Fakat tüm bunların temelinde sorunu çözmek ve daha sağlıklı bir zemine oturmak istiyorsak, ülkede artık üretim ekonomisini konuşmanın, fon piyasaları da dahil finans sistemini ekonominin kendisini zannetmekten kurtulup, bir finansman yöntemi olduğunun farkına vararak, kâğıda değil projeye ve vizyona yatırım yapacak insanlar oluşturmamız gerekiyor. Yoksa kısa yoldan para kazanma arzusu, sadece bunu istismar etmeye niyetlenenlerin işine yarar.
Bunun için de ülkenin gerçek gündeminden kopmaması gerekiyor. Sanayicisinden esnafına, işsiz vatandaştan geçinemeyen çalışana, çiftçisinden emeklisine kadar insanların kan ağladığı bir süreçte, şeker bulmuş çocuk gibi sadece buna odaklanılırsa, hem bu gürültü içinden gerçek sorumluların bulunması zorlaşır, hem de ülkenin alarm veren diğer noktalarını görmezden gelirsiniz.
Ülkede vatandaş geçinemiyor. Enflasyon diye bir sorunumuz var. Enflasyonun varlığı kadar gerçekliğinin de tartışıldığını belirtmek gerekir. Dün sözde bazı fonların finans piyasalarında yaptıklarını, yarın enflasyon üzerinden tartışacaksak kıymeti yok. O önlemlerin bugün alınması gerekiyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek dezenflasyon sürecinin istendiği gibi gitmediğini açıklarken, aynı programda mazotun üç haneli fiyatları görmesini normalleştirmeye çalışıyorsa işimiz var demektir.
TÜİK tarımsal girdi endekslerini açıkladı. Burada da görülüyor ki maliyetler hız kesmeden yukarı yönlü hareket ediyor. Üstelik tek artan maliyet mazot fiyatı değil. Gübresinden işçisine kadar artan maliyetleri sorgulamıyor ve buna yönelik önlem almak yerine fırsatçı arıyorsanız, yarın başlığı farklı da olsa benzer sorunları bu alanda yaşamanız işten bile değildir.
Temelde konu başlığının birinci dereceden önemi yok. O konu başlığına nasıl yaklaşıldığının, hangi ciddiyetle yönetildiğinin, gerçeklere uygun hareket edilip edilmediğinin önemi var. Sizin ülkenizde tarlanın sesi duyulmuyorsa, açıkladığınız enflasyon bir istatistikten öteye anlam taşımaz. Tıpkı bu dosyaya konu fonların bir zamanlar çok iyi kazandırdığını söylediğiniz gibi.
Türkiye ekonomisinin ders çalışması gereken çalışması gereken çok başlık var. Fakat bunların başında gerçeklere gözünü yumup, gerçekleri temennilerine kurban eden yaklaşımı birinci sırada yaşıyor.
Bir konuda sorunun çözülebilmesi için, önce o sorunun kabul edilmesi gerekiyor. Problemi yok saydığınız yerde ana sorunu çözmediğiniz gibi ona ilaveler yaratırsınız. Tıpkı fon meselesinde kapanan gözler gibi, tarlanın da sesini duymazsanız, bir gün ana gündem olur.