|
Tweet |
İş hayatının merkezine yerleşen bilgisayar başındaki uzun saatler;
modern insanın omurga sağlığını, ciddi bir tehdit altına sokuyor.
Günde 8 saatten fazla, masa başında hareketsiz kalmak;
sinir sıkışmalarına ve geri dönülemez fıtıklara zemin hazırlıyor.
Bu konuda yapılan araştırmaların da
oturma eyleminin, sanıldığı kadar masum olmadığını ve
yanlış pozisyonda oturmanın;
omurga disklerine, ayakta durmaya oranla; daha fazla yük bindirdiğini belirten
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen,
“Yanlış oturuş ve duruşlar, zamanla;
kas kısalığı, kireçlenme, omurga eğriliği, kemik erimesi ve
fıtık gibi rahatsızlıklara zemin hazırlıyor.
Bu ağrılar, zamanla kronikleşerek;
yaşam kalitesini kalıcı olarak düşürebiliyor.
Özellikle, masa başı çalışanların;
bu konuda, çok daha dikkatli olması gerekiyor" açıklamasında bulundu.
Masa başı ve hareketsiz çalışma hayatı, duruş bozukluklarının yanı sıra;
kalp hastalıklarından diyabete,
kronik ağrılardan metabolik yavaşlamaya kadar;
geniş bir sağlık krizine de davetiye çıkarıyor.
Ofis çalışanlarında en sık görülen şikayetlerin başında gelen;
bel, boyun ve sırt ağrıları,
aslında; vücudun "artık hareket et" diyen, bir imdat çağrısı olarak; kabul ediliyor.
Omurga sağlığını korumada ilk adımın;
çalışma masa ve sandalyesinin,
ergonomik yapılandırılması olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Selçuk Göçmen,
“Sandalyenizin, bel desteğine sahip olması ve
yüksekliğinin ayarlanabilir olması, bir lüks değil; zorunluluk olmalı.
Dirsekler; masaya paralel, 90 derecelik bir açıyla durmalı ve
monitörünüz; göz hizasında, yaklaşık 50-70 cm uzakta konumlanmalı.
Bel fıtığı olan çalışanlar için dik duruş, hayati önem taşır.
Sandalye ile sırt arasında, boşluk kalmamalı.
Eğer; ayaklarınız, yere tam basmıyorsa; bir destek kullanılmalı.
Vücut ağırlığı ayaklara aktarılamazsa, tüm yük; beldeki disklere biner” dedi.
Görme bozuklukları ve yetersiz ortam aydınlatmasının da
boyun sağlığını, doğrudan tehdit edebildiğini vurgulayan Göçmen,
“Çünkü, kişi;
ekrandakileri net görebilmek veya okuyabilmek için
farkında olmadan, boynunu öne doğru bükerek;
'kaplumbağa duruşu' sergiler,
bu da servikal omurgaya binen yükü, katlayarak artırır.
Bunun yanı sıra;
göz, yorulduğu zaman da boyun bükülmesine neden olur.
Işık ve ekran mesafesi, doğru ayarlanarak;
boyun fıtığı riski, ciddi oranda azaltılabilir” diye konuştu.
Telefonu, boyun ile omuz arasında sıkıştırmak gibi
basit görünen hataların da
sinir köklerinde ciddi hasarlara yol açabildiğini belirten Göçmen,
“Mutlaka; kulaklık kullanın ve
klimanın doğrudan vücudunuza temas etmemesine özen gösterin.
Çünkü; soğuk hava akımı, kas spazmlarını ve fıtık ağrılarını tetikler” dedi.
Prof. Dr. Selçuk Göçmen,
“En büyük ilaç, harekettir.
Yarım saatte bir; ofis içinde kısa yürüyüşler ve
iki saatte bir de germe egzersizleri yapılarak, dolaşım canlandırılmalı.
Çayınızı, kendiniz alın;
aracınızı, uzağa park edin ve asansör yerine; merdivenleri tercih edin.
Boynunuz içinse, saat yönünde ve tersine yapılan yavaş rotasyonlar ile
yana doğru nazik germe hareketleri, gün boyu biriken gerginliği dağıtır” şeklinde konuştu.
İş stresinin, sadece zihni değil;
doğrudan, kasları da etkilediğini paylaşan Göçmen;
“Stresli olduğumuzda, farkında olmadan;
omuzlarımızı, yukarı kaldırır ve boyun kaslarımızı, kilitleriz.
Bu kronik gerginlik, bir süre sonra;
fıtık ağrılarını tetikleyen, en büyük faktör haline gelir.
Stres yönetimi, en az; ergonomik koltuk kadar önemlidir.
Gün içinde; 10-15 dakikalık meditasyonlar veya derin nefes egzersizleri,
kas geriliminizi düşürür.
İmkânınız varsa; haftalık rutininize, yoga veya pilates ekleyin” tavsiyesinde bulundu.
Bel sağlığını korumak için ideal kiloyu korumanın ve
disklerin beslenmesini bozan sigaradan uzak durmanın da
hayati önem taşıdığına değinen Prof. Dr. Göçmen,
“Yatış pozisyonunda, diz desteği kullanmak ve
2-3 cm topuklu ayakkabılar seçmek;
omurganın doğal kavisini destekler.
Doğru beslenme alışkanlıkları ve
hekim kontrolünde; kalsiyum, Omega-3 ve D vitamini desteği almak da
kemik yoğunluğunu ve doku onarımını destekleyerek,
omurga sisteminin direncini artırır.
Bu yaşam tarzı değişiklikleri,
bel omurları üzerindeki mekanik baskıyı azaltarak;
fıtık ve yıpranmaları önlemeye, yardımcı olur” dedi.