|
Tweet |
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin,
“İki önemli konuya değinmek istiyorum.
Birisi;
imam hatip okullarımızda,
bilhassa; meslek dersleri alanında bu dersleri anlatan öğretmenlerimiz,
yaklaşık 13-14 çeşit ders veriyor.
Dolayısıyla; şöyle bir öncülden hareket ettik.
YÖK Başkanımız ile de konuyu istişare ettik.
Bu anlamda bir tedbir almak üzere; çalışma başlattık.
Maksadımız, niteliği daha da arttıracak tedbirleri almak.
Bir diğer konu ise, şunu gördük ki;
dünyada, imam hatip tarzında bir model yok.
Ben diyorum ki;
bunu, neden biz marka haline getirmiyoruz.
Dünyada imam hatip tarzı eğitimleri,
yani; hem pozitif, hem dini eğitim vermek isteyen ülkeler ile
bu modeli paylaşabiliriz diye düşünüyorum.
İmam hatip okullarının uluslararası bir marka haline dönüştürmek için
bir yolculuğa çıktık.
Bu konuda da desteklerinizi bekliyoruz’’ diye konuştu.
Tekin, şöyle devam etti:
"Dün; eğitimde kat sayıyla, başörtüsüyle imam hatiplerden rahatsız olanlar,
bugün; bu söylediğimiz, bu bahsettiğimiz göstergelerden mutlu olduklarını ifade etmiyorlar,
tam tersine, rahatsız olduklarını ifade ediyorlar.
Dün; kat sayıdan rahatsız olanlar,
bugün; imam hatiplerin önünün açılmasından rahatsız oluyorlar.
İmam hatiplerdeki evlatlarımızın;
emeğinden, başarılarından, özgüvenlerinden rahatsız oluyorlar.
Dün; tek tipçilikten medet umanlar,
bugün; yerli ve milli bir bakış açısıyla ürettiğimiz
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'yle hedeflediğimiz;
değerli, yetkin ve çift kanatlı olarak yetiştirdiğimiz nesillerden rahatsızlar.
Dün; bilimi, imana ve dine karşı konumlayanlar,
bugün; kodlamadan yapay zekaya,
fen laboratuvarından, musiki akademisine kadar uzattığımız,
bütüncül eğitim mekanizmalarından rahatsız oluyorlar.
Dün; bu ülkeyi, kendi sınırlarına hapsetmek isteyenler,
bugün; müfredatımıza yerleştirdiğimiz
mavi vatan, gök vatan, dijital vatan şuurundan rahatsız olduklarını, ifade ediyorlar.
Dün; teknolojiyi yalnızca tüketen bir ülke arzulayanlar,
bugün; yerli ve milli teknoloji atılımlarımızdan, üretim müfredatımızdan rahatsız.
Dün; vesayetle, milleti terbiye edeceğini zannedenler,
bugün; sandığın hükmünden, demokrasinin sesinden, milletin sesinden ifade ediyorlar.
Dün; aileyi ve velinin tercih hakkını yok sayanlar,
bugün; ailelerimizin talebiyle açtığımız,
yeni okullardan, yeni okul türlerinden, yeni okul modellerinden,
kız çocuklarımızın artan okullaşma oranından, rahatsızlar.
Dün; öğretmeni edilgen kılanlar,
bugün; öğretmeni özne yapan, sınıfı atölye ve laboratuvara dönüştüren
yeni öğrenme iklimimizden rahatsızlar.
Dün; tarihi parça parça okutanlar,
tarihin bir kısmını ‘ti’ye alan bir kısmıyla dalga geçenler,
bugün; Osmanlı’dan Cumhuriyete, milli mücadeleye kadar uzanan
bugüne kadar gelen, bütüncül tarih perspektifimizden rahatsızlar.
Dün; taşraya imkan gitmesin, taşradaki insanlar merkeze gelmesin diyenler,
bugün; her ilde bir üniversite kurulmasından,
bilim merkezlerimizden, atölyelerden, kütüphanelerimizden rahatsızlar.
Dün; gençliği seyirci görmek isteyenler,
bugün; fikir, patent, girişim üreten TEKNOFEST kuşağının varlığından rahatsızlar.
Dün; imam hatipleri dar bir kalıba sıkıştırmak isteyenler,
bugün; imam hatiplerimizin uluslararası teknolojiye uzanan
program çeşitliliğinden rahatsızlar.
Dün; dezavantajlılığı görünmez kılanlar,
bugün; özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklarımıza sunduğumuz
eğitim erişimi ve kapsayıcılık adımlarımızdan rahatsızlar.
Dün; klişe sloganlarla konuşanlar,
bugün; çocuklarımızın emekle kazandığı başarıyı,
siyasi malzeme yaparak; gölgelemeye çalışıyorlar.
Aslında; rahatsız oldukları şey, başarının ve hakikatin bizatihi kendisi.
Bu rahatsızlıkların ise; tek bir sebebi var.
Türkiye, kendi yolunda yürüyor.
Milletin aklıyla, vicdanıyla, duasıyla çizilmiş bir yolda yürüyor.
Dün kapattıkları kapıları; biz bugün, açtık diye rahatsızlar.
Bugün; ufku genişletiyoruz diye rahatsızlar.
Yarın; fırsatlarımızı, fırsatları daha fazla arttıracağımızdan rahatsızlar.
Milletin inancına, iradesine, duasına dokunan hiçbir güce
izin vermeyeceğimizi bildikleri için rahatsızlar.
Kim; ne dersin desin,
biz; Türkiye’deki okullarımızın, eğitimimizin kalitesini arttırmak için
gece gündüz çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz.
Aynı şekilde;
imam hatip okullarımızın bugünkü geldiği noktayla,
asla yetinmedik; yetinmeyeceğiz.
İmam hatip okullarımızın;
daha nitelikli,
daha donanımlı,
daha başarılı bir kuşak yetiştirmesi için çaba sarf edeceğiz.’’
Tekin, şöyle konuştu:
"İmam hatiplerin mücadelesi,
Türkiye'de demokrasinin sıkıştığı anlarda,
imam hatiplerin üzerindeki baskının arttığı Türkiye'de;
demokrasinin ve insan haklarının güvence altına alındığı dönemlerde,
imam hatiplerin önünün açıldığını, hep beraber görüyoruz.
Cumhurbaşkanımızın bu konuda yaptıklarını,
çok farklı ortamlarda defalarca ifade ettik.
Cumhurbaşkanımız, evet bir imam hatip mezunu olarak;
imam hatipler konusunda hassas, ama;
çok daha büyük bir hassasiyeti,
Türkiye’deki çocukların;
dünyadaki en iyi eğitime kavuşması için
varıyla yoğuyla çalışan bir siyasi lider.
Bunu bu şekilde söylediğimizde,
muhalefet çok bizi bu konuda söylediklerimi ciddiye almıyor.
Ama; ben onlara sürekli, başta rakamlarla karşılık veriyorum.
Ben diyorum ki;
Recep Tayyip Erdoğan başbakan olmadan önce
Türkiye, eğitim göstergeleri açısından uluslararası raporlarda neredeydi?
Hiçbir raporda, dünya ortalamasının üzerinde değildik.
Hiçbir raporda, dünyada örnek gösterilen, iyi örnek gösterilen bir ülke değildik.
Ancak; bugün, Allah'a çok şükür Cumhurbaşkanımız sayesinde;
altyapı eğitimde maddi göstergeler,
insan kaynağı göstergeleri,
teknolojik göstergeler,
akademik performans açısından,
dünyada artık; Türkiye, örnek gösterilen bir ülke halini aldı."