romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Çetin ÜNSALAN

facebook-paylas
Ara zam beklentisi
Tarih: 01-07-2025 22:02:00 Güncelleme: 01-07-2025 22:02:00


Vatandaşın bir numaralı gündem maddesinin geçim haline dönüştüğü ülkemizde, temmuz ayının girmesiyle birlikte, herkesin gözü emekli maaşlarından asgari ücrete kadar gelirlerde ara bir zam beklentisine çevrildi.

 

Meseleye gelirlerin yetersizliği ve eriyen satın alma gücü açısından baktığımızda bu düzenlemenin yapılması elzem. Nereden kaynak bulunacağı ise iki boyutlu bir çözümü beraberinde getiriyor.

 

Öncelikle iktidar gereksiz ve israfa kaçan harcamalarında gerçek anlamda musluğu kısacak ve emeklilere yaşamaya yetmese de, şimdilik nefes almayı sağlayacak bir düzenlemeyi yapacak. Sosyal güvenlik kasasında toplanan paraların yanlış yönetilmesi ve çarçur edilmesi, zamanında kumbaraya para koyanların suçu değil.

 

O yüzden ekonomi yönetimi nezdinde iktidar bunun çözümünü tercihlerini ve lüks harcamasını keserek yapacak ve o lüksek harcama memurların servisleri değil. Asgari ücret boyutuna geldiğimizde ise işler biraz daha çetrefilli.

 

Çünkü burada maliyet, zaten sıkışmış halde olan reel sektörün sırtına yükleniyor. Bu nedenle oradaki yükü de kamu alacak. İlk planda yine anlamlı bir zam yapılacak ve sonrasında da asgari ücret, ortalama ücretten çıkarılacak. Bu da tamamen işverene yüklenerek yapılamaz. En az iki sene, yani sistemi düzeltene kadar da prim ve vergilerde anlamlı bir destek sağlanacak.

 

Bu para zaten kimsenin tasarruf yapmasına ya da yastık altına atmasına olanak tanımadığından, iç piyasa hareketlenecek, bir miktar enflasyon kontrollü olarak göze alınarak, buradaki ticaretten kaynaklı vergilerle de finanse edilecek.

 

Mevcut hükümetin bunu yapmaya niyeti var mı? Bence niyeti olsa da önündeki en büyük açmaz, makasın tamamen açılmış olması ve ne verilirse verilsin sorunu çözmeye yetmeyeceği gerçeği.

 

Türk-İş’in son açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırına bakarsak, ilk planda yapılması gereken, bir hanede iki kişinin asgari ücretle çalıştığı düşüncesinden yola çıkarak, 85 bin TL’lik yoksulluk sınırının yarısı olan 45 bin TL’ye çıkarılmasıdır. Emekli maaşlarının da idealde, yani 2016’dan beri yenilen hak düşünüldüğünde asgari 50 bin TL, gerçekçi olmak gerekirse de 30 - 35 bin TL seviyesine yükseltilmesidir.

 

Aradaki makasın çok açıldığı tam da burada belli oluyor. Hatta alınan ücretlerin yaşam gerçekleriyle ilişkisinin koptuğu da çok net görülüyor. Peki Şimşek zihniyetine rağmen bu yapılabilir mi?

 

Ben halen bu maaşlarla işin sürdürülebilirliği kalmadığı ve anlamlı rakamlar vermenin de bu kadar plansız bir ekonomi yönetiminde mümkün olmadığını düşünerek, bu yıl içinde bir seçim beklentimi koruyorum.

 

Şayet mesele seçim ise de teşbihte hata olmazsa iktidarın tek atımlık barutu kaldığını biliyoruz. Yani seçimi kaybederse faturanın devredildiği, kazanırsa da, beş yıllık süreç içinde çözmeye çalışacağı bir durum ile karşı karşıyayız.

 

Fakat buradaki handikap ne verileceği? 14 bin 500 TL’yi, 20 bin TL, 22 bin 140 TL’yi de 30 bin TL yaparak işin içinden çıkabilmek mümkün değil. Kâğıt üzerindeki enflasyona da kimse inanmıyor, çünkü sağlamasını pazara çıktığında yapıyor. Ayrıca iyimser açlık sınırı olmuş 26 bin TL. Doğru olsa bile maksimum üstünde kalma şansı 2 ay.

 

O zaman ya baskı artacak ve seçime kadar ses çıkarılmaması artan tansiyonla sağlanmaya çalışılacak ya da anlamlı artışlar yapılıp seçime gidilecek. Elbette bir seçenek daha var. Kutuplaşma siyaseti sürdürülür ve hamasetle gittiği kadar oynanır. Ama bunun sürdürülebilirliği yok, zira iktidar adına erime yaratıyor.

 

Neticede ben ne bekliyorum diye kendime sorduğumda, ya gittiği kadar oynanacak ya da anlamlı artışlarla seçime gidilecek. Seçime de zam yapılırsa Şimşek ile gidilmeyeceği ve faturanın ona yıkılacağı açık gözüküyor. Şimşek ile devam edilirse de, tek yol gittiği kadar gibi gözüküyor.

 

Sonuç mu? Ekonomide kaynak yönetiminde tercihler değişmezse, planlı ve programlı bir ekonomiye geçilmezse her şartta geçim zorluğu ve ağırlaşan fatura vatandaşa kalır. Ekonominin makro tarafı mı? Bence orada istatistiklerin tüm boyası her şartta dökülür.

 

cetinunsalan@yahoo.com



Bu yazı 13507 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA