|
Tweet |
Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı
Doç. Dr. Damla Mursül,
10 Aralık İnsan Hakları Günü dolayısıyla; yaptığı açıklamada,
insan haklarının yalnızca bir hukuk meselesi değil;
insan onuruna yakışır bir yaşamın temeli olduğunu, vurguladı.
“Her birey,
sırf insan olması nedeniyle;
hür, onurlu ve eşit haklara sahiptir.” diyen Doç. Dr. Mursül;
üniversitelerin, insan hakları bilincini yaygınlaştırmada
öncü rol üstlenmesi gerektiğini, ifade etti.
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin,
10 Aralık 1948 tarihinde kabul edilerek;
insanlık tarihi açısından, bir dönüm noktası oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Mursül,
“Bu beyannamede yer alan ilkeler;
bireylerin, doğuştan sahip oldukları hakların eşitliğini ve evrenselliğini ilan ederek;
insan onuruna yaraşır bir yaşam için küresel bir çerçeve sundu.” dedi.
20. yüzyılda yaşanan iki büyük dünya savaşının,
ortak değerleri korumanın önemini; acı bir biçimde gösterdiğini hatırlatarak,
toplumsal barış ve adaletin sağlanabilmesi için
eşitlikçi ve kapsayıcı politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini, vurguladı.
“Eğitimden sağlığa, adaletten kültüre kadar, her alanda;
ayrımcılıktan uzak, eşitlikçi bir anlayış hâkim kılınmadıkça;
gerçek bir barıştan söz edilemez.” ifadelerini kullandı.
Günümüz dünyasında;
göç, savaş, etnik çatışma, iklim değişikliği ve ekonomik krizlerin
insan hakları mücadelesini;
her zamankinden daha hayati hâle getirdiğini belirten Doç. Dr. Mursül,
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) verilerine göre;
2025 itibarıyla, dünyada;
savaş, çatışma ve iklim krizi nedeniyle,
zorla yerinden edilmiş kişi sayısının 122 milyonu aştığını,
bunun; dünya nüfusundaki her 67 kişiden birine, denk geldiğini paylaştı.
Yerinden edilenlerin;
43 milyonu mülteci,
73 milyonu ülke içinde yerinden edilmiş kişi,
8 milyonu ise; sığınmacı statüsünde bulunuyor.
UNICEF verilerine göre ise;
2010’dan bu yana, yerinden edilen çocuk sayısı; üç kat artarak, 48 milyona ulaştı.
İnsan hakları bilincinin, toplumun her kesimine yayılması için
eğitim kurumlarının önemine vurgu yapan Doç. Dr. Mursül;
“Üniversiteler, sadece bilgi üreten değil;
aynı zamanda, değer inşa eden kurumlardır.
Biz İstanbul Rumeli Üniversitesi olarak;
öğrencilerimizin yalnızca akademik başarıya değil,
insani değerlere de sahip bireyler olarak yetişmeleri için çaba gösteriyoruz.
Hak temelli düşünme biçimini gençlere kazandırmak,
geleceğin adil ve barışçıl toplumlarını inşa etmenin, en güçlü yoludur.”
ifadelerini kullandı.
Son olarak;
10 Aralık İnsan Hakları Günü’nün, yalnızca bir anma günü değil;
insanlığa yönelik bir sorumluluk çağrısı olduğunun altını çizen Doç. Dr. Mursül,
“Farklılıkların; bir arada yaşamayı zenginleştirdiği,
herkesin; eşit ve özgür bir yaşam sürdürebildiği bir toplum hedefi,
hepimizin ortak gayesidir.
Bu hedefe ulaşmak için
kolektif bir bilinçle hareket etmek;
önyargıları, ayrımcılığı ve şiddeti reddeden
bir yaşam kültürünü benimsemek zorundayız,” ifadeleriyle; sözlerini tamamladı.