|
Tweet |
Türkiye’nin; plastik mamul üretiminde
Avrupa'da ikinci, dünyada ise; altıncı sırada yer alarak;
önemli bir üretici konumunda bulunduğunu anımsatan
Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER) Yönetim Kurulu Başkanı ve
Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkan Yardımcısı Şener Gençer,
Türkiye'nin yıllık plastik mamul üretiminin,
11 milyon ton seviyesine ulaştığının altını çizerken;
bu üretimin yaklaşık %40'lık kısmının, ambalaj sektöründe kullanıldığına işaret etti.
Gençer, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Avrupa Birliği’nde,
‘Tek Kullanımlık Plastikler Direktifi (EU-2019/904)’ kapsamında;
PET şişelerde %25 oranında geri dönüştürülmüş malzeme kullanılmaya başlandı.
2030 yılına kadar; bu oran, tüm içecek şişelerinde %30’a yükselecek.
Avrupa Birliği bünyesinde, pet şişeler için bu yıl 77,
2029’a kadar ise; %90 oranında kaynağında ayrıştırma hedefi belirlendi.
1 Ocak 2030 tarihinden itibaren ise; ambalajların plastik bileşenleri,
giderek artan oranlarda;
tüketici sonrası geri dönüştürülmüş plastik malzeme, içermek zorunda olacak.
Temasa duyarlı PET ambalajlarda bu oran %30,
bunların dışındaki tüm plastik ambalajlarda ise; %35 oranında
geri dönüştürülmüş plastik malzeme içermesi gerekecek.
1 Ocak 2040 itibarıyla da bu oranlar, sırasıyla; %50 ve %65’e yükselecek.
Bu hedeflerin hepsi,
yerli hammadde üretimi neredeyse yok derecesinde olmasına rağmen;
Kimya sektörü ihracatımıza en yüksek seviyede katkı sunan Türk plastik sektörünü,
çok yakından ilgilendiriyor.”
-----
Plastik kirliliğine karşı,
bağlayıcı bir küresel anlaşma için
İsviçre’nin Cenevre kentinde 5 Ağustos günü bir araya gelen 170’ten fazla ülke temsilcisi,
yasal bağlayıcılığı olan küresel bir anlaşma üzerinde müzakere ediyor.
Türk plastik sektörünün de yakından izlediği
uluslararası toplantı hakkında değerlendirmelerde bulunan Gençer,
başta AB ülkeleri olmak üzere; tüm gelişmiş ülkelerde,
geri dönüştürülmüş hammaddelerin; stratejik bir kaynak olarak görüldüğünü vurguladı.
Termoplastik malzemelerin; hayatın her alanında olduğunu ve
onlarca sektörün, temel hammaddesi olarak; işlev yüklendiğini anımsatan Gençer,
bu malzemelerin; muadili olan cam, kağıt, metal gibi malzemelere göre;
çok daha çevreci özellikler taşıdığını,
plastik atıkların ise; stratejik bir hammadde kaynağı olduğunu belirtti.
Plastiklerin, petrol tüketimine etkisinin son derece az olduğunu;
Avrupa’da tüm plastik filmler için
toplam tüketimin sadece %2’si kadar petrol harcandığını kaydeden Gençer,
şu bilgileri verdi:
“Dünya genelinde; petrolün %85’inden fazlası, yakıt olarak kullanılıyor.
Plastiklerin kullanımına kısıtlama getirilmesi, küresel petrol tüketimine etki edemez.
Plastikler, özellikle; ambalaj uygulamalarında,
kullanıma en uygun; çok yönlü bir malzeme grubudur.
Çoğu kez, alternatiflerine kıyasla;
en az kaynak harcayarak ve daha az atık oluşturarak, en iyi korumayı sunar.
Plastik yerine kullanılan alternatif ambalajların;
ağırlığı 4 kat,
üretim maliyetleri ve enerji tüketimi 2 kat ve
katı atık hacmi de 1.5 kat, daha fazladır.
Atık plastiklerin içindeki depolanmış gizli (latent) enerji;
geri dönüşümü veya atıkların enerjiye dönüştürülme sistemlerinde,
tekrar geri kazanılabilir.
Sözgelimi;
plastik poşetlerin üretiminde,
kağıt poşete kıyasla; %4 daha az su harcanır.
Bu noktada sorunumuz;
gereksiz ve tek kullanımlık plastik tüketiminin azaltılması,
geri dönüşüm ve atık bertarafında; küresel bir farkındalık olmamasındadır.”