beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort
Bugun...



'Ebeveynlerin, sınır koyarken; aynı zamanda, çocuklarının kendilerine ulaşabileceği güvenli bir iletişim alanı oluşturması gerekiyor'


facebook-paylas
Güncelleme: 02-11-2026 01:02:08 Tarih: 23-09-2026 17:14

'Ebeveynlerin, sınır koyarken; aynı zamanda, çocuklarının kendilerine ulaşabileceği güvenli bir iletişim alanı oluşturması gerekiyor'

 

Çocuk ve ergenlerin karıştığı şiddet olayları;

ailelerin, “Çocuğumu ne kadar takip etmeliyim?” sorusunu;
yeniden gündeme getiriyor.

 

Uzmanlar ise;
çözümün, baskıcı kontrolden değil;

güvene, açık iletişime, tutarlı sınırlara ve

erken uyarı işaretlerinin fark edilmesine dayandığına dikkat çekiyor.

 

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi

Çocuk ve Ergen Klinik Psikoloğu Eliz Avcı,

ağır şiddet davranışlarının;
çoğu zaman, bir gecede ortaya çıkmadığını belirterek;
anne babaları, çocuklardaki davranış ve duygu değişikliklerini

yakından takip etmeleri konusunda; önemle uyarıyor.

 

Çocukların ve ergenlerin dahil olduğu şiddet olayları,

yalnızca olayın yaşandığı kişileri değil;
aileleri, okulları ve toplumun tamamını etkiliyor.

 

Özellikle; okul çevresinde yaşanan şiddet olaylarının ardından, anne babalarda;

çocuklarının arkadaş çevresi, okul yaşamı, öğretmenleriyle ilişkileri ve

karşılaştıkları sorunlarla ilgili; kaygı artabiliyor.

 

Ancak, bu kaygıyla birlikte;
ailelerin, çocuklarını daha fazla kontrol etmeye başlaması;
her zaman koruyucu bir sonuç doğurmuyor.

 

Aksine, korkuya ve cezaya dayalı aşırı kontrolün;
çocukla ebeveyn arasındaki iletişimi zayıflatabileceği ve

çocuğun, yaşadığı sorunları;
ailesinden saklamasına neden olabileceğine dikkat çekiyor.

 

Eliz Avcı;
çocukları ve ergenleri, şiddet davranışlarından korumada;
sağlıklı ebeveyn takibinin önemine dikkat çekerek,

ailelerin; baskıcı kontrol ile

sağlıklı denetim arasındaki farkı gözetmesi gerektiğini, vurguluyor.

 

Ebeveynlerin, özellikle şiddet olaylarının ardından;

kaygıyla birlikte, çocukları üzerinde daha fazla kontrol kurmaya yönelmeleri;

anlaşılabilir olsa da burada, kontrolün niteliği; büyük önem taşıyor.

 

Güce, katı cezalandırmaya ve “Ben öyle söylediğim için”

anlayışına dayanan baskıcı kontrolün;

çocuğun, kuralları neden benimsediğini anlamasını sağlamadığını belirten Avcı;
bu durumda, çocuğun davranışını;
yalnızca yakalanma veya cezalandırılma korkusuyla,

sınırlandırabileceğine dikkat çekiyor.

 

Baskı ve korkuyla yönetilen çocukların,

ebeveyn veya başka bir otorite ortamdan çekildiğinde;
sınırları aşan ve riskli davranışlara, daha açık hale gelebileceğini ifade ediyor.

 

Dahası;
korku dışında, baş etme becerisi yeterince gelişmeyen bir çocuğun;
yaşadığı problemi, ailesiyle paylaşmak yerine;
gizlemeyi tercih edebileceği belirtiliyor

 

Bu durum, yalnızca şiddet uygulama riski açısından değil;
şiddete maruz kalan çocukların fark edilmesi açısından da önem taşıyor.

 

Zorbalığa veya şiddete uğrayan bir çocuk,

ailesinden korkuyor ya da yargılanacağını düşünüyorsa;
yaşadıklarını anlatmak yerine, içine kapanabiliyor.

 

Peki; anne babalar, çocuklarını takip ederken; nasıl bir yol izlemeli?

 

Eliz Avcı;
özellikle, ergenlik döneminde;
daha yetkin, tutarlı ve demokratik bir denetim anlayışının önem taşıdığını belirtiyor.

 

Bu yaklaşımda amaç,

yalnızca çocuğun ne yaptığını kontrol etmek değil;

çocuğun; yaptığı davranışların nedenlerini ve sonuçlarını anlayabilmesini sağlamak.

 

Kuralların neden konulduğunun çocuğa açıklanması,

“Bunu yapma” demek yerine;
davranışın olası sonuçlarının konuşulması,

çocuğun; kendi kararlarının sorumluluğunu geliştirmesine yardımcı olabilir.

 

Buradaki temel hedef;
çocuğun, “Neden bunu yapmalıyım ya da yapmamalıyım?”

sorusuna cevap verebilmesi.

Böylece çocuk; yalnızca ebeveyni yanında olduğu için değil,

davranışının sonuçlarını öngörebildiği ve

kendi sınırlarını oluşturabildiği için daha sağlıklı seçimler yapmayı öğrenebilir.

 

ÇOCUĞUNUZDA BU DEĞİŞİKLER VARSA; DİKKAT EDİLMELİ 

 

Sosyal çevreden uzaklaşma:

Çocuğun;
arkadaşlarından, ailesinden veya daha önce keyif aldığı etkinliklerden

belirgin şekilde uzaklaşması; önemli bir değişim olabilir.

 

Okul yaşamında ani değişiklik:
Devamsızlığın artması,

akademik başarının açıklanamayan biçimde düşmesi veya

okula yönelik belirgin bir isteksizlik de

takip edilmesi gereken işaretler arasında yer alıyor.

 

Yoğun öfke ya da duygusal hissizlik:
Sık ve yoğun öfke patlamalarının yanı sıra;
tam tersine, çocuğun olaylara karşı belirgin biçimde duygusuzlaşması da önemsenmeli.

 

Şiddet ve silah içeren unsurlara yoğun ilgi:
Şiddet unsuru içeren içeriklere, kesici-delici aletlere veya silahlara yönelik

dikkat çekici ve yoğun bir ilgi de

ebeveynlerin gözlemlemesi gereken değişiklikler arasında bulunuyor.

 

Akran ilişkilerinde ciddi sorunlar:
Çocuğun;
düzenli biçimde akran zorbalığına maruz kalması kadar,
başkalarına yönelik;
sistematik dışlayıcı, tehditkâr veya zorbalık içeren davranışlar sergilemesi de

dikkatle ele alınmalı.

 

HER DEĞİŞİKLİK, ŞİDDET ALARMI ANLAMINA GELMEZ 

 

Burada önemli olan nokta ise;
tek bir davranışın, otomatik olarak şiddet eğilimi anlamına gelmediği.

 

Ergenlik döneminde;
öfke, arkadaş ilişkilerinde sorun yaşama, akademik dalgalanmalar veya

zaman zaman yalnız kalma isteği, görülebilir.

Ancak; belirgin, ani, yoğun ve süreklilik gösteren değişikliklerin

çocuğun genel işlevselliğiyle birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor.

 

Bu nedenle;
anne babaların çocuklarını etiketlemek veya

her davranışı tehdit olarak değerlendirmek yerine;
davranış değişikliklerinin altında ne olduğunu, anlamaya çalışması gerekiyor.

 

OKUL VE AİLE İŞ BİRLİĞİ KRİTİK ÖNEMDE 

 

Çocuğun yaşamının önemli bir bölümünün geçtiği okul;
erken uyarı işaretlerinin fark edilmesinde de önemli bir alan oluşturuyor.

 

Eliz Avcı;
çocukların, okul yaşamındaki durumunu

en iyi gözlemleyebilecek kişiler arasında;
okul psikolojik danışmanları ve öğretmenlerin bulunduğuna dikkat çekiyor.

 

Bu nedenle;
ailelerin, çocukla ilgili bir değişiklik fark ettiğinde;

okuldan bilgi alması,

öğretmenler ve okul psikolojik danışmanlarıyla iletişim kurması, önem taşıyor.

 

Aynı şekilde;
okulda fark edilen bir davranış değişikliğinin de

aileyle paylaşılması, çocuğun farklı yaşam alanlarındaki durumunun

bir bütün olarak değerlendirilmesine yardımcı olabilir.

 

“ÇOCUĞUNUZUN SİZE HER ŞEYİ ANLATABİLECEĞİ BİR ALAN OLUŞTURUN”

 

Çocuğun; şiddetle, zorbalıkla, tehditlerle veya

başka bir riskli durumla karşılaştığında ilk başvuracağı kişilerden birinin; ailesi olması,

koruyucu faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

 

Bunun için çocukla kurulan iletişimde,

yalnızca “Nerede olduğunu biliyor muyum?” sorusunun değil;

“Başına bir şey geldiğinde bana anlatabileceğini düşünüyor mu?”

sorusunun da önemli olduğu belirtiliyor.

 

Çocuk, yaşadığı bir problemi anlattığında;
otomatik olarak cezalandırılacağını, suçlanacağını veya yargılanacağını düşünürse;
sorunlarını, gizlemeyi tercih edebilir.

 

ANNE BABALAR NE YAPMALI?

 

Moodist Psikyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Eliz Avcı,

anneler babaların yapması gerekenleri; şöyle özetliyor:

 

•  Çocuğun davranışlarını yalnızca cezalandırmak yerine; nedenlerini anlamaya çalışın.

•  Kuralları açıklayın; çocuğun davranışlarının sonuçlarını öngörebilmesini sağlayın.
•  Çocuğunuzdaki ani ve belirgin davranış değişikliklerini, göz ardı etmeyin.
•  Arkadaş çevresi ve okul yaşamıyla ilgili; düzenli, yargılamayan bir iletişim kurun.
•  Akran zorbalığının; hem mağduru, hem de uygulayıcısı olma ihtimalini ciddiye alın.
•  Çocuğunuzun sosyal çevreden çekilmesi, yoğun öfke, duygusal hissizlik veya

   okul yaşamında belirgin bozulma gibi değişiklikleri, takip edin.
•  Şiddet, silah veya kesici-delici aletlere yönelik yoğun ilgiyi,

   diğer davranış değişiklikleriyle birlikte değerlendirin.
•  Gerektiğinde; öğretmenler ve okul psikolojik danışmanlarıyla iş birliği yapın.
•  Sorunların büyümesini beklemeden, bir ruh sağlığı uzmanından destek alın.

 







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI YUKARI