini kaydetti.
Sistemden çıkan santrallerin toplam yatırım bedelinin,
3 milyar doları aştığına dikkat çeken Ali Kındap,
şu değerlendirmeyi yaptı:
“Birer milli servet olan bu santrallerin,
Türkiye’deki mevcut fiyatlama mekanizması ile kâr edebilmeleri;
mümkün değil.
Taban fiyat belirlenmemesi durumunda;
Türkiye’nin yenilenebilir enerji vizyonuna
en yüksek kapasite faktörü ile katkı sağlayan bu tesislerin yatırımcıları,
adeta; okyanusta tek başlarına yüzmek zorunda kalacak.
Bu yatırımcılarımız;
jeotermal kaynaktan 1 MW enerji üretebilmek için
rüzgâr enerjisi yatırımcısından en az üç kat,
güneş enerjisi yatırımcısından on kat fazla maliyete
katlanmak zorunda kalan insanlarımızdır.
Hemen hemen tümü, dövize bağlı olan bu riskin;
tamamını, sırtına alan yatırımcımız;
projesinden gelir elde etmek,
bu geliri kapasitesini artırmak ve
teknolojisine yatırım yapmak için kullanmak bir yana;
mevcut durumunu dahi, koruyamıyor.
Olması gereken seviyenin çok altında kalan, Piyasa Takas Fiyatı;
yüksek enflasyon etkisi ve
dolar bazında yaşadığımız fiyat düşüşlerinden hırpalanan
jeotermal enerji sektörü olarak;
kilovat/saat başına en az 8 dolar/cent seviyesinde
bir taban fiyat uygulamasını, talep ediyoruz.
Bu talebimizin,
jeotermal santrallerin enerji üretim sistemimizdeki kritik rolleri dikkate alındığında;
son derece, hakkaniyetli olduğuna inanıyoruz.”