Endüstri 4.0 ile başlayıp, karanlık fabrikalara kadar uzanan süreçte teknolojinin dönüşümü, dijitalleşme ve veri ekonomisinin yarattığı verimlilik ve hız, şüphe yok ki, hayatımıza girecek başlıca kavramlar.
Fakat meseleyi ütopyalaştırıp, insansız üretim süreçlerinden, ticaretten ve ekonomiden bahsedenlerin çok da gerçekçi olduğunu düşünmüyorum. Ben insansız ekonominin söz konusu olmayacağını, teknolojiyi kullanan profesyonellerin farkı yaratacağını düşünüyorum.
Ne yazık ki popüler gündem içerisinde de ‘siz yatacaksınız, makineler, yazılımlar, teknolojiler, robotlar sizin için çalışacak’ mesajı verilmeye çalışan bir dünya sürecinden geçiyoruz.
Öncelikle buna inanan aç kalır. Bir an için doğru olduğunu kabul edelim. Her şeyin standart olarak üretildiği, fabrikada çıkmışçasına mükemmel olduğu ve pazara sunulduğu ortamda rekabet olmaz.
Rekabet olmazsa, marka ve benzeri değerler yaşamaz. Onlar ortadan kalktığında da fiyat farkı oluşmaz. Fiyat farkının oluşmadığı ortamda da ekonomik sürdürülebilirlik kalmaz. Komünist sistemlerin temel batış nedeni budur.
Bu nedenle bu popüler gündeme kapılmadan, insan kaynağımızı, şirketlerimizi ve ekonomimizi doğruya adapte ederek, rekabetçi kılacak, üstüne de kreatif bakış açısıyla fark yaratarak öne çıkacak bir sistemi tartışmalıyız.
Yoksa gerisi ya boş muhabbet olur ya da bir gün para bulursak üretileni tüketebiliriz. Bu da farkın açılması ve kapanamaması anlamına gelir. Oysa bugün doğruyu yaparsak, fark da kapatır, sorunlar çözülür.
Elbette bu da ekonomi yönetiminin program diye sattığı temenniler manzumesi ile gerçekleşecek bir iş değil. Çünkü eğer bunu belli bir planlama dahilinde yapmıyorsanız, bir yeri yaparken diğer tarafı bozarsınız.
Çok dışında bir örnek vereyim. Zamanında deri ve deri mamulleriyle ilgili, üretimin desteklenmesi amacıyla ithalata gümrük vergisi getirildi. Hatta vergi oranlarında bile değişiklikle üreticiyi koruma hamlesi yapıldı. İyi niyetli bir yaklaşım değil mi?
Fakat sen ülkede ne üretiliyor ne üretilmiyor envanterini yapmadan, böyle toptancı bir zihniyetle uygulama yaparsan, niyet iyi olsa bile, sonuçta ithal edilen ürünün Türkiye’de karşılığı olmadığı için dönüp üreticinin maliyetlerini alt üst ettin. Ve inanın bana bu defaten birçok sektörde yaşandı.
Derler ya cehenneme gidin yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir diye… Şayet bir planlaman, çalışman yoksa kaş yapayım derken göz çıkarma ihtimalin artarken, elindeki potansiyeli de heba etme ihtimalin güçleniyor.
Ve bu kural çanta yaparken de aynı, üreticiyi dijitalleştirirken de, dijital ekonominin aktörleri olacak şirketleri çıkarırken de aynı. Kafa göre takılarak ekonomi yönetemezsin. Her hareketinin mantığı, neden sonuç ilişkisi ve sonuç sağlaması olması lazım.
Aksi takdirde hem potansiyel heba olur, hem fırsatlar kaçar, hem rekabet edemez bir sektörler bütünü yaratır, hem de niyetlenenlerin de yanlış yatırımlarla parayı sokağa atıp, sonuç alamamasına neden olursun. Sonuç mu? İnsansız sadece teknoloji değil, ekonomi yönetmek de sonuç vermez.