Özellikle Trump’ın gümrük vergileriyle başlayan enflasyon endişeleri, ardından İran hamlesi, Hürmüz temelli enflasyonist ortam sıkıntısı bir inatlaşmanın ne tip sonuçlar getirebileceği konusunda da soru işaretlerini arttırıyor.
Trump’ın FED’den faiz düşüşü beklediği biliyoruz. Öte yandan ajanda da yılın sonuna kadar faiz artışı ihtimali olduğu da ekonomi raporlarına yansımış vaziyette. Dünyadaki büyümenin de ters yönlü olduğunu düşünürseniz, sadece iyi gelen işsizlik rakamları durumu kurtarır mı, tartışılır.
Eğer ısrar devam ederse ve faiz düşüşü, enflasyona rağmen yapılırsa, bunun bizdeki faiz neden enflasyon sonuç dönemlerindekine benzer bir tabloyu ortaya koyma olasılığı çok da sürpriz olmaz.
Faizi beklentilerin üzerinde yükseltmek zorunda kalırsa da, bunun hem ABD reel sektörü, hem devletin borçlanma maliyetini yukarı taşıyacağı açık. Tump bildiğiniz göreve geldiğinden beri arı kovanına çomak sokarak, ülke ekonomisini, bağlantılı olarak da dünya ekonomisi bir açmaza doğru sürükledi.
En önemlisi Hürmüz kapalı kaldıkça, enflasyonist etkinin yukarı yönlü baskı yapacağını biliyoruz. Mesele çözülürse de, kısa vadede faturanın ortadan kalkma ihtimali bulunmuyor. Şimdi ortaya konulacak tavır ve sonuçları hep birlikte merak edilen soruların başında geliyor.
Ayrıca FED içinde de net bir yapı yok. Bir önceki dönemle, Trump baskısına direnmesi soru işaretli grubun çatışmasının sonuçları ne olacak, bilinmiyor. Fakta tüm bu kargaşa, ekonomide stagflasyon ihtimallerini güçlendiren ya da sadece enflasyona razı olan bir yapı tartışmasını beraberinde getiriyor.
Hesapsızca atılan adımlar, söylemler, hedefler de tutmayınca bumerang misali dönüp ekonomiyi vurmaya başladı. Elbette bu ABD’nin sorunu deyip işin içinden çıkmak da mümkün.
Fakat sizin ekonominiz girdilerinden sıcak finansmana kadar dünyaya bağımlı hale gelmişse, ticaretinizde kâr marjlarınız düşerken faiz ödeminizden döviz gelirlerinize kadar dünyanın nabzına bağlı ise, açmazlar büyüyor.
Yani ABD ekonomisinde başlayacak bir rüzgârın bize fırtına olarak gelmesi yüksek ihtimal dahilinde. Bununla birlikte baskılı kurun nasıl sonuç vereceği, senelik ihtiyaç olunan paranın bulunup bulunamayacağı, bulunursa hangi maliyetlerle ve bedellerle karşımıza çıkacağı büyük soru işaretleri olarak önümüzde duruyor.
Ama nasılsa bizde sorunun çözümü belli. Atarsın topu dış etkenlere, içeride yaptığın yanlışları konuşmazsın, olur biter değil mi?