Trump’ın dünyaya saldığı ve hukuktan geri dönüşüyle yetki aşımı olduğu kanıtlanan gümrük vergileri, sadece ülkeler arasındaki dengeleri sarsmadı. Yarattığı enflasyon riskiyle beraber, tedarik zincirinde de kırılmaları yarattı.
ABD yönetimi bununla da yetinmedi, üzerine İran müdahalesiyle birlikte, Hürmüz’le bağlantılı olarak yeni bir fitili daha ateşledi. Başta gıda fiyatları olmak üzere, dünyanın önümüzdeki süreçte yepyeni bir enflasyon, hatta stagflasyon riskiyle karşı karşıya olduğu artık çok açık bir gerçek.
Tekrar gümrük salmasına gelirsek, Yüksek Mahkeme’nin kararına rağmen, karar tanımaz tutumunda ısrar eden Trump hülle yollu ara gümrükleri devreye soktu. Halen AB ile yaşanan tartışmaların da bunun eseri olduğunu akıldan çıkarmamak lazım.
Fakat ABD’de Yüksek Mahkeme, ikinci kez Trump’a geçit vermedi ve ‘yetki aşımı’nın altını çizerek, uygulanan gümrük vergilerinin geçersiz olduğunu ifade etti. Daha henüz ilkinin maliyeti atlatılmamışken, şimdi ikincisi ile ilgili yeni bir açmazı da dünyanın ve ABD ekonomisinin göbeğine bıraktı.
Tüm bunların öncesinde, yani göreve başlayıp gümrüklerle ilgili kararnameleri imzalamadan önce, seçilmeden başlattığı, sonrasında da sürdürdüğü Fed tartışması ise gitgide kritik bir hale dönüştü.
Şimdi 15 Mayıs itibariyle Trump’a yakın bir ismin Fed’in başına geçeceği açık. Her ne kadar Warsh, yaptığı konuşmalarda ekonomik kriterleri baz alacağını söylese de, Fed yönetimi içinde çekinceler olduğu gözleniyor.
Bu nedenle Powell geleneği bozarak guvernör görevine Ocak 2028’e kadar devam edeceğini açıkladı. Geleneğe baktığınızda Fed başkanlarının görevlerinin ardından, bu alandan da çekildiği biliniyor.
Powell’ın devam etme kararı ise, ABD Merkez Bankası üzerinden, dünyaya etki edecek keyfiyet riskini ve yeni problemleri de öngördüğü anlamına geliyor. Bu elbette ABD’nin sorunu diyerek işin içinden çıkabilirsiniz.
Fakat Trump’ın hukuk tanımaz, günübirlik ve inatçı tutumunun, sadece kendi ekonomisinde enflasyon başta olmak üzere riskleri yaratmadığını, bunun bağlantılı dünya ekosistemi içerisinde ticaretten finansa kadar her alana etki ederek, dünya ekonomisini etkilediği göz ardı edilemez.
Trump’un önümüzdeki süreçte hangi akıl zorlayan işlere imza atacağını bugünden kestirmek elbette mümkün değil. Ama mevcut yaklaşımları, kararları ve uygulamaları bir riskin varlığını açıkça ortaya koyuyor.
Bu risk ve belirsizlik ise ekonomik bazı problemlerden daha etkili hale geliyor. Dünya için de geçerli, ama kaynağa ihtiyacı olan, ihracat pazarlarında dinginlik isteyen yapısıyla sorunları yönetilebilir olmayan Türkiye’nin ekonomik kararlarında bunları da göz önüne alması son derece önemli. Rakam peşinde koşanlara duyurulur.