Tanımlar fiyakalı olunca, anlaşılması zor oluyor. Günün sonunda ülkenin tüm varlığıyla yükümlülüğü arasındaki zararı basitçe anlatmak gerekirse, cebinizdeki paranın borcunuzun ancak yarısı olduğunu düşünerek analiz edin.
Bu sizin finansman ihtiyacınızdan, kamuda yatırım diye görülebilecek sizde ihtiyaçları karşılayacak para olarak adlandırılacak rakamın olmaması gibi ifade edilebilir. Yani büyük bir finansal riskten bahsediyoruz. Bire bir aynı değil, ama anlaşılır hali böyle tanımlanabilir.
Merkez Bankası’nın açıkladığı verilere göre Nisan 2026 itibariyle yurtdışı varlıklar 406 milyar dolar, yükümlülük 808 milyar dolar. Açık 402 milyar dolara denk geliyor. Bu zaten yeterince problemli bir fotoğraf.
Ama garip olan bu değil. Yani en azından Türkiye ekonomisinin durumunu, hukuktan yatırım ortamına kadar şartlarını göz önüne aldığınızda sürpriz değil. Garip olan bir ay içerisindeki sıçrama.
Mart 2026 verilerine baktığınızda açık 360 milyar dolar. Neredeyse 40 milyar dolar artmış. Yurtdışı varlıklardaki yükseliş sadece 7 milyar dolar. Ama yükümlülükler anormal yükselmiş. Neredeyse 52 milyar dolar.
Bunun birkaç anlamı olabilir. Borcunuzu ödeyip, yerine para koyamamış olabilirsiniz. Yüksek ve rakamını bilmediğimiz swap ödemeleri dengeyi bozmuş olabilir. Anormal faiz oranlarıyla yeni borç bulmuş olabilirsiniz.
Seçenekleri arttırabiliriz. Ama vaka şu ki, bu ekonomik tablo sağlıklı bir görüntü vermiyor. Kapı kapı para arayan ve bulamayan, bu nedenle de carry trade yatırımcısına muhtaç hale gelen bir ekonomi yönetiminin bunun izahını yapması gerekmez mi?
İşin en acısı da bu yükümlülüğün nedenini tam olarak bilmiyor olmamız. Finans piyasaları enstrümanları içerisinde yaşanan gitgeller, alınanlar satılanlar, borç ya da swap uygulamaları hiçbir şeffafça ortaya dökülmüyor.
Ne bütçe açıklarına sebep olan gerekçeleri tam anlamıyla öğrenebiliyoruz ne yüzde 100’den fazla artan faiz ödemelerimizin ekonomimiz adına ne demek olduğunu. Sürekli bir fatura ödeyen halde, sümenin altında para olduğunu söyleyip, kapı kapı para arayan ama sonuçta hanemize zarar yazan bir yaklaşımın ekonomide başarı diye anlatılmasından yorulmadınız mı?
İçte siyaset gündemiyle gölgelenen vatandaşın durumundan reel sektörün açmazlarına kadar bir dizi problem varken, hukuken son derece net bir konu üzerinden muhalefet partisine kaos yaşatmanın, sektörlere önce denetim kayyumu atayıp, sonra kaldırmanın, bir vakıf üniversitesine kapat aç yapmanın kıyısında 402 milyar dolar pozisyonu yükümlülüğe çevirmiş bir ekonomi. Sizce başka bir probleme gerek var mı?