|
Tweet |
Günümüzde, çevre sorunlarının artmasıyla birlikte;
yatay mimaride, çevre dostu sürdürülebilir konut projelerinin
giderek daha fazla önem kazandığını hatırlatan
Tanyer Yapı Genel Koordinatörü Taylan Tanyer,
“Bu projeler;
hem doğal kaynakları korumak,
hem de insan sağlığına ve yaşam kalitesine
katkıda bulunmak için tasarlanıyor.
Geleneksel dikey yapılaşmanın aksine;
yatay mimari, daha az katlı ve
genellikle daha geniş alanlara yayılan konutları ifade ediyor.
Bu tip projelerde sürdürülebilirlik ilkelerinin uygulanması,
birçok açıdan fayda sağlıyor” dedi.
Yatay konut projelerinin, dikey binalara göre;
genellikle, daha az enerji tükettiğine dikkat çeken Tanyer,
“Daha az katlı olmaları nedeniyle;
asansör gibi enerji yoğun sistemlere olan ihtiyaç azalır.
Ayrıca;
geniş çatı ve cephe alanları,
güneş panelleri gibi yenilenebilir enerji sistemlerinin
entegrasyonu için daha fazla fırsat sunar.
Doğru tasarımla;
doğal havalandırma ve gün ışığından
maksimum düzeyde faydalanılarak;
ısıtma, soğutma ve aydınlatma maliyetleri,
önemli ölçüde düşürülebilir.
Bu projelerde;
yağmur suyu toplama sistemleri ve
gri su geri dönüşümü gibi uygulamalarla, su tüketimi azaltılır.
Peyzaj düzenlemelerinde; yerel bitki türlerinin kullanılması,
sulama ihtiyacını minimize ederken;
biyoçeşitliliğin korunmasına da yardımcı olur” diye konuştu.
Yatay mimarinin;
doğayla daha uyumlu bir yaşam alanı yaratma potansiyeli sunduğunu kaydeden
Taylan Tanyer, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geniş yeşil alanlar, bahçeler ve parklar;
hem sakinlere rekreasyon imkanları sunar,
hem de doğal yaşam alanlarının korunmasına, katkıda bulunur.
Bu projelerde kullanılan doğa dostu malzemeler
(geri dönüştürülmüş malzemeler, az karbon ayak izine sahip ürünler vb.),
inşaatın çevresel etkisini azaltır.
Yeşil çatılar ve dikey bahçeler gibi uygulamalar;
hem binaların ısı yalıtımına katkıda bulunur,
hem de şehirlerdeki biyoçeşitliliği artırarak;
kuşlar ve böcekler için yaşam alanları yaratır”
Sürdürülebilir yatay konut projelerinin, sadece çevresel değil;
aynı zamanda, toplumsal faydalar da sunduğunu belirten Tanyer,
şunları söyledi:
“Daha geniş yaşam alanları,
topluluk hissini güçlendiren ortak kullanım alanları ve
çocuk oyun alanları gibi donatılar, sakinlerin yaşam kalitesini artırır.
Erişilebilirlik açısından da daha avantajlıdırlar;
merdiven veya asansör kullanımının azalması,
yaşlılar ve engelliler için daha rahat bir yaşam sunuyor.
Ayrıca, bu projelerdeki tasarım yaklaşımları;
sakinlerin, doğal ışık ve temiz havadan daha fazla yararlanmasını sağlayarak;
fiziksel ve zihinsel sağlıklarını, olumlu yönde etkiliyor”
Başlangıç maliyetleri, geleneksel projelere göre biraz daha yüksek olabilse de,
sürdürülebilir yatay konut projelerinin;
uzun vadede, önemli ekonomik avantajlar sağladığı bilgisini veren Taylan Tanyer,
“Düşük enerji ve su faturaları,
bakım masraflarının azalması ve binaların ömrünün uzaması,
sakinler ve yatırımcılar için maliyet tasarrufu anlamına geliyor.
Ayrıca, çevre dostu ve modern tasarımları sayesinde;
bu projelerin pazar değerleri de zamanla artış gösteriyor.
Yatay mimaride çevre dostu sürdürülebilir konut projeleri,
geleceğin yaşam alanları için kritik bir rol oynuyor.
Bu projeler;
çevresel sürdürülebilirliği,
ekonomik verimliliği ve toplumsal refahı bir araya getirerek;
hem gezegenimiz, hem de gelecek nesiller için
daha iyi bir yaşam ortamı sunuyor” ifadesini kullandı.
Taylan Tanyer,
“TanUrla projesinde, 2025 yılı içinde 2 adanın teslimatlarını yapacağız.
2026 yılında ise; son adayı sahipleriyle buluşturacağız.
Son dönemde, şehir içi ve şehir dışından yoğun talepler alıyoruz.
Bu gelişmede, tamamladığımız örnek dairelerin de etkisi büyük.
Yılın son yarısında, bu satışların daha da artacağını düşünüyorum.
Çünkü; konut arzının azalmasıyla birlikte,
bekleyen potansiyel bir talep de vardı.
Tan Urla'da;
herkesin hayalindeki kat planlarına uygun konut seçenekleri, mevcut.
Ticari alanlarla ilgili de tanınmış markalarla görüşmelerimiz sürüyor.
Projemizde, İzmir'in kendi özgün markalarına daha çok yer vermek istiyoruz.
Bu proje, bölgenin değerini de artıracak" diye konuştu.
1+1'den 5+1'e; farklı daire tiplerinden oluşan
TanUrla projesi hakkında bilgi veren Tanyer,
“Projemizin lokasyonuna uygun olan ve
zaten bu bölgede doğal olarak yetişen, bir peyzaj uygulayacağız.
Az su isteyen yerel bitkiler, zeytin ve nar ağaçları, üzüm gibi bitkiler olacak.
Suyu, çok önemsiyoruz.
Yağmur sularını toplayıp, değerlendireceğiz.
Gri suları da toplayıp arıtarak, kullanacağız.
Sadece; peyzajda güzel göründüğü için
yüksek su tüketimine neden olan, bitkiler ve çim alanlar yerine;
daha doğal bir bitki çeşitliliği oluşturacağız.
Peyzajın da sürdürülebilir olmasını istiyoruz.
Çim alanları da aşırı su tüketiminin önüne geçmek için
yeterli miktarda kullanacağız” ifadelerini kullandı.