Bugun...


Çiğdem GÜVEN

facebook-paylas
Yaratıcılık ve liderlik ilişkisi
Tarih: 17-04-2021 11:31:00 Güncelleme: 17-04-2021 11:31:00


Dünya her geçen gün daha rekabetçi hale geliyor. Bu sebeple sunulan hizmetler tekdüzleşmeye başlıyor ve bu tekdüzelik müşteriler tarafından ürün veya hizmetin aynı görülmesine yol açıyor.

 

Bunun sonucunda ise müşteriler bir süre sonra en ucuzu seçme eğilimine yöneliyor. Dolayısıyla böyle bir piyasa gelişmek bir yana her geçen gün daha da küçülür. İşte burada yapılması gereken şey, yaratıcı fikirler üreterek piyasaya yenilik sunmak ve rekabeti yeniden arttırmaktır. Yaratıcılığı destekleyecek en önemli unsur ise liderdir.

 

Yaratıcılık, en basit ifadeyle hayal gücü veya özgün fikirler ile bir şey üretmek veya bir sonuca varmak olarak tanımlanabilir. Yaratıcılık şirketleri veya bireyleri rekabette ön plana çıkarır. Çünkü denenmemişi yapmak ya da uygulanmamışı uygulamak en başta müşterilerin çıkarına olur. Müşteriler doğal olarak, kendilerine değer verildiğini düşündükleri iyi ürünlere ve hizmetlere yönelir. Dijital yeniliklerin ve inovasyonların havada uçuştuğu bu dönemde yaratıcılık daha da önem kazanmaktadır. Çünkü bilgiye her yerden her zaman ulaşabilme, yaratıcı insanların çok kolay ön plana çıkabilmesini sağlamakta ve rekabeti arttırmaktadır. Örneğin, komisyonsuz al-sat imkânı sunan Robin Hood uygulaması, komisyon alarak borsa alım satım hizmeti sunan finans sektörüne bunun komisyonsuz yürütülebileceğini de göstermiş ve bu sektöre ilham olmuştur.

 

Öte yandan yaratıcılığın etkili iş yürütme sürecindeki rolü yadsınamaz. Yaratıcı çalışanlara sahip olmayan veya yaratıcı fikirleri hayata geçirmeyen bir işletme, doğal olarak işlerini tam potansiyeline erişecek derecede büyütemez. Ayrıca firmalardaki yöneticilerin, yaratıcılık özelliğine sahip olması, bir işletmeyi ileri götüren en önemli unsurlardan biridir. Öyle ki CEO Magazine tarafından yayınlanan makalede, belirsizliğin hâkim olduğu günümüz iş dünyasında yaratıcı vizyona sahip olmanın ve olaylara değişik açılardan bakmanın işletmelere başarı getiren şey olduğundan bahsedilir. Dolayısıyla, aslında yaratıcılık iyi bir lider olmanın ve işi büyütmenin de bir ön koşulu olarak karşımıza çıkar. Öte yandan McKinsey tarafından yapılan bir araştırma yaratıcı liderlere sahip işletmelerin, yaratıcılık seviyesi düşük olan liderlerin çalıştığı firmalara kıyasla daha başarılı işlere imza attığını göstermiştir. Örnek vermek gerekirse, yaratıcı liderlere sahip işletmelerin organik gelir artışı, hissedarların elde ettikleri kazançlar ve net işletme değeri, yaratıcılık seviyesi düşük firmalara kıyasla çok daha iyi derecededir. Kârlılık ve kazanç bağlamında da yaratıcılık oldukça önemlidir.

 

Yaratıcılığın ekonomik öneminin yanında sosyal önemi de mevcuttur. Yaratıcılığın hâkim olduğu bir işletmede, ekonomik kaygılar daha az olduğu için firmalar çalışanlarına daha fazla yatırım yapabilmektedir. Bu yatırım hem çalışanın yaratıcı fikirleri ile şirkete katılmasını sağlarken hem de fikrine değer verildiği için gündemi, teknolojik gelişmeleri ve şirket ihtiyaçlarını çalışanların daha yakından takip etmesini sağlar. Şirket ihtiyaçlarına teknolojik gelişmeler ile çözüm bulabilen çalışanlar, bu buluşlarını şirketle paylaşarak hem yönetimde daha etkin rol sahibi olurlar hem de fikirleri hayata geçirildiğinde motivasyonları artar ve ödüllendirirler . Bu sayede ise iş performansı artar ve artan iş performansının etkisi şirket bünyesinde hissedilir.

Motive olan ve ödüllendirilen çalışanlar işlerine daha sıkı bağlanır ve bunun sonucunda çalışan bağlılığı artar. Netice itibariyle sosyal, ekonomik ve itibari açıdan yaratıcılık çok önemlidir.

 

Yaratıcılık seviyesini yükseltmenin en önemli ön koşulu, piyasa koşullarını iyi tayin edebilmektir. Bu, sadece hizmet verilen piyasa koşullarıyla sınırlı olmayıp, diğer sektörleri tayin etmeyi de gerektirir. Çünkü diğer sektörlerde yaşanan gelişmeler dünyadaki ekonomik dengeleri değiştirebilmekte ve tamamen farklı çözümler gerektirebilmektedir. Bu analiz sırasında sadece günümüzle yetinmeyip geçmişi yorumlamak, hatalardan ders çıkarmak ve başarılı yöntemleri uygulamak yaratıcılığı kamçılayacaktır.

 

Yaratıcılığın gelişmesini sağlayan bir diğer önemli faktör ise sürekli öğrenme ve soru sormadır. İnsan doğası gereği sorarak ve merak ederek öğrenir. Bu dürtüleri bastırmak yerine, daha da açığa çıkarmaya çalışan bir yönetici hem kendi öğrenme kabiliyetini arttırır hem de zihinsel birikimini çoğaltır. Örnek vermek gerekirse bir banka yöneticisinin, diğer finansal sektörlerdeki kavramları, gelişmeleri, yöntemleri merak edip sorması ve araştırması o yöneticinin yaratıcılık kabiliyetini arttıran bir unsur olarak karşımıza çıkacaktır. Örneğin, geleneksel finans yöntemlerine kapanıp kalmak yerine, tüm yeni finansal gelişmeleri araştıran ve öğrenen yöneticilerin, teknolojileri şirket ihtiyaçlarına göre kullanma kabiliyetleri artar.

 

Yaratıcılığı arttırmanın bir diğer yöntemi ise farklı sektörlerden insanlarla bir araya gelip fikir alışverişinde bulunmaktır. Bu sayede çeşitli sektörlerdeki dinamikler birbirlerinin yerine uygulanabilir. Ayrıca yaratıcı insanlarla ilişkiler kurmak ve mentorluk almak da yaratıcılığı tetikleyen bir unsur olarak karşımıza çıkar.

 

Journal of Social and Clinical Psychology dergisinde 2005 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre öz farkındalık, yaratıcılığı tetikler ve farkındalık olmadan yaratıcılık da olmaz. Bu görüşü destekleyen diğer makaleler de mevcuttur. Farkındalık öncelikle insanın kendi yetkinliklerinin bilincinde olmasını sağlar. Farkındalık düzeyi yüksek insanlar daha iyimserdir ve başarabileceklerine inanırlar. Öte yandan bu tür insanlar bağımsız düşünüp çalışabilirler ve başkalarının görüşleri motivasyonlarını düşürmez.

 

Yaratıcılığın tüm dünyayı geri dönülmez boyutta değiştirdiği açıktır. Bu geri dönülmezlik yalnızca olumsuz anlamda değildir. Çünkü aslında yaratıcılığın hem sektörlere, hem çalışanlara hem de yöneticilere kattığı büyük faydalar bulunur.

 

Günümüzde bize çok normal gelen şeyler aslında geçmişte yaratıcı liderler tarafından yapılmıştır. Cep telefonu örneğinden hareketle, geçmiş zamanlarda telefon üzerinde tuş olmaması hayal dahi edilemezdi. Fakat yaratıcı bir lider olan Steve Jobs, cep telefonlarında tek bir tuşla aslında tüm işlemlerin yapılabileceğini gösterdi. Başlarda bir hayli eleştiri alsa da zaman içinde bu uygulama birçok telefon üreticisi tarafından kabul gördü. Günümüze geldiğimizde ise bu durum çok normal gözüküyor ve telefon üreticilerinin neredeyse tamamı dokunmatik ve tuşsuz veya tuş sayısı çok az telefon üretiyor. Bir diğer örnek ise elektrikli araçlar konusunda verilebilir. Çok da uzak olmayan bir geçmişte fosil yakıt kullanan araçlar üreten firmalar, elektrikli araçların eksik yönlerini söyleyip bunun asla tutmayacak bir proje olduğundan bahsediyordu. Hatta Elon Musk’ın sahibi olduğu Tesla’nın geleceğini pek parlak görmüyor ve Tesla hisselerini açığa satıyorlardı. Fakat tarih bize gösterdi ki yaratıcı bir lider olan Elon Musk, elektrikli araç pazarını arttırmakla kalmadı, aynı zamanda sektör dinamiklerini de kökünden değiştirdi.

 

Yaratıcı liderlerin değişim yaratacağı şüphesizdir. Bu değişim sadece kişisel bazda kalmayıp çalışanların da değişmesini ve gelişmesini sağlar. Çalışanları inovasyona ve yaratıcı düşünceye sevk eden liderler hem çalışanlar ile ilişkilerini geliştirir hem kendi hem de onların yaratıcılık düzeyini arttırır, çalışan bağlılığı artar. Şirket geneline yansıyan yaratıcılık ise, her çalışanın yaptığı işte kendini gösterir, şirket gelişir, çalışanların kariyerleri olumlu anlamda etkilenir.

 

cigdemguven@cigdemguven.info



Bu yazı 748 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI