Rakam tutkunu ekonomi yönetimi ABD’de fonlara Türkiye ekonomisini resmi rakamlar üzerinden anlatırken, ülkedeki vatandaş gerçeği bir kez daha acı bir şekilde gözler önüne serildi.
Ülkede enflasyon oranlarının neredeyse sağlaması olan, resmi açıklamaların dahi altında kaldığı Türk-İş tarafından açıklanan açlık sınırının bile, gerçeklerin çok ötesinde rakamlardan oluştuğu bir kez daha ortaya çıktı.
Türk-İş’in Dünya Sağlık Örgütü’nün standartlarına göre sağlıklı ve dengeli beslenme için gereken kalori miktarı üzerinden hesapladığı, sadece gıda harcamasını baz alan ve Ankara’daki pazar ve marketlerdeki en düşük fiyatları esas alarak oluşturulan rakamdır açlık sınırı.
Mart 2026 itibariyle bu rakam 32 bin 793 TL… Buna kire ulaşım, eğitim ve sağlık gibi harcamaları kattığınızda ise bulunan yoksulluk sınırı 106 bin 817 TL… Türkiye’deki maaş ve aylıklara baktığımızda bilhassa yoksulluk sınırının yakınından bile geçmediğimiz çok açık.
Fakat gözüken o ki, açlık sınırı da son derece mütevazı rakamlardan oluşuyor. Toplum Çalışmaları Enstitüsü tarafından açıklanan 2026 ilk çeyrek araştırmasının sonuçlarına göre, 4 kişilik bir ailenin ideal beslenme endeksi 51 bin TL’ye ulaştı.
Yani asgari ücretin net 28 bin 75 TL, en az emekli maaşının 20 bin TL, ortalama gelirlerin de 40 bin, emekli maaşının da 28 bin TL’lerde gezdiği ülkede yaşayanların dramı çok büyük. Çünkü ne ortalama maaşlar ne de emekli aylıkları, ideal beslenme rakamını bile yakalayamıyor.
O zaman ülkedeki açlık sınırının da 51 bin TL olarak kabul edilmesi gerekir. Neden mi? Gerekçesini raporlamadan aktaralım: “Sağlık Bakanlığı’nın TÜBER 2022 referans menüleri baz alınarak hazırlanan endeks, 2026’nın ilk üç ayında gıda fiyatlarının kümülatif olarak yüzde 20’yi aşan bir artış gösterdiğini kanıtladı. Mart 2026 sonu itibarıyla, büyüme çağında çocuğu olan 4 kişilik bir ailenin günlük mutfak masrafı 1.706,99 TL olarak hesaplandı.”
Yani bizzat bakanlığın ortaya koyduğu baz değerler üzerinden yaptığınız bir hesaplamaya göre bile 51 bin 180 TL’ye ihtiyacınız var. Ne için? Sadece ideal besine ulaşmak adına… Bu fakru zaruretin açık bir göstergesidir.
Finans odalarında ekonomi anlatanların, vatandaşın durumunu göz ardı ederek bir potansiyel ortaya koymalarının hiçbir anlamı kalmıyor. Hadi diyelim ki vatandaşın durumunu önemsemediniz.
Fakat hiçbir yatırımcı iç piyasa hacmi ya da tüketim gücü olmayan bir pazara yatırım yapmak istemez. Muhatabınız kumarbaz değilse, finansçıların da iç hacmi olmayan pazara girmeyeceğini biliyoruz.
Geriye de salt günlük para peşinde koşanlar kalıyor ki, onun da ilk petrol rallisinden bizi terk ettiği açık. Halen rakamlarla ekonomi yöneteceğini düşünenlere ithaf olunur.