romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Çetin ÜNSALAN

facebook-paylas
Sanayiden kaçan istihdam
Tarih: 19-05-2026 22:25:00 Güncelleme: 19-05-2026 22:36:00


Türkiye’nin ilk çeyrek işsizlik verisi açıkladı. Artık bunu tartışmaya bile gerek olmadığını düşünüyorum. Eğer siz aynı bülten içinde yüzde 8,2 işsizlik açıklarken, yüzde 30’u aşkın atıl iş gücü, yani gerekçesi ne olursa olsun fiilen işsizden bahsediyorsanız, bırakın rakam çarpıtıp bununla övünmeyi, ekonomiyi ve sosyal hayatı çok ciddi bir riske itiyorsunuz demektir.

 

Eğitim seviyesi tartışmalı, tüketim ekonomisine körüklenmiş toplumlarda, bir de yeni nesillere gelecek yaratmayıp, fazlaca da çocuk istiyorsanız, bilerek ya da bilmeyerek illegaliteye ucuz insan kaynağı yetiştiriyorsunuz demektir.

 

Bunu defaten söyledik. İşin bu alandaki risklerini çokça dile getirdiğim için tekrar aynı konuya girmeyeceğim. Bu rakamlar içinde sistematik olarak ve aylardır değişmeyen bir biçimde üretim ekonomisinin dışına kayan bir fotoğrafı ve demografik yapıyı dile getirmenin şu an daha hayati olduğunu düşünüyorum.

 

DİSK-AR Raporu’na göre de, resmi verilerle de doğrulandığı şekliyle 66 milyonu aşkın insan çalışma yaşamına girme potansiyeli taşırken, 35 milyon insanı istihdam edip, bunun tam zamanlı, kayıtlı çalışan sayısı 22 milyonun biraz üzerindeyse, gerçek tanımlı işsiz sayınız da sadece 13 milyonu aşmışsa durup düşünmeniz lazım.

 

Mesele sadece burada da bitmiyor. Çalışan insanların yüzde 60’a yakınını hizmet sektöründe istihdam ediyorsanız, tarımdan sanayiye kadar çalışan sayısı eriyorsa, bunu sadece tercih olarak nitelendiremezsiniz.

 

Bu bir yaratılan ekosistem çıktısıdır. Çünkü hizmet sektöründe çalışanların eğilimlerine baktığınızda da İŞKUR verileri baz alındığında iş arayanların da işe alımlarında ilk üç sırasında garsonluk, güvenlik personeli ve tezgahtarlık var.

 

Yani hizmet sektörünü istihdam ederken katma değerli turizm personelinden, yazılımcıdan vesaire de ağırlıklı olarak söz etmiyoruz. Türkiye’nin 33 yaş ortalamadaki nüfusunun en temel göstergesi budur.

 

İnsanlar neden bu üç mesleğe yöneliyor? Aslında son derece yüksek vasıf ve uzmanlık isteyen bu meslek dallarını bile, ucuz personele ortam sağlar hale getirerek niteliksizleştiren bir anlayış hakim oldu.

 

Çünkü insanlar en çabuk bu alanlarda iş bulacaklarını düşünüyorlar. Üstelik aldıkları ücretler de bir fabrikada ya da tarlada çalışmaktan çok farklı değil. Yoksulluk sınırının alt limitinin 120 bin TL’lere ulaştığı bir ülkede kimse asgari ücret vermemekle övünmesin.

 

Çalışma koşullarından eski kafalı işveren anlayışına, verilen ücretten sosyal haklara kadar geleceğin ekonomisine uyum sağlamayan işletmeler, bir de açlık sınırının biraz üzerinde rakam vererek bunu övünme vesilesi yapamaz.

 

Kamu yönetimi de meseleyi işveren kesime yükleyip, ağır maliyetlerle karşı karşıya bıraktığını, insan çalıştırmanın cezalandırıldığı bir sistem yaratmanın vebalinden kaçamaz. Elbette bu tablo bir birikim eseri. Ama o birikimin sebebi ekonomi sorunlar ya da rekabet edemeyen bir yapı değil. Tamamen yanlış ekonomik tercihlerin çıktısını yaşıyoruz.

 

cetinunsalan@yahoo.com



Bu yazı 84 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA