Geçen hafta, çalkantılı gündemin içerisinde kaybolup gitti bu feryat. Tire Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Kosat Gürler açıklamayı yapan isim. Çalışa çalışa battıklarından söz etti. Yüksek maliyetlere, finansmana erişim sorununa üreticinin üzerindeki baskıya dikkat çekerek yaptı bu açıklamayı.
Ama ülkede günlük kazanç peşinde koşanların, rantiye ekonomisinin sesi o kadar çok çıkıyor ki, esasen ülkenin üretici gücünün bu feryadı gölgede kaldı. Oysa satın alma gücümüzün eksilmesinden rakamlara yansımayan ama gerçek olan işsizliğe, döviz ihtiyacımızın şiddetinden sermaye erimesine kadar her şeyin temelinde bu var.
Şayet siz bir ülkede üretim ekosistemini beslemiyor, beslediğinizde yani teşvikler verdiğinizde de bunun çıktısına bakmadan ulufe gibi dağıtıyor, 40 yıldır ihracatta kg/dolar seviyesini 1,4’ün üzerine çıkaramıyor, dünyada ilk 10 firma ve sektör değişirken, halen aynı firmalardan söz ediyor, ilk bin firmanın fotoğrafından finansman giderlerinin yüzde 70 – 80 diliminde gezmesini acil durum olarak nitelendirmiyorsanız, işin içinden çıkamazsınız.
Motorin başta olmak üzere, girdi maliyetlerindeki artışı görmezden geliyorsanız, hatta bir adım öteye giderek rakam tutturmak uğruna firmaların bu maliyetleri yansıtmaması gereğine inanıyorsanız, o ülkede üreteni ürettiğine pişman edersiniz ve işin içinden çıkamazsınız.
Siz eğer bir ülkenin üreticisi çalışarak battığını söyleyip, feryat ediyorsa, bu yakınma değil, çare beklentisidir. Sesinin duyulması arzusudur. Üstelik tek bir kişiden ya da girişimciden söz etmiyoruz.
Son derece önemli bir organize sanayi bölgesinin başkanının üretici adına verdiği beyanattan bahsediyoruz. Üstelik bunu Türkiye’de hangi bölgeye giderseniz gidin duyarsınız. Yani lokal bir problem de söz konusu değil.
Özetle bir ülkenin üreticisi çalışarak battığınızdan bahsediyorsa, orada verimsizlikten çok üretimsizliğe doğru bir yolculuk vardır. Finansman meselesine atıfta bulunuyorsa, girdi maliyetlerini fiyatlarına yansıtamadığını dikkate alarak değerlendirmek gerekir.
İhracatta fiyat tutturamıyorsa, aşırı değerli TL’nin ortaya çıkardığı tahribatı konuşmanız lazım gelir. İç piyasada hacim yakalayamıyorsa, insanların satın alma gücünü göçerterek enflasyonla mücadele edilemeyeceğini çıkarım yapmanızı gerektirir.
Özetle üretmeden tüketemezsiniz. Üretmek için de üretim ekosistemini ve üreticinizi desteklemeniz gerekir. Bu sanayici için de, tarım için de geçerlidir. Şayet siz sahanın gerçekleriyle ilgilenmiyorsanız, sonsuza kadar faiz öder, borç arar, istihdam yaratamaz, kur baskısıyla birlikte yaşarsınız. Sonuç olarak çalışmak zorundasınız. Ama kanunda nasıl çalıştırdığınıza angarya yükleyemiyorsanız, şirketleri de angarya muhatabı yapamazsınız.