romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi sex hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort kıbrıs escort kıbrıs escort hava durumu
Bugun...


Çetin ÜNSALAN

facebook-paylas
Kapıdaki yabancı
Tarih: 14-08-2026 00:27:00 Güncelleme: 14-08-2026 00:27:00


Merkez Bankası yılın üçüncü enflasyon raporunu açıkladı. Hiç içindeki rakamlara girmeyeceğim. Çünkü gerçekliğiyle ilgili büyük soru işaretlerinin olduğu rakamlar üzerinden bir ekonomi değerlendirmesi yapmanın da sağlıklı sonuçlar vermeyeceğini düşünüyorum.

 

Ama bir rakamın anlattıklarının üzerinde durmak gerektiği kanısındayım. O da yukarı yönlü revize edilen enflasyon öngörüsü… Aslında öngörülen rakamların kendisinin değil, sapmalarının konuşulması gerekir.

 

Zira yüzde 16 diye başlayan 2026 sonu hedeflemesinin önce yüzde 24’e sonra da yüzde 28’e revize edilmesi neredeyse yüzde 80’e yakın bir sapma olduğu anlamına gelir. 2028’de göreceğimizin tahmin edildiği tek haneli enflasyon ise belki kâğıt üzerinde oluşturulabilir, ama artan cari acık, bütçe açığı, faiz ödemeleri, gıda başta olmak üzere üretici enflasyonunun yukarı yönlü seyretmesi gibi bir dizi gelişmeyle beraber okunduğunda zor gözüküyor.

 

Fakat sorun bir tahminin tutup tutmamasında değil. Elbette bu da bir problem. Mesele bu kadar büyük sapmalara rağmen, insanların gelirlerindeki artışın tazmin edilmemesindedir. Neredeyse yüzde 80’e yakın bir sapma yaşanıp, insanların ara dönemde gelirlerinde bunu gidermezseniz, tam bir kısır döngü başlar.

 

Bir tarafta aşını yoksullaşmayı aşıp, yoksunlaşmaya, öte tarafta da kayıt dışı ekonomiyi istemeden beslerken kayıtlı çalışanları iflasa sürükleyen bir kulvara sokarsınız. Nedense bunlar hiç gündeme gelmiyor. Oysa adım adım yaşanan bu.

 

Rakamların sadece sapma boyutunu ortaya koyduktan sonra döviz riskimiz üzerinde durmamız gerekiyor. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’a kısa vadeli 132 milyar dolara vuran TL’de park etmiş risk soruluyor.

 

Karahan bir paranın TL’de durmasının risk olarak algılanmasına anlam vermekte zorlandığını söylüyor. Oysa bu Türkiye’nin carry trade parasıyla finanse edildiğini çok net gösterirken, onların da aslında TL mevduatta değil, adı değişmiş bir kur korumalı mevduatta durduğunu anlatır ve çıkarken de büyük hasar verir.

 

Bunu anlamakta zorluk mu çekiliyor yoksa risk yok mu sayılıyor ciddi şüphelerim var. Lakin hangisi doğru olursa olsun, bunun bireyden reel sektöre, makro ekonomiden mikro dengelere kadar yönetilmesi gereken bir risk olduğunu ve kurun bu seviyelerde tutulması için de Cumhuriyet tarihinin en büyük faiz ödemelerinin gerçekleştirildiğini görmemiz gerekir.

 

Yılın yedi ayında 1 trilyon 754 milyar TL faiz ödemişiz. İki yıl öncesine kadar yıllık 1,2 trilyon TL faiz öderken, kuru burada tutmak ve ekonomiyi sürüklemek için pahalıya finanse etmek, TL mevduat gölgesine sığınılmış, ama aslında iliklerine kadar dolarize olmuş bir ekonominin gerçeklerini değiştirmiyor.

 

Türkiye’de öyle bir açmaza gelindi ki, kuru düzeltseniz problem, bu haliyle yüksek faizle sürükleseniz problem. Yine işin en başına döndük ve o günkü dikkate alınmayan uyarıların sonucunu yaşıyoruz. Eğer siz bir sürece doğru verileri esas alarak başlamazsanız, günün sonunda karşınıza çıkacak tek şey başarı değil, yükselen faturalar olur. Olan da bu…

 

cetinunsalan@yahoo.com



Bu yazı 89 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA