|
Tweet |
Vakıf;
tedavi süreçlerinde, çevreye duyarlı ve kaynakları koruyan
bir dönüşüm projesi başlattı.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin
31. Taraflar Konferansı’nın (COP31) bu yıl, Türkiye’de gerçekleştirilecek olması sebebiyle;
proje, daha da fazla önem kazandı.
.jpg)
Ağustos ortası itibarıyla;
TBV Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi’nde uygulamaya alınan
Diyalizde Sürdürülebilir Su Yönetimi Modeli ile
hemodiyaliz tedavisinde kullanılan,
Ters Ozmoz (R.O.) su arıtma sisteminde drenaja giden su;
kurulan geri kazanım altyapısıyla, yeniden tesis kullanımına kazandırıldı.
Bu çalışma;
Türkiye’deki diyaliz merkezlerinde,
arıtma atık suyunun sistemli biçimde yeniden değerlendirilmesine yönelik
ilk örnek olma özelliğini de taşıyor.
Klinik tedavi alanına girmeyen,
hastayla temas etmemiş ve
yalnızca hemodiyaliz öncesi arıtma aşamasında,
mineral/iletkenlik dengesi sebebiyle ayrıştırılan ve kanalizasyona gönderilen bu su,
şimdi temizlik ve çamaşırhane alanlarında değerlendiriliyor.
Proje, Temmuz 2026’da başlatıldı ve
ilk ayda, 46 bin litre şebeke suyunun boşa akması önlendi
Şebeke suyu kullanımı ve atık su miktarındaki düşüş,
ekolojik faydanın yanında; kurumsal maliyetlerin azaltılmasına da katkı sundu.
Sağlık Bakanlığı laboratuvar testleriyle,
hijyen standartlarına uygunluğu tescillenen su;
merkez genelinde, güvenle kullanılmaya başladı.
Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi’nde elde edilen verilerin ardından;
projenin, Türk Böbrek Vakfı’nın diğer merkezlerinde de uygulanması hedefleniyor.
Diyaliz tedavisinin, su kaynaklarına bağımlı yapısına dikkat çeken
Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk,
çalışmanın önemine ilişkin; şu değerlendirmede bulundu:
"Vakıf olarak, yıllardır;
'Suyu israf etme, hem böbreğini hem doğayı koru' diyerek;
suyun, bedenimiz ve dünya için hayati değerini anlatıyoruz.
Hemodiyaliz tedavisi, doğası gereği;
saf su kullanımını gerektiriyor,
ancak; arıtma esnasında dışarı atılan suyun
boşa gitmemesi için
Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezimizde kurduğumuz
bu etkili geri kazanım sistemiyle;
ilk ayda, 46 bin litre suyu tasarruf ettik.
Sağlık hizmeti sunarken;
çevreye ve doğal kaynaklara yük olmamak,
temel sorumluluğumuzdur.
Amacımız;
bu uygulamayı,
Türk Böbrek Vakfı’nın diğer diyaliz merkezlerine de taşıyarak;
böbrek sağlığı alanında,
sürdürülebilir ve uygulanabilir bir örnek model yaratabilmek.
Bu yıl, COP31’in ülkemizde gerçekleştirilecek olması;
iklim değişikliği ve çevresel sürdürülebilirlik konularını
ülkemizin gündeminde, daha da önemli hale getiriyor.
Türk Böbrek Vakfı olarak;
biz de sağlık hizmetlerinin çevresel etkilerini azaltmaya yönelik çalışmalarımızla
bu sürece katkı sunmayı, su başta olmak üzere;
doğal kaynakların verimli kullanılması konusunda,
sağlık sektörüne örnek olacak uygulamaları, yaygınlaştırmayı hedefliyoruz.”
Diyaliz tedavisinde kullanılan suyun, tamamının geri kazanılması mümkün değil.
Ancak; uygun nitelikteki suyun, yaklaşık yüzde 18-20’sinin geri kazanılabileceği varsayıldığında;
Türkiye genelinde, yılda yaklaşık 400-500 milyon litre suyun,
yeniden kullanılma potansiyeli bulunuyor.
Başka bir ifadeyle;
doğru sistemler yaygınlaştırıldığında,
her yıl; yüz milyonlarca litre suyun boşa gitmesi, önlenebilir.