romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Çetin ÜNSALAN

facebook-paylas
Reel sektör sermayeden yiyor
Tarih: 16-09-2025 20:50:00 Güncelleme: 16-09-2025 20:50:00


Enflasyon rakamlarıyla ilgili tartışmalarının ortasında çok uzun zamandır dikkat çekmeye çalıştığım konuların başında ülkedeki üretici enflasyonu ile ilgili cevapsız sorular. Yüzde 120’lerden yüzde 20’ler seviyesine çekilen ÜFE’nin, tüketici enflasyonuna yansımaması nedense hiç üzerinde durulan bir konu olmadı.

 

Çünkü bir maliyetin fiyatlara yedirilmesi, doğal olarak tüketici enflasyonunu da yukarı yönlü itecekti. Neredeyse yüzde 100 enflasyon bu ülkede hokus pokus yöntemiyle yok edildi, zira bir yandan içte tüketici enflasyonu geriletirken, yurtdışında da kârlılıklarda anormal bir zıplama olmadı.

 

İhracat pazarlarında yukarı yönlü bir seyri bırakın kenara, ciddi pazarlıkların yaşandığını, hatta daha önce peşin çalışan müşterilerin vadeli mal istediğini de biliyoruz. Ne yazık ki rakam tutkusu içine düşmüş ve gözü bu nedenle kör olmuş bir ekonomi yönetimi anlayışla sıkıntıların büyüdüğünü gözlüyoruz.

 

Dışarıda pazar koşulları zorlaşırken, içte çöken satın alma gücüyle birlikte, maliyetleri fiyatlara yansıtamayan ve sürekli eriyen bir reel sektör gerçeği, bir ülke ekonomisi için üzerinde durulması gereken ana başlıklardan biriydi, umursanmadı.

 

Şimdi bu resmen ortaya konulmuş bir gerçek haline dönüştü. TÜİK 2024 yılı şirket bilançoları raporunu açıklayınca görüldü ki, satışları artan ama kârlılığı ve geliri düşen bir reel sektör fotoğrafıyla karşı karşıyayız.

 

2023 senesinde 52,3 trilyon TL’lik satış yapan reel sektörün kârı 3 trilyon 798 milyar TL idi. Mukayeseyi 2024 rakamlarıyla yaptığınızda ise, satışlar 78,2 trilyon TL’ye çıkıyor ama kâr 3 trilyon 746 milyar TL olarak kayıtlara geçiyor.

 

Yani daha çok malı, sermayesinden harcayarak, daha az kârlı bir biçimde piyasaya sürmüş, satış bazında tüketim ortaya çıkarırken, kârını kimsenin inanmadığı enflasyon kadar bile arttırmak bir yana, geriletmiş.

 

Buradaki alarm, önümüzdeki sürecin sürdürülemez olduğu gerçeğiyle birlikte okunmalıdır. Üstelik bunda henüz 2025 sonuçları yok. O kulvarda da sanayinin istihdamdaki payının sürekli azalması aslında bize çok şey anlatıyor.

 

Ne hikmetse bu fotoğrafta işsizliği bile düşüren, ama atıl iş gücünün yükselmesini engelleyemeyen, yani insanları işsiz saymayarak sorunu çözdüğünü zanneden bir ekonomi zihniyetiyle karşı karşıyayız.

 

Tıpkı enflasyonu kâğıt üzerinde düşürdüğünde başarı elde ettiğini, yüzde 4,8’lik büyümenin değil, fiyat artışlarının eseri olduğunu görmeden ortaya konulan yaklaşım gibi. Tüm bunlar üretimi esas alan bir ekonomi için olumlu sinyaller değil.

 

Fakat ‘ne sıkıntınız var’ diye sormak bir yana, kayıtlı firmaları daha çok vergiye boğan, merdiven altını görmezden gelen bir yaklaşımla, olan Türkiye ekonomisine oluyor ve kalıcı hasarlara yol açılıyor, farkında değiller.

 

cetinunsalan@yahoo.com



Bu yazı 9459 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA