|
Tweet |
Enerji üretimi, jeotermal seracılık, konut ısıtması,
termal turizm, kurutma tesisleri, balıkçılık, madencilik gibi alanlarda yapılan yatırımların;
Türkiye’ye, çevresel ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından
uzun vadeli fayda sağladığına işaret eden
Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap,
“Türkiye olarak;
keşfi tamamlanmış jeotermal potansiyelimizin
yüzde 11 gibi çok düşük bir yüzdesini kullandığımız halde, bile;
dünyanın 4’üncü, Avrupa’nın lider ülkesi konumundayız” dedi.
Türkiye’yi, 2030 yılında;
3000 MW jeotermal kaynaklı elektrik enerjisi kurulu güç hedefine ulaştıracak yatırımların,
Yenilenebilir Enerji Destekleme Mekanizması kapsamına alınması için
31 Aralık 2030 tarihine kadar; işletmeye alınması zorunluluğu olduğunu anımsatan Kındap,
sektör olarak; bu sürenin, 2040’a kadar uzatılmasını talep ettiklerini söyledi.
Kındap;
“Jeotermal enerjiye yatırım yapmak isteyen yatırımcılarımız;
lisans, izin, ruhsat, arazi alımı, ÇED, sondaj,
kaynak verimliliğinin saptanması,
santralin inşası ve devreye alınması aşamalarını
en iyimser ihtimalle, beş yılda tamamlayabiliyor.
Bugün pek çok yatırımcı şirketin,
jeotermal enerjiye yatırım yapmak istediğini biliyoruz.
Ancak;
30 Aralık 2030 tarihine kadar,
yatırımlarını devreye alamama ihtimali,
yatırımcıyı düşündürüyor.
Bugünkü mevzuata göre;
bugün, jeotermale yatırım yapma kararı veren pek çok yatırımcının
YEKDEM kapsamına girmesi, teknik olarak mümkün olmayacak.” dedi.
Türkiye Elektrik iletim A.Ş (TEİAŞ) verilerine göre;
bu yıl içerisinde, baz yük konumunda olan
67 MW kurulu güçte jeotermal enerji santrali devreye alınırken;
yatırımcı şirketlerin envanterinde, süreçleri devam eden
300 MW seviyesinde; proje stoğu bulunuyor.
Sektörün, 2025 yılındaki gelişim çizgisini değerlendiren Kındap;
Türkiye’nin, jeotermalin tüm kullanım alanlarında;
dünya lideri olabilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti.
Türkiye’nin enerji bağımsızlığının yanı sıra;
baz yük konumunda olan
yerli, temiz ve sürdürülebilir enerji ihtiyacı için
jeotermalin, en önemli alternatif olduğunu kaydeden JED Başkanı Ali Kındap;
şu değerlendirmeyi yaptı:
“Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve
Avrupa Konseyi gibi kurumların, enerji odaklı politika önerilerinde;
jeotermale çok önemli rol veriliyor.
Pek çok Avrupa ülkesi, özellikle konut ısıtmasında;
Rusya kaynaklı doğalgaza bağımlılığın azaltılması için
jeotermali, en önemli seçenek olarak; yatırım odağına alıyor.
Ülkemizim ‘2053 Net Sıfır’ iklim hedefi için
jeotermalin, ısıtma ve soğutmada doğalgaza ikame edilmesi şart.
Sektörümüz, potansiyel olarak; buna hazır.
Ancak; bu büyük enerji dönüşümünün,
kamunun stratejik planlarına eklenmesini, istiyoruz.
Uluslararası enerji kurumları;
dünya genelinde 20 bin MW’a yaklaşan
jeotermal kaynaklı elektrik enerjisi kurulu gücünün,
2050’ye kadar; beş kat artarak, 100 bin MW seviyesine ulaşacağını öngörüyor.
Tüm bu veriler elimizde iken,
bin 500’ün üzerinde doğal çıkış noktasına sahip
bir jeotermal cennet olan Türkiye’nin;
bu kaynağa sırtını dönmesi, mümkün değildir.
Dünyanın en yeni ve en gelişmiş teknolojilerine sahip jeotermal santrallerimiz;
çevreye, insana ve doğaya saygılı üretimleri ile
ülkemiz için değer yaratmayı sürdürecek.
Sektörümüze yönelen, pek çoğu bilgi eksiğine dayanan;
çevre odaklı eleştirileri, dikkatle izliyoruz.
Jeotermalin; çevre ve doğa dostu bir enerji kaynağı olduğunu,
tüm yurttaşlarımızın bilmesi için çalışıyoruz.”
Jeotermalin, enerji üretiminin yanı sıra;
tarımsal üretim ve gıda arz güvenliği için
stratejik bir öneme sahip olduğunu hatırlatan Kındap;
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bu yönde projelendirdiği
Organize Tarım Bölgeleri'nin (OTB)
jeotermal kaynaklarla ile entegre edilmesi yönündeki çalışmaları
desteklediklerinin altını çizdi.
Bugüne kadar 42 ilde projelendirilen 61 OTB’nin 15’inin;
jeotermal enerji ile entegre edildiği bilgisini veren Ali Kındap,
Gönen’de kurulacak OTB’nin,
bu alanda dünyanın en büyük projesi olacağını vurguladı.
Türkiye’nin, termal turizm alanında;
potansiyelinin çok gerisinde olduğunu söyleyen Kındap;
“2026 ve sonrasında hizmete girmeye hazırlanan 18 termal otel ile birlikte;
ülkemizin termal yatak sayısı, 8 bin 738’e ulaşacak.
Ancak; bu seviyeyi, asla yeterli görmemeliyiz.
Jeotermal kaynaklı enerji üretiminde, dünyanın 10'uncu ülkesi olan ve
Türkiye ile kıyaslanmayacak kadar, az kaynaklara sahip Japonya’nın;
termal sağlık turizminden, 20 Milyar Doların üzerinde gelir elde ettiği ortada iken;
bizim de en az, 20 milyar dolar gelir hedefi belirlememiz gerekiyor.” dedi.